--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Korkakların iflahı olmaz

İlhan Oral
İlhan Oral

Korku, insanın benliğine programlanmış ilginç bir duygudur. Yerinde ve zamanında uygulandığında değer ifade eder. Asıl gereğinden ayrı yerlerde gerçekleştiğinde hastalık halinde tezahür eder. Korkunun, insanda, yerine ve zamanına uygun olmayan çıkışı, hastalık niteliğindedir, zararlıdır, zararı yaygın ve sargındır. Kayıp ve çöküşe doğru gidiştir.

İnsan ve toplum hemen her hastalığa aday olarak yaratıldığı gibi insanın fıtratı gereği bu hastalığa da müsait olarak yaratılmıştır. Biyolojik hastalık bedeni çökertir, ruh hastalığı değerlerini geçersizleştirir. Hasta olan insan hayatî aktivitelerini kaybeder. Gerek biyolojik hastalık, gerekse ruh hastalığı insanın gücünü çökertir ve dengelerini harap eder. Korku, yararlı bir kavram olduğu kadar da zararı çok olan patolojik bir vakadır. Bu zararlı hastalık, bazen bir fırtına, bazen bir kasırga olur ve bazen de en yüksek şiddette bir deprem etkisi yapar. İnsanın ideal duygularını yıkar ve yok hükmüne düşürür.

Korku, nice bireyi inanç değerlerinden koparır. İcabında toplum katmanlarından kimilerini ve hatta güçlü devletleri bile sarıp etkisi altına alır. Korku hastalığı bireyden topluma varıncaya kadar nice alanı tahrip eder ve korkunç yıkıcı etkisi ile insanın psikolojik dinamiklerini sarsar ve tahrip eder. Kişilerde birey düzeyinde başlayan korku hastalığı, topluma sirayet eder ve bu gelişme en mükemmel medeniyeti işlevsiz hale getirir. Genelde ruh hastası olan korkaklar, hiçbir olay ve alanda gereken kararı veremez ve olması söz konusu olan işlerini sağlıklı haliyle yerine getiremezler.

Yer küremizde iki milyara yakın müslüman olmasına rağmen perişan bir tablo sergilemeleri bunun açık göstergesidir. Bugün müslümanlar kendi değerlerini, kabul etmez duruma düşmüşlerdir. Yüzlerce yıl gücü ile heybeti ile adaleti ve medeniyeti ile dünya devleti olarak hâkimiyetini sürdüren Osmanlı devleti korkuyu aşmış, cesaret ve güven sistemini yerleştirmişti. Yüksek oranda bir kalite ile büyük bir coğrafi alanı yönetiyordu. Bugün, onun adaletle yönettiği coğrafi alanda birliği dağılmış, dirliği kalmamış ve ne yapacağı netleşmemiş bir sürü devletçik korku ve zillet içinde bocalayıp yalpalayan devletler vardır. Bunların her biri başını aşmış birçok sıkıntı ve problemler yumağı ile boğuşmakta ve bocalamaktadırlar.

Düşünebiliyor musunuz, âlemlere rahmet olarak gönderilen son Peygamber Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in beldesinin bugünki yönetimi, krallık elden gidecek korkusu ile Amerika’nın koltuğu altına sığınıyor. Yanı başında Irak’ta, Suriye’de ve Filistin’de nice masumun, haksız yere kanları akıtılıyor ve günahsız bebekler yetim kalıyor. Altmış devletin acımasız ve ahlaksız teröristleri ülkeyi ve insanlarını perişan ediyorlar. Suudî yönetimi bunlarla ilgilenmiyor. Mısır’ın zâlim hükümdarı Sisi, Yahudilerin katliamına maruz kalan Filistin halkına zulmediyor. Yaralı insanların Türkiye’de tedavilerine izin vermiyor. Yaralı Filistinlilerin tedavi olmalarından da korkuyor. Elbette korkacaktır. Çünkü “hain korkaktır.”

Müslümanların hakkı olan petrol paralarını götürüp Amerika bankalarına bloke eden müslüman ülkelerinin sorumluları, İran şahı Şah Rıza Pehlevi’yi hatırlamaları gerekiyor. Bunlar müslümanlardan muhtaç olanların hakkını gasp ediyorlar ve götürüp İslam düşmanı Amerika’nın ekonomisini desteklemek için paraları bankalarına yatırıyorlar. Müslüman muhtaçlarının haklarından gasp ederek verdikleri paralarla üretilen silahlar masum Filistinli insanın bağrına saplanıyor. O silahlarla haneleri tahrip ediliyor.

Neye hizmet etmek istediği belli olmayan Suudî veliaht Prens, hedefi, felaket olacak maceraya yelteniyor. Korkunç israf içinde yüzüyor. En azından Kur’an’ın ağır ve korkunç tehdidine muhatabı olduğunun farkına bile varamıyor; Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Büsbütün saçıp savurma. Çünkü israf edenler Şeytanın kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine çok nankördür. (İsra:17/ 26,27) Dünyada bunu yapan İslam âleminin sorumluları korkudan sıyrılarak kendi kimliklerine dönmeleri mümin olmalarının gereğidir.

Korku hastalığına yakalanan, namusuna varıncaya kadar her şeyini feda etmekten çekinmez. Korku belasına harcamadık hiçbir değer bırakmaz, çıkarı için her tür soytarılığı sergiler. Onun için korkakların iflahı olmaz. Esselamu aleykum.

 

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle