--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hedefi yüksek olan başarır  

İlhan Oral
İlhan Oral

Hak hukuk düşünemeyecek kadar şartlanmış batının şarlatanları ve ülkemizdeki uzantıları, İslam ülkelerinde leş kargaları gibi ne koparırız iştahı ile saldırı planları yapıyor ve uyguluyorlar. Hain ajanları ve iğrenç maceracı döküntüleri Suriye’de, Irak’ta, Afganistan, Pakistan ve diğer İslam ülkelerinde masum bebek kanı akıtıyorlar, ülkemizde kalleşliğin en iğrenç saldırılarını düzenliyorlar. Bunları planlayıp destekleyen öncü kalleşler, kuzu postu giymiş sözde batılı dostlar, daha çok öldürün yakın, yıkın çığırtkanlığı yaparak İslam ülkelerini harabeye çeviriyorlar. Kendileri medeni olmadıkları için daha vahşileşiyor ve tahribat yapıyorlar. Ne ilginçtir ki, içeride yataklık yapacak vatan hainlerini kullanıyorlar.  

Birkaç asırdır süregelen bu gelişmelerin, bu saldırıların temelinde birçok sebep yer almaktadır. Bunların başında Kur’an’ı terk etmek önde gelmektedir. Birkaç asırlık süreçte bocalayan devlet erki, çöküşün sebeplerini ararken yanlış noktadan hareket ettiler. Her halde mantık önermelerini yerli yerine oturtamadılar. Çöküşün sebeplerini yanlış tarzda ele aldılar. “Biz niçin kaybediyoruz” yerine “Avrupa neden kalkındı, biz niçin geriledik” tezini ön plana aldılar. Şu gerçeği ciddiyet boyutları çerçevesinde değerlendirmediler. Kur’an medeniyeti onları yeryüzü hâkimi yapmıştı. Oysa bu hengâmede medeniyetten sapmalar başlamış, Kur’an adaleti sapılmış ve müslümanlarda, Kur’an ruhu rehavete girmişti. Tabii olarak da Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in uyarıları müslümanlar nezdinde değer kaybına uğramıştı. Bu yüzden de içerideki sarsıntılar ümmet şuuru kaybı ile ve özellikle Jöntürkler ile dostluk havasına bürünmüştü. Allah’ın ve müminlerin yerine onlar geçmişti.

O devirde tebaada hoşnutsuzluk ve gevşemeler yüz tutmaya başladı. Milliyetçilik, kavmiyetçilik ve birçok yan etkenler sosyolojik tartışmaları depreştirdi. Derken Osmanlı yönetimi bir yanlışa daha saplandı. “Gâvurdan dost olmaz” ilkesi çöpe atıldı ve gâvur dost oldu. Bundan sonra biz artık haçlı batının medeniyetine, hayır hayır uygarlığına adapte olduk, siyasi ve ideolojik sistemlerini kabul ettik, bize zoraki enjekte ettikleri demokrasinin savunucu havarisi kesildik, inançsızların temelsiz dayanakları laiklik tanrıcıklarını bize zoraki dayattılar. Bundan sonra gönül dünyamıza kara bulutlar çöktü. Kapkara bulutlar arasında çok sıkıntılı bir hayat tarzı yaşamaya mecbur kaldık. İlâhî sistem şeriat, cüzzamlı muamelesi görür oldu. Allah rızası, Peygamber sevgisi, İslam kardeşliği ve vahyin hayat kaynağı gibi üst değerlerimiz yer değiştirdi. Vahşi batının kapitalist düzeni içine daldık ve alabora olduk.

Daha doğrusu sürüklendik. Emeğimiz, alın terimiz, hakkımız, malımız, sermayemiz zâlim sistem faiz batağına dökülüp karıştırıldı. İnancımıza ait kâr sistemi ve infak sistemi sahipsiz kaldı. Faize ve faiz merkezi olan bankaya yönlendirildik. Eli kolu prangalı tutsaklar gibi etkisiz ve çaresiz kaldık. Ekonomik özgürlüğümüzü gasp ettiler. İnanç değerlerimizle olan hareket irademizi bloke ettiler. Bizi faiz batağı içinde girdaba soktular. Hani, ikiyüzlü laikler! “laiklik; din işi, devlet işi ayrı idi” hatta “özgürlük idi”! Bizi, i’tikaden, ilmen, fikren hadımlaştırdınız ve malımızla beraber irademizi de gasp ettiniz. Şimdi, faizden ve faiz kurumundan başka her hangi bir ekonomik seçeneği kalmamış müslümanlar böylesi bir sistemi kanıksama zorunda kaldılar. Maalesef yavuz hırsızlara teslim olduk!

Bundan ıstırap duyan bazı insanımız lokal teşebbüste bulunuyor, inançlarına uygun olacak çarelere baş vurmaya çalışıyorlar. Bu tür iyi niyetle verilen mücadelelerden bugüne kadar kamu düzeyinde sağlıklı bir çalışma sağlanamadı. Genelde bu alanlarda bir şeyler yapmak isteyen insanlarımız yeterli irade ve dayanma gücü bulamadıkları için bazı tutarsız manevralardan sonra fiyasko ile çalışmaları noktalıyorlar. Ancak tüm şer güçlere karşı güçlü olmalıyız. Umutsuzluk bizim işimiz değildir. Böylesi kapsamlı ve önemli işleri yapmak için iyi yetişmiş, dünya konjonktürüne vakıf, güçlü irade sahibi, yüksek hedefi olan gençlere ihtiyacımız vardır. 15 Temmuz 2016 ruhuyla yeniden bütün dünyaya karşı kendi kimliğiyle şahlanan bir gençliğe ve sağanak yağmur gibi üstlerine akan kurşunlara karşı göğüslerini geren kardeş bir millete muhtacız. Bir ay süreyle geceleri meydanlarda nöbet tutarak direnmesini beceren millete ve öncülerine selam! Esselamu aleyküm.           

 

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle