• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İlhan Oral
İlhan Oral
TÜM YAZILARI

“Kıldan ince kılıçtan keskin”(9)

08 Şubat 2026
A


İlhan Oral İletişim: [email protected]

“Kıldan ince kılıçtan keskin”(9)

İlhan Oral

“Bir ipliği çeksen kırk yama birden dökülecek” hale getirilen toplum bugün pek ümit verecek iyi şeyleri vadetmiyor. “Görünen köy kılavuz istemiyor.”

Günümüz toplumunda yaşananları görmezden gelmek, görüp de bu benim işim değil, dercesine gaflet girdabına kapılmak, ihanet sınırını bile geçip aşırılaşmaktır.

Birkaç yüz yıllık süreçte Batı, medeniyetten bahsettikçe saldırganlığı, işgalciliği, hırsızlığı, vurgunculuğu, sömürgeciliği ve kadın istismarcılığı alanlarında sınırları aşmış, aşırılaşmış dünyayı skandallar arenasına çevirmiş yüzsüzleşmiştir.

Bu zihniyetin mensuplarının yedikleri haramın, atıkları girdabında çırpınışlarını tarih tescîl etmiştir. Onlar gasp ederek ve çalarak edindikleri zenginlikleri mağdûr ve mazlûm milletlerin manevi değerlerini tahrip etmek için kullandılar. Batı zihniyetinin haçlı haramileri, insan haklarının etkisi altında kalmışlardır. Masûm ve mağdur milletleri de kendi bataklıklarına çekerek kendileri gibi berbatlaştırmayı başardılar.

Fakat burada kötü kokulu harabeler altında kalan özellikle, idealleri pörsümüş müslümanların duyarsız halleri çok düşündürücüdür. Bir tarafta Osmanlı Devleti diğer tarafta Endülüs Emevî Devleti, onlara çok merhamet etmiş; onlar henüz totem geleneklerini yaşıyorlardı. Her alanda vahşi hayatın çöplüklerinde debeleniyorlardı.


Bir tarafta Osmanlı Devleti diğer tarafta Endülüs Emevî Devleti, onları peygamberler medeniyeti ile yüzleştirdiler. Özellikle Osmanlı Devleti yüzlerce sene onlara ilmi, adaleti, merhameti, insan haklarını öğreterek medeniyetin tüm kuralları ile onlara hayatlarının altın çağını yaşattılar. Onlar yüzlerce sene özgürlüğü tattılar.

Gelin görün ki, Osmanlı Devleti Büyük Davanın hükümlerini uyguluyordu. Bu Büyük Devlet, onların dinlerini baskı altına almadı. Dillerini yozlaştırmadı. Yerli hayat tarzlarını değiştirerek, örf ve adetlerini ilga ederek asimile etmeye yönelmedi.

Çünkü o Devletin yolu belli idi. O yol peygamberler hazaratının kıvamında yaşadıkları ve yaşatmak için bütün varlıklarıyla mücadelesini sürdükleri Rab Allah Teâlâ’nın sistemi idi; “İşte, size emrettiğim bu yol, (sistem,) istikameti tam benim yolumdur. Siz sadece ona tabi olun. Başka yollara, tabi olmayın. Yoksa sizi O Allah’ın yolundan koparıp paramparça ederler. İşte Rabbiniz Allah takvâ düzeyinde huzur ve güvenle yaşayasınız diye bunu size tavsiye etti” (En’am:6/153)

Bu ayetten önce bakın Rabbimiz hangi ilkelere riayet edilmesini emrediyor; “Yetim malına yaklaşmayın.” “Tartıya ve ölçüye eksiksiz riayet edin.” “Hakkında konuştuğunuz kimse yakınınız da olsa adaletten ayrılmayın.” Özellikle Allah’ın ahdine vefalı olun.” İşte size Rabbinizin ta’limati budur.” Buyruğunu bildiriyor.


Böylesi evrensel ve küresel sistemde olan ilkeleri telkin ediyor. İnsanın ve topyekûn müslümanların hak ve görevlerini belirliyor. Bunları emreden Rabbimiz bunlardan sonra da yukarıdaki ayette uyulması gereken net ve alternatifsiz sistemini gösteriyor. Benim size takdir ettiğim sistem budur, bundan başkası sizin için felakettir, mesajını veriyor. Pekiyi insanlar ne yapıyor, bakın. 

İnsan haklarına saldıran sömürgecileri, gezegenimizi parçalayacak silah üreten, kana doymaz katilleri, çaresiz insanları sömüren vampirleri koruyor.

Küresel vahamete bakın ki, insan kaynağı anaları hortlağa çevirdiler. Onları yuvalarından attılar. Fıtratları tersine ağır sorumluluğa mahkûm ettiler.

Pekiyi, KASSASÛN müslümanlar ne yaptılar? Esselamu aleykum

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23