--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İdam nasıl bir cezadır

İlhan Oral
İlhan Oral

Yorum yapan okurlarımı takdirle takip ediyorum. Riyad, İbrahim, Veli, Veli Kayabaşı, Ömer, Emine, Abdullah, Mehmetcik, Selçuk gibi okurlarım bilgileri nispetinde yorum yapıyorlar. Eleştirileri özenle okuyorum ve önemsiyorum. Yorum yapan okurlardan bilgi hassasiyeti ile yorum yapmalarını bekliyorum.    

Bunlardan yalnızca Ömer ismini veren beyefendi, sıra dışı açıklama yapmış, gerçeğe uygun yorum yapmasını beklerdim. Bunun daha isabetli ve daha inandırıcı olacağını hatırlattıktan sonra esas konuya yönelelim. “Arap kültürü içinde Kur’an’ın indiği yıllara kadar hapis kültürü gelişmemişti.” Bu hükümle açıklama yaptıktan sonra, “Kur’an’da hapisle veya cezalandırarak iyileştirme yöntemleri hiç yoktur” hükmünü veriyor. Ömer’in son cümlesi ile daha garip bir hüküm vermiş; “İdam geriye dönüşü olmayan bir cezadır ve insanlık dışıdır.”

Ömer bu hükmü ile ağır bir sorumluluk altına giriyor. Ya da şartlanmış biri izlenimi veriyor. Aynı zamanda İslam dışı bir portre sergiliyor. İlk cümlesinde “Arap kültürü içinde Kur’an’ın indiği yıllara kadar hapis kültürü gelişmemişti” diyor. Bu cümlede ne kastedildiği pek belli değildir. İkinci cümledeki hüküm, koyu cehalet portresi sahneliyor. “Kur’an’da hapisle veya cezalandırarak iyileştirme yöntemleri hiç yoktur” hükmünü ekliyor. Bu hüküm, Kur’an’ı bilmemekten kaynaklanır. Bunun sakıncası vardır ve inanmış insan için ağır bir vebaldir ve açık bir bühtandır. Böyle hüküm ve kararlarda ya kaynaktan bilgi aktarma yolunun takip edilmesi ya da ehlinden bilgi alınıp gereği üzere davranılması gerekir.

Verilen hükmün Kur’an’daki beyanı çok manidardır. “Dokunulması haram olan o aylar çıktığı zaman artık (haklarında hüküm verilmiş) müşrikleri, nerede bulursanız, öldürün, (ölüm hükmü verilmemiş) olanları yakalayın, onları hapsedin, onların bütün geçit yerlerini tutun. Eğer tevbe ederler, namaz kılarlar, zekât verirlerse yollarını serbest bırakın (onları hapisten tahliye edin.) Çünkü Allah Gafurdur, Rahîmdir.” (Tevbe: 9/5). Burada tevbe etmekten söz ediliyor. Tevbe etmek iyileşmedir ve iyileşmenin belirtisi; yanlışlardan pişman olup iyi hal üzerine namaz kılmak ve zekât vermek gibi artı değerleri de yapmaktır. İşte hakikat ortada, gören göz, hisseden kalp ve algılayan akıl görevlerini yerine getirmelidir.

Ömer’in son cümlesi; “İdam geriye dönüşü olmayan bir cezadır ve insanlık dışıdır.” Böyle bir iddianın yorumu su götürmez çarpıtmadır. Tarafsız düşünebilecek bir insana soralım. Biri senin babanı öldürdü. Hapse attırdın, iyileşti ve hapisten çıktı. Geldi bu defa anneni öldürdü. Sen yine onu hapsettirdin, iyi halden hapisten çıktı. Bu defa kardeşini öldürdü. Yetinmedi, gitti mekân bastı. Mekânı taradı birçok insanın canına kıydı. Şimdi, Ömer Bey sen, bunlar zaten öleceklerdi, çok iyi oldu, ölsünler deyip kabul edebilecek misin? Ve yine hapisle iyileştirilmesini tercih mi edeceksin? Katilin öldürdüklerinin hiçbirinin geri dönüşümü olmayacağına göre ölüm makinası olan katilin masum ve haklı olduğunu mu kabul edeceksin? Bu konuya yorum yapan İbrahim Bey, “Geri telafi edilemez cürm işleyen elbette geri dönülemez ceza almalı. Gerekiyorsa idam edilmeli ” diyerek netice niteliğinde ifade de bulunuyor. Elbette hep maktuller mücrim sayılmamalıdır. Katiller de cezalandırılmalıdır.

Allah Teâlâ’nın idam veya kısas hakkında buyruğu vardır; “Ey müminler kasden öldürülenler için size kısas farz kılındı: Hür erkek ile hür erkek, köle ile köle, hür kadınla hür kadın kısas olunur. ..” Bakara: 2/178). İdamın hikmetini anlamak için insanda yeteri değerde akıl olmalıdır. Hür iradesi ve lüb aklı olmayanlar idamın hikmetini anlayamazlar.

Ey lüb akıl sahipleri! Sizin için kısasta büyük bir hayat vardır. Umulur ki siz ittika eder insan öldürmekten sakınırsınız. (Bakara: 2/179). Katil, cana kıyıp insan öldürecek nice mağduriyetlere sebep olacak fakat idam edilmeyecek, üstelik taltif edilecek. Böyle bir hukuk ancak gözü dönmüş zâlimlerin hukuku olabilir. Böyle bir zulüm karşısında yalnız yakınları öldürülenler değil, tüm halkımız idamın yeniden konulması için teşebbüs etmelidir. Evet, idam, katilleri temizleyip, katilliğe temayülü olanları da terbiye etmeye yarayan olmazsa olmaz bir uygulamadır. Adalete zemin hazırlayan ön teşebbüstür. Mücrimleri titreten âdil devletin “kadife eldiven içinde demir yumruğudur.” Esselamu aleyküm.

 

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle