• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İlhan Oral
İlhan Oral
TÜM YAZILARI

Gerçekten değer mi?

28 Haziran 2026
A


İlhan Oral İletişim: [email protected]

Gerçekten değer mi?

İlhan Oral

Bizim yegâne ve büyük davamızda sağlam ve sarsılmaz ilkeler vardır.

Bu davanın maddî ve manevî hak kavramında tüyler ürpertecek kıstaslarımız vardır. İnsan için takdir edilmiş kıstaslarımız her yerde her zaman her kese uyarlama ve her kes tarafından benimsenebilmesinin faydası vardır.

Fakat daha yaratılışında, insana iyilik ve kötülük adına programlar yüklenmiştir. İnsan denen varlığa yüklenen programlar, yeri geldikçe farklı özellikleriyle farklı insanlarda farklı şekilde tezahür ederler. Bu potansiyel programlar toplumun kendi değerlerinden kaynaklanabilir. İnsanlarda genellikle farklı temayüller etken olur.

Farklılıkların olmasının çeşitli etken sebepleri genellikle bilinmektedir. Bunlar çıkar ilişkileri, grup taassubu, şartlandırma, baskı ve zorlama gibi sebepler olabilir.

Çoğu insanı şartlandırma çok etkiler. Hele bu şartlandırma, karşıt şartlanma olursa etki ve tepkileri insanı ters istikametlere sürükleyebilir. Bu ihtimallerden biridir.


Yalnızca ihtimal değil, her türlü hak ihlalleri de bundan kaynaklanmaktadır. Hak ihlalleri de kişiler, gruplar, devletler hatta dinler arasında çok cereyan etmektedir.

Devletler ve dinler arasında cereyan eden hak ihlalleri çoğu zaman geri dönüşü olmayan yıkımlara sebep olmaktadır. İnsanlık tarihinde en çok müslümanların mukaddeslerinin ilga edilmesi gelmektedir. Müslümanların mukaddeslerinin ilga edilmesi yüzünden gelişen siyasî, sosyal, ekonomik ve ahlâkî alanlarda çöküşün ve vahşetin haddi hesabı henüz yapılmamıştır. Özellikle çöküş suratla artmaktadır.

Osmanlı devletinin son dönemlerinde ilmiye alanında dirayetli ilim adamları etkinliklerini kaybettiler. Devlet yönetimi de hiyerarşik zaafa uğradı. Ulema ile Ümera arasında ahenk bozuldu, bağlar koptu. Ahali şaşkına döndü. Bir nevi devlet savunmasız kaldı. Her makam yabancı ajanların kontrolü ve yönetimi istilasına uğradı.

Artık bütün değerlerimiz yer ile yeksân oldu. Maddî ve manevî değerlerimiz talan edildi. “Din işleri ayrı, devlet işleri ayrıdır” gerekçesi ile özellikle “İslam hukuku” toptan tedavülden kaldırılarak yasaklandı. Camiler kapatıldı. Nice cami ve Medrese kapatılmakla kalmadı, gayri meşru işler için tahsis edildi. Her şey değişti.


Bütün bu negatif gelişmeler, asıl ve köklü medeniyetin insanlarını da değiştirdi. Hiç bir manevi sorumluluk kabul etmeyen “demokratik” ve “laiklik” sistemin müntesipleri inadına İslam düşmanlığında ısrar ettiler. Bozgunculuk devam etti. 

Bozguncular tahrip ettikleri toplum değerlerinin neticelerini gördükçe suçlu aradılar. Aradıkları suçlu portföylerinde her zaman hazırdı; “Şeriat hortluyor” iddiası ile açıklarını kapatmaya çalıştılar. Fakat sırrına erişilmez kadere engel olamadılar.

 Ellerine fırsat geçti lüks hayata kapıldılar. Uyuşturucu, içki, kumar, rüşvet, zina kısacası haramın her türünü uygulamakta hiçbir sakınca görmediler. Doludizgin devam etmekten çekinmediler. Mülkün sahibini ve Kitabını hesaba katmadılar, azgınlaştılar.

Laik zihniyet sahipleri azgınlaştıkça, din hizmeti verenler de kendilerini pasifize ettiler. Islah hareket ve hizmetlerini sıfırladılar. Emri bil maruf ve nehyi anilmünker görevlerini unuttular. Diyanet İşleri Başkanlığımız aktivitelerini kaybetti. 

Laikler dine karşı korkunç mücadele verip tahribatlarını sürdürmeye devam ettiler. Sonuç olarak düzen bozuldu. Aile çöktü. İnsan kalitesini kaybetti. Ana olması gereken o mübarek insan makamından fırlatıldı. Şimdi de her türlü yolsuzluk ve cinayet dehşet saçmaya devam ediyor. Fahişeler kahramanlaştı. 

Vatan savunmasında şehit olmaya aday yetiştiren analar tarihe gömüldü!!! 


Değer miydi? Ben, sen, biz ne yapacağız?!!! Esselamu aleykum

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23