FATİHA SURESİNİN MESAJLARI (19)
Fatiha suresi için Rabbimiz şöyle buyurur: Ey Resûlüm! Andolsun ki biz sana (namazın her rek’atında) tekrarlanan yedi ayeti ve şu büyük Kur’an’ı verdik. (Hicr:15/87)
Fatiha suresindeki bitmez tükenmez mana yoğunluğu, en değerli hazinelerden de daha değerlidir. Bu haliyle geçmişi ve geleceği kapsam alanına alarak insanın hayal boşluklarını doldurur. Bundan dolayı da ilâhî lütufların engin hazinesidir. Hiçbir maddi değerle mukayese edilemeyecek kadar bitmez tükenmez mesajlar mecmuasıdır. İnançsızların ölüm ile her şeyi bitirdiklerini zannetmelerine karşın, inananlar için insan hayallerini süsleyerek âhiret yurduna özendiren umut kaynağıdır. “Kendilerine Allah Teâlâ tarafından nimet verilenlerin öncüleri olan peygamberlerin” görevleri dünya hayatının sona ermesi ile bitmiyor. Âhiret yurdunda da peygamberlerin görevlerinin devam ettiğini bu özelliği ile mesaj veriyor.
İkinci ve esas hayat olan âhiret hayatı ile de devam eden görevlerin başında şefaat edecek olmalarıdır. Hemen her peygamber ümmetinden günahkâr olanlara şefaat edecektir. Bu konuda ayeti kerimeler bizi bilgilendirmektedirler; O gün o insanlar kabirlerinden kalkıp çıkarlar. Onların hal ve amellerinden hiçbir şey Allah’a gizli değildir. Onlara şöyle denilir: “Bugün mülk kimindir?” Cevabını da Allah verir, “yalnızca Kahhar olan Allah’ındır.” (Mümin: 40/16) Mülkleri yok, barınacak yerleri yok, bilgileri yok, fikir üretecek ve hüküm verecek mecalleri yok, bu halde onlara bu ağır soru sorulacak. Onların Allah katında gizli kalan hiçbir hal ve amelleri olmayacak, onlara sorulan soru karşısında âdeta donup kalacaklar.
Dünyada iken tanrılık iddiasında bulunan amansız kanlı katillerin bile dilleri tutulacak ve cevap verecek takatleri olmayacaktır. Cevap veremeyecek bitkin ve çaresiz insanlar suskundurlar. İnsanlar, yardımcı arayacaklar; O kâfirler, Allah’ın mükâfat ve cezası gerçek midir diye beklerler. Kıyamette bunların doğruluğu meydana çıkınca, daha önce dünyada Onu unutanlar şöyle diyecekler: “Gerçekten Rabbimizin Peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçiler var mı ki, bize şefaatte bulunsunlar? Veya geri döndürülür müyüz ki, yaptığımız günahın gayri olan sevabı yapsak?” Gerçekten onlar, kendilerine yazık ve ziyan ettiler. Uydurmuş oldukları putlar da kendilerinden uzaklaşarak kayboldular. (A’raf 7/53) Evet dünyada putlaştırdıkları basit varlıklar sırra kadem basıp kaybolmuşlardır. Amma peygamberler devrededirler. Şefaat etme yetkisini Allah Teâlâ dilediğine verecektir.
Kime şefaat etme yetkisini vereceğini, Allah Teâlâ beyan etmektedir. Konuyu çeşitli mihraklar, bütüncül olarak değerlendirmedikleri için tartışıyorlar. Amma biz dar kalıplara sıkışmadan ve fasit daireye mahkûm olmadan Kitabımızın engin atmosferine bakacağız. Allah Teâlâ, kudreti, hikmeti ve ilmi ile her şeyi kuşatmıştır. Allah Teâlâ hiçbir şeyde yetersiz değil, küllî irade sahibidir. O küllî irade sahibi açık bir beyanda bulunarak kısa ve veciz olarak buyurur ki: O gün, Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez. (Tâhâ:20/109) Allah Teâlâ, peygamberlik gibi bir görevi ve Kur’an gibi bir kitabı verdiği ve “seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdim” deyip tebcil ettiği bir Zat’a şefaat hak ve yetkisini de vermekten âciz değildir. Kudreti sonsuz, hükümranlığı sonsuz ve hikmeti sonsuz Allah Teâlâ hikmetsiz bir ifadeyi dile getirip abes ile iştigal etmez.
Daha dünyada iken günahkâr olup ya da şer’an suç işleyip af edilmeleri söz konusu olanlar için Cenab-ı Hakk’ın beyanı lafzen de manen de çok açıktır; Biz her peygamberi, ancak Allah’ın izni ile kendisine itaat olunması için gönderdik. Ey Resûlüm, eğer onlar, nefislerine zulmettikleri zaman sana gelseler de günahlarına Allah’tan mağfiret dileseler, Peygamber de kendileri için af isteseydi, elbette Allah’ı, tevbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı. (Nisa:4/64) Zaten “Âlemlere rahmet olarak gönderilmiş” ve Kur’an gibi bir kitapla sorumlu tutulmuş O şanı yüce Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem; Benim şefaatim, ümmetimden ehli kebâir içindir, buyurarak Allah Teâlâ’nın izni ile kimlere şefaat edeceğini haber vermektedir. Ümmetin şefaat beklentisi, dünyada iken ümit kaynağı, âhirette ise ebedî rahmet tecellisidir. Onun için hemen herkes Fatiha suresini kıvamında okumalıdır.
Fatiha suresini bu şuurla okuyana ne mutlu! Esselamu aleykum.







