--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İslam Müslümana ne diyor

İlhan Oral
İlhan Oral

Her Müslüman Kur’an’ın bütünlüğü dâhilinde kalıp Kur’an hakikatlerini Allah Teâlâ’nın muradına uygun haliyle kabul etmesi gerekir.

“Şüphesiz Allah katında din, İslâm’dır.” Bunun hikmet ve hakikatini anlamadan İslam anlaşılmaz. 

O kendilerine kitap verilmiş olanların ihtilafa düştükleri ise kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki azgınlıktan dolayıdır. (Âli İmran: 3/19) 

Bu âyet-i kerimeye göre kâinat mülkü, İslam sistemi üzere kurulmuştur. 

Hakikat bu iken İslam’ın mahiyetini ciddiye almaktan gafil olanlar ya da başka kavram ve kelimeleri benimseyenler, nelerle karşılaştıklarını görmek istemiyorlar.

Allah Teâlâ, Hac sûresinin yetmiş sekizinci ayetinde İslam kimliği ilkelerini belgelemiştir. 

Sizi Allah, hem daha önceki kitaplarda, hem de bu Kur’an’da Müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit olsun, siz de insanlara şahit olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sımsıkı sarılın. O, sizin Mevlâ’nızdır. O, ne güzel Mevlâ, ne güzel yardımcıdır! (Hacc: 22/78) 

Âyette sıralanan hikmet ve hakikatler önem itibarı ile yüksek değer ifade etmektedir. Yüksek değerlere uyanlar kazanır, uymayanlar kaybeder. Birkaç yüz seneden beri olduğu gibi.

Ve her kim İslâm’dan başka bir din ararsa elbette ondan kabul edilmez ve o ahirette ebedî zarara uğramışlardan olur. Âli İmran: 3/85 

Şimdi bir bu âyetin içeriğine bakalım bir de bir de bugünkü İslam dünyasındaki keşmekeşe bakalım. Akla hayale gelmedik isimlerle kendilerini lanse edenler Müslümanlar, acaba İslam’ı aksesuar mı zannediyorlar.

Son zamanlarda “nevzuhur” eden; El-Kaide, Hizbullah, IŞİD, tahşiyeciler(!) ve daha ne isimler, Müslümanları uyarmaya yetmelidir. Yeniden Kur’an’a ve onun tebliğcisi sünnete yönlendirmelidir.

Kur’an âyetleri küresel bir uyarıya vesile olmalıdır. Bunun için aileden başlamak üzere bireyi ve toplumu “kul olma” makamında asıl hürriyetine kavuşturma mücadelesi verilmeli ve eğitim alanında bir seferberlik başlatılmalıdır.

Çünkü bunu yapmamanın faturası çok ağırdır ve ödenmesi imkânsızdır. Eski kavimler bunun bedelini çok acılar çekerek ödediler.

Hûd dedi ki: «Gerçekten üzerinize, Rabbiniz tarafından bir azap ve bir öfke tahakkuk etti. Kendinizin ve babalarınızın takmış oldukları birtakım isimler hakkında benimle mücadelede mi bulunuyorsunuz? Allah onlara dair hiçbir delil indirmiş değildir. Artık bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.» A’raf: 7/71

Şu âyet-i kerimeye bakıp okudukça ve okuyup düşündükçe, “ülül-elbab” yani bütün kirlerden arınmış ve “hak” mertebesinde idrak eden insan başka ne düşünebilir?

Karamsarlık bizim tarzımız değildir. Dinimizde nice kolaylık ve nice müjde açık açık ifade edilmektedir. Bu kolaylık ve müjdeler bizi ümitlendirecek ve emin adımlarla nurlu ufuklara sevk edecek niteliktedir.

Konu ile ilgili nice müjdeler ve kolaylıklar vardır.  

Çok önem ifade eden ve çok özelliği olan bu konu, aslına uygun değerlendirilmelidir.

Müslümanlarca çok ihmal edilen konuyu işlemek ve Kur’an beyanları ile değerlendirmek dileği ile özellikle dile getirmek bizden, tevfik Rabbimizden…

Selam ve hürmetler… 

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle