Fatiha Suresinin mesajları (20)
Peygamberlerin salavatullahi aleyhim her biri birer beşer olmakla beraber diğer insanlardan farklıdırlar. Sıdk, Emanet, Fetanet, İsmet ve Tebliğ gibi beş önemli ve gerekli sıfatları vardır. Peygamberler, bu özellikleriyle “büyük davanın” mücadelesini vermişlerdir.
Kur’an’ın beyanı ile biz Müslümanlar; “Allah’ın Peygamberlerinden hiçbirinin arasını ayırt etmeyiz.” Bu büyük ikrar, İslam davasının doğruluğunun yegâne ispatıdır. Peygamberler Kur’an sisteminde, zamanının insanlarına liderdirler. Gelecek bütün insanlara da çok değerli birer örnektirler. Örnek oluşları ve farklılık göstermeleri İslam Dininin evrensel oluşundandır.
Peygamberlerin farklı olmaları, ilâhî hikmetin tecellilerindendir. Rabbimiz bunu şöyle beyan eder: Biz, o peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık. Allah onlardan kimine hitap etti. Kimini birçok derecelerle yükselttik. Meryem’in oğlu İsa’ya da o açık belgeleri, mucizeleri verdik ve onu Rûhul’kudüs ile destekledik… (Bakara: 2/253) Böylece baştan itibaren her bir peygamberi, bir diğer peygamberden ayırt etmeksizin hepsini “ilâhî görevi” ile tanırız ve onlardan almamız gereken mesajları alırız. Bunun için Kur’an, sistemde kopukluk bulmak mümkün değildir. İşte Kur’an bu özelliği ile her şeyin ve herkesin hakkını teslim ederek mükemmelliğini isbat eder. Doğal haliyle hakları kabul eder ve müdafaasını sürdürür.
Gaybî âlemden şuhud âlemine çıkan ve ebedî yolculuğun yolcusu olan akıllı insan her şeyi ve herkesi doğal haliyle değerlendirmelidir. Bu perspektiften bakınca İslam, arı, duru, net, âdil ve mükemmel sistemdir. Son Peygamber de bunun baş temsilcisidir. Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem de peygamberler silsilesinin son halkasıdır ve Sıdk, Emanet, Fetanet, İsmet ve Tebliğ vasıflarına sahiptir. O her şeyde net doğrudur, üzerine toz kondurulmayacak emindir, zihninde bulanıklık olmayan zekâ sahibi üstün kabiliyettir, O ilâhî garantili masumdur ve nice ağır baskılar karşısında bile yalnızca Rabbinin buyruklarını tebliğ eden arı, duru, net, âdil, “rahmeten lilâlemîn” lider ve “kâffeten linnas” peygamberdir.
O soyu temiz, şanı yüce, davası en üstün ve insanlık tarihinin en değerli şahsiyetidir. Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i, bu haliyle bugünün Müslümanları kabullenmekte bocalıyor ve gelecekleri hakkında karanlık bir tablo çiziyorlar. Fakat kim ne yaparsa yapsın ve nasıl inanırsa inansın, O, O’nu peygamber olarak gönderen Kâdiri mutlak ve Hâkimi zülcelâl Allah Teâlâ’nın belirttiği bir peygamberdir; Ey Resulüm, de ki: “Ey insanlar, eğer Allah’ı seviyorsanız, gelin bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah Ğafurdur, bağışlar, Rahimdir merhamet eder! Ey Resûlüm! De ki: “Allah’a ve Resûlüne itaat ediniz, eğer yüz çevirirseniz. Gerçekten Allah kâfirleri sevmez.” (Âli İmran: 3/31, 32) Burada bütün müminleri direkt ilgilendiren çok önemli bir tablo görülmektedir.
Ayette Peygambere tabi olma emri veriliyor ve neticesinde varılacak hedef açıkça gösteriliyor. Özenle, Allah sevgisinin kazanılması gösteriliyor. Sonunda da hem Allah Teâlâ’nın sevgisine nail olma ve hem de bağışlanma lütfuna mazhar olma nimetleri vardır. Sonunda da tabi olmayanların kâfir olma riskleri hatırlatılır ve başka bir ayete geçer; Andolsun, Allah, müminlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulundu. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler. (Âli İmran: 3/164)
Bu ayette Cenab-ı Hakk, gönderdiği Peygambere çok önemli görevler yüklüyor ve sorumlu tutuyor. Özellikle Allah Teâlâ’nın ayetlerini okuyor, onları bilgilendirerek eğitiyor. Onları arındırıyor ve maddi ve manevi kirlerden temizliyor. Kitabı öğreterek medenileştiriyor, hikmeti öğretiyor insan kalitesini zirveleştiriyor. Kısacası, dağınık, şaşkın ve sapık bir toplumu toparlıyor, bilgilendiriyor, temizliyor, değerler bütünü olan kitap ehli yapıyor. Hikmet de öğreterek insan kitlelerini tevhid medeniyeti çerçevesinde ümmet yapıyor.
Fatiha suresinin mesajları, tüm insanlığı ulvileştirecek ve kâmil insan olma şerefine kavuşturacak yüksek değerlerle doludur. Bu görevi yapıp insanı, aslî değerine kavuşturacak da peygamberdir. İnsanların isyan çukurunda boğulmamaları için O’na, tabi olmak gerekir.
Müslüman, bu şuurla kıyam ederse, arınmış olur! Esselamu aleykum.







