--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kur’an korkusu

İlhan Oral
İlhan Oral

“Kur’an korkusu” ifadesi değişik alanlarda ilgi çekebilir, farklı tepkilere de yol açabilir. Herkes, kendi birikimleri ile bilgi sermayesine göre bir şeyler söyleyebilir.

Her şeye rağmen gerçekten “Kur’an korkusu” herkeste tahmin edildiğinden de çoktur ve çok da yaygındır. İnsanların çoğu bunun farkına varamaz, kimileri de gizli ve anlamsız duygularla bir nevi savunma mekanizmalarını çalıştırırlar ve ustaca işin altından sıyrılıp gizlenmeyi yeğlerler.

Denilebilir ki, Kur’an’dan kim korkar? Net bir ifade ile cevap vermek gerekirse herkes korkar. Ateistler, komünistler, sosyalistler, kemalistler, liberalistler, demokratlar, laikler, siyonistler, ehli salip ve diğer gayrimüslim olanların tamamı korkar.

Haydi diyelim ki onlar kendi inançları doğrultusunda yürüdükleri ve ezberlerini sorgulayacak aklî dengelerini, toplumsal aidiyetlerini ayarlayamadıkları için korksunlar. Hiç olmazsa onlar, âhiret âleminde mazeret ileri sürmeye yeltenirler.

Ya şu müslümanlara ne oluyor da inandıkları ve her derde deva, eşsiz ilâhî bir hazine olduğunu bilip, savundukları halde niçin Kur’an’dan korkarlar? Niçin Kur’an’dan fersah fersah kaçarlar? Neden layık olduğu nitelikte Kur’an’a sarılmazlar, bütün kalbî bağlılıkla Kur’an’ı kabullenip küresel boyutlarda “tebliğ” görevlerini ifa etmezler? Niçin imanlarının gereği olan “tebyin” görevi için mücadele etmezler? Hepsinden daha öncelikli olarak niçin Kur’an’ı, sünneti seniyyeye göre öğretmeye yanaşmazlar, niçin zorlaştırdıkça zevkten köşe olurlar. Niçin Kur’an öğretiminde uyulması gereken ilkelere riayet etmezler? Bu alanda herkes için mutlaka uyması gereken ilkeler vardır.

Kur’an öğretiminde uyulması gereken önemli ilkeler Kur’an okumaya başlayan her müslümanı bizzat ilgilendirdiği hatta ilzam ettiği halde genelde müslümanlar bundan çekinirler. Ne yazıktır ki, bu ilkelerle ilgilenmek isteyene rastlamak zordur yani yok denecek kadar azdır.

Kur’an okuma ilkeleri ileri boyutlarda önem arz etmektedir. Kur’an’ı çok güzel okuyan hafızlarımız ve hocalarımız vardır ve her biri takdire şayandır. Böyle olmasına rağmen Kur’an ilkelerine yeteri oranda riayet edilmemektedir. İlkelerin her biri çok önemli, değerdir, vazgeçilmezdir.

Bu ilkeler; Yüsr, Kıraat, Tilavet, Tertîl, Müks, Tezyin, İstiaze, İstima’, Sumt, İttiba’, Taakkul, Tezekkür, Tezkîr, Tedebbür, İnzar, Cihat, Tebyin ve Tebliğdir. Bir de Kur’an okumanın hedefi vardır ki bu çok önemli madde “i’lâ-i kelimetullahtır.”

Gariptir, bunları Kur’an emrediyor, müslümanlar ihmal ediyor. Sebebi nedir, sorgulanmıyor. Müslümanlar, Kur’an’a karşı ilgisiz kalıyor ve ondan çekiniyorlar hatta görmezlikten geliyorlar.

Bu ilkelerin birincisi yüsr ilkesidir. Kolay anlamında olan bu kavramın ciddiye alınmadığı endişesi üzüntü vericidir. Kur’an’ın ciddiye alınmaması müslümanları derin derin düşündürmelidir.

Kur’an’ın her şeyi ile kolay olduğunu beyan eden Allah Teâlâ’dır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem; “kolaylaştırın zorlaştırmayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin” buyurmaktadır. “Elifba” cüzlerinin başlangıcında; “Rabbim kolaylaştır, zorlaştırma, Rabbim hayırla tamamla” ibaresi, ibreti âlem için yazılır. Fakat hiç riayet edilmez. Nedendir bilinmez. Amma her tefrika unsuru kendi iç bünyesinde dinî olmayan kurallar oluşturmuş, Kur’an dışı bir “din” imajı yaygınlaştırılmış ve kendilerinden olmayan birini ya da hizmetini, ağzı ile gökte uçan kuşu tutsa bile kabule layık görmez olmuşlar. Bu illet müslümanlara haramları kanıksatmıştır. Faiz böyledir, israf böyledir. Özellikle genç nesli şer güçlerin eline bırakmak, yetişmiş ve hizmet vermek isteyenleri yüzüstü bırakmak böyledir.

 Allah, müslümanları haramdan sakındırır, müminler arasında kardeşliği ve birliği emreder. Müslümanlar ise haramları kanıksar, ayrılığı ve zilleti tercih ederler. Hayret! Şimdi bir tarafta Allah’ın buyruklarına yoğunlaşalım, diğer tarafta sonucunu gözlemleyip düşünelim. Allah buyurur ki;

“Hepiniz, birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın.”  “Allah’ın ipi” “urvetül vuska” kopmayan sağlam bağ Kur’an’dır.

Kur’an takva, bilgi, adalet, birlik, dirlik ve beraberlik ilkelerini daima canlı tutar. Allah Teâlâ’nın sınırlarını ihlal eden “sağlam bağdan” kopar ve suçlular kategorisine dâhil olur.

Oysa günahların dışında Kur’an’da korku esas alınmamıştır. Tam tersine Kur’an umutlar, beklentiler ve mutluluklar kaynağıdır. Kabul edip gelecek ayette yerini bulanlara ne mutlu!

 İşte biz O Kur’an’ı ancak onunla muttakileri müjdeleyesin, inatçı kavmi de korkutup uyarasın diye senin dilinde kolaylaştırdık. (Meryem :19/97)

Takva, inceliklerin incesi dostluk ahdidir, inat ise inadına direnme bahtsızlığıdır. Vakit geçmeden, ömür bitmeden muttakilerden olmak için ne kadar çalışsak yine de azdır!

  Ey Rabbimiz! Bizi rızanı kazananlardan eyle! AMİN!  Esselamü aleyküm.        

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle