--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kur’an’la netleşmek

İlhan Oral
İlhan Oral

Bizim birçok alanda kültürel hazinelerimiz vardır. Bu hazinelerle her insan ya da her müslüman kendini ciddi bir teste tabi tutsa, kendi kendine net bir netice elde etme imkânına kavuşur. Her tür kültürel değerimiz, bizim için önemlidir. Çünkü kültürel değerlerimiz genel olarak Kur’an ve sünnet delillerimizden alınmıştır. Dört Şer’i delilden ilki ve hepsinin bağlı olduğu delil Kitap yani Kur’an delilidir. Kur’an, bilgilerin, en sağlam, en güvenilir ve en net delilidir. Yüz dört ilâhî kitabın sonuncusudur. Beşer iradesinin müdahale edemediği yegâne kaynak ancak Kur’an-ı Kerim’dir. Peygamberler zincirinin sonuncusu Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’dir. Kur’an’ı eksiksiz kabul edip yaşayan O’dur. O ilâhî emrin en emin, en sağlam ve en hassas muhatabı ve uygulayıcısıdır. 

“Allah’a iman ettim de sonra gereği üzere doğru istikamet tut” emrinin ilk muhatabıdır. O, Allah Teâlâ’dan başka hiçbir kuvvete boyun eğmeyen ulu bir şahsiyettir. Bütün bunlar gösteriyor ki, O, en sağlam delile dayanarak ve en net mücadele vererek en mükemmel başarıya kavuştu. Yirmi üç senelik bir mücadele hayatında Arap yarım adasının cahiliye Araplarının cehalet bataklığını kuruttu, müşriklerin tüm sahte tanrıcılarını sildi süpürdü, ortadan kaldırdı. Nice nice kültürel sapkınlıkları değiştirdi ve İslam’ın hayat iklimini gerçekleştirdi. Vurguncu, soyguncu, putperest toplumları, insanlık tarihinin en örnek nesli olarak yetiştirdi. Kostantiniyyeyi hedef gösterdi ve daha sonra gelecek inananlarına fethi müjdeledi. Seçkin sahabelerine, “Nefsim yedi kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, bir çoban koyun sürüsünü Yemen’den Şam’a götürecek, sürüsüne kurt musallat olmasından başka hiçbir şeyden endişe etmeyecek” haberini verdi. Mülkün ve hükmün sahibi Allah Teâlâ’dan getirdiği sistemin âdil düzen olduğunu ve bununla insanlığın ne denli mutlu olacağının teminatını verdi. O şanlı Peygamber Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem yaptıklarını kendiliğinden kendi gücü ile yapmadı. Elbette kâinat mülkünün rakipsiz hükümdarı Allah Teâlâ’dan aldığı emirleri katıksız ve net olarak uyguladı. Zaten O, Kur’an’ın net ve kesin olduğuna tam inanmıştı. İşte Kur’an’ın net ve kesin oluşunun birkaç örneğini görmenin tam yeridir. Sonra ey Resûlum, seni “din” adına bir şeri’at üzere görevlendirdik. 

O halde sen o şeri’ata uy da, ilmi olmayan cahillerin arzu ve isteklerine tabi olma. (Casiye:45/18) Bu ilmi olmayan cahillerin Kur’an’da çok farklı tanıtımları vardır. Bunların en ilginci olarak bir ayet meali meseleyi aydınlatıcı niteliktedir. Bu ayet mealinde müşriklerin basitlikleri afişe edilir. Bu ayetteki manayı anlamak için ibretle dinlemekle hikmeti idrak edilebilir. Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, akledecek kalpleri veya duyup işitecekleri kulakları olsun. Gerçek şu ki, gözler körleşmez fakat göğüslerdeki kalpler kör olur. (Hac:22/46) Kur’an hakikatlerini anlamayacak kadar kulakları duymaz olmuş, kalp gözleri kör olmuş olanların, insanî fonksiyonları sıfırlanır. Onun için Kur’an, kalp aklı ve lüb aklı olanlara hitabın dozunu artırarak uyarıcı ilkelerini gözler önüne sunar. Önce Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hitap eder ve peşinden kıyamete kadar gelip geçecek bütün müslümanlara hitabını sürdürür. Anlaşılıp uygulanmasını akıl sahiplerine bırakır. Gerçekten biz sana Kitabı hak olarak indirdik ki insanlar arasında, Allah’ın sana gösterdiği şekliyle hüküm veresin ve hainler için savunucu olmayasın. (Nisa:4/105) Ayette müslümana ağır sorumluluk yükleyen görevler verilmiştir. “Ben net bir müslümanım” diyebilecek sorumluların bunun karşısında yapmaları gereken Allah Teâlâ’nın emrettiğini ayniyle yerine getirmektir. Müslümanlar için bundan başka hiçbir davranışın geçerliliği yoktur. 

Buna göre her hangi müslümanın kalitesinin ortaya çıkması için bir başka ayette Rabbimiz Allah Teâlâ bütün insanları ilgilendiren ve sorumlu müslümanın aslî görevlerinden birini dile getiriyor. Elif Lâm Râ. Bu öyle bir Kitaptır ki, bunu sana, insanları yoğun karanlıklardan nûra, O Azîz, Hamîd’in yoluna çıkarasın diye indirdik. (İbrahim:14/1) Ayetin mealini okuduktan sonra kendi kendimize ısrarla soru soralım. Cenab-ı Hak bu hükümleri laf olsun diye mi indirdi? Yoksa bunların benimle uzak yakın ilgisi yoktur. Bunlarla benden başkaları ilgilensinler, demek yanlıştır. Şimdi bunlardan yeteri düzeyde dersini almak istemeyen kalbinde iman kırıntısı bulunan müslümanları derinden etkileyecek bir başka ilâhî uyarıyı gözden geçirelim. Kendisine Rabbinin ayetleriyle öğüt verilip de sonra onlardan dönüp yüz çeviren kimseden daha zâlim kim olabilir? Hiç şüphesiz ki biz suçlu günahkârlardan intikam alıcılarız. (Secde:32/22) Şimdi başımızı iki elimiz arasına alalım ve ciddiyetle İslam ülkelerinin viraneye dönen halini, on binlerce anasız babasız kalan yetimlerini, yuvaları harabeye dönmüş ve hayatta dayanacakları bir şeyleri kalmamış insanları, düşünüp telepati yapalım. Yıkılarak yakılarak moloz yığını haline çevrilen İslam beldeleri sinsi ve canavar İsrail’e peşkeş edilmek üzere hazırlanan o diyarları bir daha düşünelim. Ehli salibin sırtlanları ve çakalları, diyarı İslam’ı harap ettiklerini iyice düşünelim. Esselamu aleyküm. 

 

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle