Kur’an Kursları ve düşündürdükleri
Bundan önceki yazımızda bazı iddialarda bulunduk. Aslında bunlar, iddia olmaktan öteye tam anlamıyla hakikatin kendisidir. Ama böyle olmasına rağmen bu söylemler de elbette ispat ister.
Daha öncede ifade ettiğimiz gibi, Kur’an, hayal ötesi bir manevi güce sahiptir. Kolay öğrenilir. Bu kolaylık yalnızca okunuşunda değildir. Kolay anlaşılır. Emir ve hükümleri de kolaylıkla yaşanır. Bununla ilgili Kur’an’ın etkin ve ısrarlı ifadeleri vardır.
Kamer süresinde dört defa tekrarlanan ilginç bir ayet gerçekten birçok mesajı ibretler tablosu halinde sunmaktadır.
Müşabih ayetlerden olan ve hikmetlerle sunumu yapılan bu ayetler hikmet manzaraları konumundadır. Nûh, Hûd, Semûd ve Lût kavimlerinin isyanlarını hikâye ettikten ve çıkardıkları isyanlarının acı yüzünü fotoğrafladıktan sonra nasıl helâk olduklarını anlatır. Helâk oluşlarını anlattıktan sonra her defasında aynı ayet tekraren zikredilir. Ayni ayet dört defa bu dört kavmin helâkini anlattıktan sonra ibretle tekrarlanır.
Andolsun ki, biz Kur’an’ı zikir (ibret alıp hayatın her alanını düzenleyip onurlu yaşamaları)için kolaylaştırdık. Düşünüp bundan ibret alan var mı? (54/17,22,32,40)
Müslümanların malik oldukları veya olması gerektiği maddi ve manevi her şeylerini en etkin ve en verimli nitelikte düzenleyen düstur Kur’an’ı Kerîm’dir. Bunu manidar haliyle yine Kur’an atmosferinde rahatça görüyoruz.
Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki bütün zikriniz (şerefiniz, şanınız, hayatınız, eğitiminiz, gücünüz, ekonominiz) ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? (Enbiyâ:21/10)
İşte Kur’an bu vesile ile Mümin müslümanların akıllarını zorlayarak, içindeki yüce değerleri her alana yayarak gerçekleştirmelerini ön plana alıyor. Etkin, yaygın, verimli eğitimi ve ayni zamanda Kur’an öğretimini önemseyerek gündemlerine almalarını öğütlüyor.
Özellikle burada önemli bir hakikati ibreti âlem için ciddiyetle değerlemeye çalışalım. Kur’an’ı müslümanların öncelikli temel değer olarak kabul etmelerini ısrarla telkîn etmesine rağmen, Kur’an’ın uyarılarını müslümanların pek ciddiye almadıkları her kesçe bilinmektedir.
Allah celle celaluh ısrarla Kur’an’ın kolaylığını telkîn ediyor, müslümanlar ise inadına zorlaştırmak için bu konudaki maharetlerini ustaca yürütmeye özen gösteriyorlar. Sanki Kur’an’ın içeriği müslümanlara hiçbir şey anlatmıyor ve yalnızca fonetik çalışmalarından sorumlu olduklarını hayal ediyorlar.
Müslümanların bunu niçin yaptıkları hakkında fikir yürütmek güçleşiyor. Buna rağmen Cenabı Hak ısrarla Kur’an’ın kolay öğretildiğini, kolay öğrenildiğini, manasının kolay anlaşıldığını ve özellikle tedebbür edilmesini ve tebyin yöntemi ile insanlara açıklanmasının gerekli olduğunu ve daha nice sorumluklarının yerine getirilmesi gerektiği hakkında uyarılarını sürdürmektedir.
Ama Duhan süresinde Allah Teâlâ; Ey Resulüm! Bu Kur’an’ı, işin gerçeğini iyice değerlendirip anlarlar diye senin dilinde kolaylaştırdık.(44/58) diyor. Bununla daha ileri düzeyde uyarı sinyalleri veriyor. Kur’an gerçeğine daha çok önem yüklüyor.
Meryem süresinde ise uyarı içerikli ilgili ayette; İşte ey Rasûlüm! biz bu Kur’an’ı ancak onunla muttakileri müjdeleyesin ve inatçı kavmi korkutup uyarasın diye senin dilinde kolaylaştırdık. (19/97) Bu deliller ile beraber Resûlullah sallallahu aleyhisselamın “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjdeleyin nefret ettirmeyin.” uyarısı önemlidir. Bu hadis meseleyi uygulamada işin inceliklerini hassasiyetini ve önemini ortaya koyuyor.
Yukarıdaki beyanlar karşısında sorumlu müslümanların Kur’an’ı Kerîm’i kolay öğretmeleri inançları gereği olarak bilmeli ve gereğini yapmalıdırlar.
Kolay Kur’an öğretme hususunda psikolojik metotları çok üstün beceriyle kullanmak gerekir. Normal zekâ sahibi insanlar üç saatlik bir emekle Kur’an’a heceleyerek başlayabilmektedirler.
Müslümanların bunu gözardı etmeleri her halde hiçte hoş karşılanmayacak büyük bir vebaldir. Konuyu biraz daha açmak üzere haftaya İnşaallah. Esselamü aleyküm.







