--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kur’an ilkeleriyle okunmalı!

İlhan Oral
İlhan Oral

Geçen yazımızda “Kur’an korkusu” başlığı ile önemli bir konu işledik. Kur’an’dan herkesin korktuğunu dile getirdik. Fakat müslümanların Kur’an’dan korkmalarına anlam veremediğimizin üzerinde dura dura bir şeyler anlatmaya çalıştık. Kur’an’ı okuma ilkeleri hususunda dikkat çektik.

Bununla beraber konuyu önemine binaen bir daha gündeme getirdik.

Öncelikle Kur’an’ı gereği üzere okumak ve bu okumanın hakkını gerçek boyutları ile verebilmek için Kur’an’ı okuma ilkelerini, Onu vahyedenin muradına göre anlayıp uygulamakla gerçekleşeceğini anlatmaya çalıştık. Burada Kur’an okuma ilkelerini bir daha gözden geçirelim, konunun ciddiyetini kavrayalım. Biraz da verimlilik ilkesini düşünme fırsatını değerlendirelim.

Kur’an’ı okuma ilkeleri: Yüsr, Kıraat, Tilavet, Tertîl, Müks, Tezyin, İstiaze, İstima’, Sumt, İttiba’, Taakkul, Tezekkür, tezkîr, Tedebbür, İnzar, Cihat, tebyin ve Tebliğdir. Bir de Kur’an okumanın hedefi vardır ki, bu çok önemli madde; “i’lâ-i kelimetullahtır.”

Özellikle ifade etmek gerekir, bu ilkelerin tamamına iman edilmelidir. Çünkü bunlara iman etmek şarttır. Aksi halde Kur’an’a saygısızlık ve Allah Teâlâ’ya isyan olur. Bu sorumluluğun vebaline muhatap olmamak için de müslümanların bunları bilip uygulamaları gerekmektedir. Maddeleştirelim:

 1-Yüsr ilkesi önceliklidir. Yani Kur’an kolay öğrenilir, kolay anlaşılır, kolayca yaşanır ve kolayca akılda kalır. Normal zekâ ve sağlam hafıza sahibi insanlar için Kur’an’a başlama süresi üç gündür. Üstün zeki olan, bir saatte bile çok rahatça heceleyerek okumaya başlayabilir. Ezberlenmesi bile çok kolaydır. Günde birkaç ham sayfa ezberlemek mümkündür. Amma günde on ham sayfa ezberleyeni gördüğümü hayranlıkla ifade edebilirim. Evet, Kur’an’ı kolaylaştıran Allah Teâlâ’dır.

2-Kıraat ilkesi çok önemli bir maddedir. Bir düşünelim; Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme gelen ilk vahyi ile Cenabı Hakk, Ona neyi okutuyordu, niye okutuyordu ve ne demek istiyordu. Manası anlaşılmayan bir ibareyi okumanın maksadı ne olabilir? Yalnızca fonetiği için manası anlaşılmayan bir metni okumak kime ne kazandırır? Öyle ise Kur’an’ı kıraat etmek, anlayarak okumak demektir. İşte bu anlatımdan sonra tartışma başlayabilir. Amma tartışmaya hiç gerek yoktur. Öğrenmek isteyen hemen herkes Kur’an’ı kolayca anlama şansına sahiptir. Yeter ki istesin.

Ne hazindir ki, bugün Kur’an kursu öğrencileri, İmam Hatip Liseleri mezunları hatta ilahiyat fakülteleri mezunları Kur’an’ın manasını bilmiyorlar. Nice vaiz ve hocamız üç dört kelimelik bir ayet ve bir hadis okurken bile ya bir ya da birkaç irap hatası yapmaktan kendini alamıyorlar.

Hâşâ maksadımız o makamdaki insanları rencide etmek değildir. Alt yapısı olmayan ve müfredatı yetersiz olan eğitimin ürününden bundan fazla ne beklenebilir? Şu anda Ahmet Ziya İbrahimoğlu, (şu yazdıklarımı) yanlış okumuyorsunuz, kırk beş günde Arapça konuşmayı öğretiyor. Okullar açılalı iki ay oldu. İmam Hatip Liselerinde; ismi işaretlerin ve zamirlerin müfretlerini öğretmeye çalışıyorlar. Dünya uzay çağı ile internet çağını beraber yaşıyor, biz gençliğimize layık olduğu eğitimi veremiyoruz. Kur’an kurslarında ne kadar öğrenci olduğunu bilmiyorum. İmam Hatip Okullarında yetkililerin açıklamalarından duyduğumuza göre bir milyon iki yüz bin öğrenci okuyor.

Bu istikbal vaad eden gençlerimizi yavrularımızı, bilgide, birikimde, bilinçte zıpkın gibi yetiştirmeliyiz. Az yol kat etmedik, Daha elli yıl önce dikiş iğnesi üretemeyen bir Türkiye bugün zirveye tırmanıyor. Ne korkunç engelleri aştık, ne yasakların hakkından geldik ve nereden nereye geldik. Rabbimize sonsuz şükürler olsun. Olanları hiç unutmadık. Bu millet bir zaman bir lokma kuru ekmeğe muhtaç idi. Şehirlerde karne ile ekmek bulma sıkıntısı yaşayanlar yanında köylüler de ekmek bulma mücadelesi veriyordu. Üretimde bile gemi karaya oturmuştu. Şimdi bugüne bir bakın!

Velhasıl, İslam âlemi, Kur’an kıraatinin hakkını verebilmiş olsaydı, bugün mübarek coğrafyamız yaşanmaz hale gelmezdi. Daha güvenli ortam bulma umudu ile gencecik insanlarımız Akdeniz’in ve Ege denizinin soğuk sularında balıklara yem olmazdı. Bu insanlar kendi ülkelerinde mağdur mahkûm trajedisi yaşamazdı. Filistin, Suriye, Irak ve diğer nice bölge korkunç bir plan uğruna tahliye ihaneti ile karşı karşıya kalıp sefilleri oynamazdı. Hemen yer alanda mefluç bünye olmazdı.

Netice itibarı ile her tür yanlı ve yanlış değerlendirme endişelerini bir tarafa bırakırsak gerçeğin amma hikmet bazındaki gerçeğin iç yüzünü görme imkânına kavuşmuş oluruz.

Evet, Kur’an gibi muhteşem bir kitabı, özüne ve özelliğine uygun nitelikte “kıraat” etmenin ne kadar önemli olduğunu anlamış oluruz. Bunun önemini anlamadığımız için böyle olduk, amma;

Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin zikriniz (şerefiniz, haysiyetiniz, kimliğiniz, devletiniz, tüm değerleriniz) ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? (Enbiya:21/10)

Kur’an’ın tümü ile buluşmak ve sünnet sistemine yeniden kavuşmak ümmete yaraşandır. Bu istekle uyanalım, dua ile başlayalım. Temennim budur!  Esselamü aleyküm.

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle