--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kur’an beyanı çok önemlidir

İlhan Oral
İlhan Oral

Yeni Akit gazetesinde yazı yazmaya başladığımdan bugüne kadar hep Kur’an ile ilgili yazı yazdım. Vesile olan herkesten Rabbimiz razı olsun.

Rahman ve Rahîm Rabbimiz, bu kapıyı kapatmadıkça hep Kur’an’ı anlatma çalışmalarıma devam etmeyi arzuluyorum.

Rabbimize, yalvardım, yakardım, niyazda bulundum, dua ettim. Hele hacda, Haremi Şerifte bir ikindi namazından sonra yeryüzünün ilk evi Kâbe’yi Muazzamaya gözlerimi diktim, boynumu büktüm yutkunarak dileğimi arz etmeye çalıştım.

Amma aramızda bir direkt vardı. Bir sağ taraftan ona bakıyor, bir sol taraftan bakıyordum, onu derin duygularla ve hasretle seyrediyordum. Namazdan sonra yine ellerimi kaldırdım, dua etmemi artık gözyaşlarım engelliyordu. Bıraktım onları kendi hallerine, cesaretimi toparladım, yalvardım, O yüce Rahman’a;

“Ey bu Kâbe’nin Rabbi Allah’ım! Nimet verdiğin kullarının yollarına beni ve müminleri hidayet eyle, bundan böyle bana Kur’an hizmeti nasip eyle.” Bu dua başka bir dua idi.

Hacdan döndüm, hizmet kapısının açıldığına iyice inanmaya başladım. Sebeplere tevessül ettim. Sonra Rahman ve Rahîm Rabbim Kur’an hizmetinin kapsını açtı

Kur’an ayetleri sağanak sağanak rahmet yağmuru gibi gönlüme akmaya başladı.

Hani bir zaman Allah, peygamberlerden şöyle söz almıştı: “Bakın, size Kitap ve hikmet verdim; imdi yanınızda bulunan Kitabı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka inanacak ve ona mutlaka yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?” demişti. “Kabul ettik!” dediler. “O halde şahit olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” dedi. (Âli İmran: 3/81)

Bir başka ayet:

Ve bir zaman Allah kendilerine kitap verilmiş olanlardan, “Elbette o kitabı insanlara beyan ederek açıklayacaksınız ve onu asla gizlemeyeceksiniz” diye bir ahd almıştı. Onlar ise onu omuzlarının arkasına atıverdiler ve onunla az bir dünyalık satın aldılar. Artık o satın aldıkları ne kötü bir şeydir! (Nisâ:4/21)

Şiddeti çok etkili gök gürültüsü gibi ayetler sıralanıyor ve uyarıcı niteliği yüksek şimşekler gibi çakarak etki alanını genişletiyordu:

O kimseler ki Bizim inzal etmiş olduğumuz beyanatı ve hidayet Kitabını insanlara açıkça beyan etmiş olduğumuzdan sonra onu açıklamaz ve saklarlar. Muhakkak onlara Allah lânet eder. Ve onlara her tür lânet ediciler de lânet ederler. (Bakara:2/159)

Bu yürekler ürperten ilahî beyanlar, Kur’an’ın mutlaka kolaylıkla okutulması ve insanlara mutlaka açıklanması gerektiğini ve bunun kulak ardı edilemeyecek bir görev olduğunu hatırlatıyordu.

Onun için Kur’an, rastgele okunmaya müsait ya da alelade okunacak bir kitap değildir. Fonetiği gönülleri hoplatır, gözlerden yaş döktürür, kitleleri heyecanlandırır. Fakat bu yeterli değildir. Kur’an’ın daha ileri düzeyde hizmet alanları vardır.

Kur’an, kolay öğrenilen, anlaşılarak kıraat edilen, tertîl ile okunan, tilavet ile sunulan, müks ile özenerek takip edilen emsalsiz bir kitaptır.

Kur’an’da zamanaşımı söz konusu değildir. Kur’an her yönüyle muhteşem, her alanda mu’cize ve her şeyi ile harika bir kitaptır. En yüksek değere layık kitap ancak Kur’an’dır.

Kur’an’ın içeriği, ifadesi, bilgileri, orijinalliği ve okunuşu yalnızca kendine mahsustur. Kur’an’a özgü özelliklerin hiçbiri, başka hiçbir kitapta yoktur.

Kur’an, hayatta olan yani yaşayan ve inanç bütünlüğü çerçevesinde aklı başında bulunan insanı uyarıp, onun hayatını dengeler ve gelecekte karşılaşacağı tüm tehlikeleri haber verir.

İnsanın yaratılış sırrına en uygun tarzda onun iç dengelerinin ayarlan­masını sağlar ve sonsuza dek geleceğini teminat altına alır.  

Bunun için de Kur’an’ın okunmasında, uygulanmasında, araştırılma­sında, tebyininde ve tebliğinde mutlaka bütün müslümanlar özen göstermelidirler, Aksi takdirde Kur’an sorumluları vebal altına girer.

 Sonra o kitabı kullarımızdan seçip ayırt ettiklerimize miras kıldık. İmdi onlardan nefsine zulmeden vardır ve onlardan mutedil olan vardır ve onlardan Allah’ın izni ile hayırlarda ileri geçen öncüler vardır. İşte bu, en büyük bir fazilettir. (Fatır: 35/32)

Ey Rabbimiz! Bizi de o fazilete erenlerden eyle!                                        

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle