--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ey akıl! Neredesin! 

İlhan Oral
İlhan Oral

Ey akıl neredesin? Kimlerde bulunursun, kimleri teğet geçersin? Tek bir varlık mısın yoksa farklı niteliklerden mi oluşursun? Seni görüp tanıma imkânımız olmadı. Sen nasıl bir şeysin? Niçin hemen herkeste çok farklı cilvelere sebep olursun, insanları niçin ayrıştırırsın? Sen her şeyi tanımaya ve anlamaya çalışırsın. Niçin kendini bize tanıtmazsın? Çok garipsin!

İnsanların ve cinlerin kurtarıcı peygamberi, aziz şahsiyet Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem; “Allah, akıldan daha değerli bir şey yaratmadı” diyerek tanıttığı akıl, gerçekte nerede olduğu, nasıl çalıştığı, neden değişik değerleri benimsediği ve niçin hemen her insanda ve her ideolojik yapılanmada farklı kabullerle kendini anlaşılmaz hale getirdiği hayret meselesidir. Gerek psikoloji ve gerek ilgili bilim dallarında aklın tanımı net olarak yapılmadığı bilinmektedir. Biyoloji, anatomi,  fizyoloji, embriyoloji, psikoloji, antropoloji, nöroloji bilim dalları akıl hakkında insanı, netleştirecek bilgi vermemektedirler. Buna rağmen İslam âlimleri çeşitli değerlendirmelerle ve genel hatları ile akl-ı meaş ve akl-ı mead gibi isimlerle anlatmışlar. Bu genellemelerle beraber Kur’an’ın isimlendirdiği akılları dile getirmeye çalışacağız. Bu yazımızda bir kaçı ile ilgili değerlendirme yapacağız.

Özellikle herkesçe bilinen ve harcı âlem kullanılan akıl, Kur’an-ı Kerim’de en çok kullanılan akıl türüdür. Fakat bu akıl genelde sorgulanan ve iyi kullanılması istenen akıldır. Sürekli aktivitelerini fıtrat esasları doğrultusunda kullanması istenir. Görevini yapmadığı takdirde sorgulanır. Bir başka akıl genellikle inkârcı ve karşıt şartlanma hastası olan ve kötülüklerde kullanılan akla hulum akıl denir. Bu akıl kendince ötelediklerini aşağılamak, değersizleştirmek ve engellemek için inkârcıların kullandığı akıldır. Ki, bu akıl Kur’an ifadesi ile Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e, şair, mecnun ve kâhin diyen ve yapacakları müsbet işleri olmayan inkârcıların aklıdır. Bunu dile getiren ayette şöyle ifade edilmektedir. “Hayret bunu kendilerine ehlam akılları mı emrediyor. Yoksa onlar azgınlar topluluğu mudur?” (Tûr: 52/32). Bu çerçevede iş beceremeyen, planı projesi olmayan, yalnızca başkalarını eleştirmeyi sermaye olarak kullanan insanlar bu gruptandırlar. Birkaç kelimeyi toparlayıp doğru yazamayacak kadar ebleh insanlar bile kendi akılarını şaşmaz akıl olarak kabul eder ve inadına saçmalıklarını, hiçbir kurala uymadan sürdürürler.

Milyonlarca genç insan, kime ve neye inanacağı bunalımını yaşıyor. Aile cinayetleri aldı başını doludizgin gidiyor, trafik cinnet geçiriyor, kültürel asimilasyon korkunç girdabı andırıyor. Nice cüretkâr cahil tanımadığı insanı insafsızca eleştiriyor. Herkesin farklı ve dağlar gibi derdi kronikleşiyor. Fakat akıl artık hiçbir problemi çözmüyor. Üstelik felaket, küresel olarak yayılıyor, kana doymuyor, cinayetlerden utanmıyor, İslam ülkelerinin şehirleri medeniyetleri harap ediliyor, tınmıyor. Demokrasi, uygarlık, özgürlük havarilerin iddiaları hiç tutmuyor. Akıl müdahale etmek için meydana çıkmıyor. Taşıyıcılarına hiç uyarıda bulunmuyor. Yıllarca demokratik laikler, Müslümanın bütün umutlarını yok etmeye çalıştı fakat akıl onlara engel olmadı. Bundan anlaşılıyor ki bugün insanların çoğu, hulum akıllarıyla darmadağınıktırlar. Şu içinde bulunduğumuz ortamda normal statüde cereyan etmesi gereken referandum bile aklı alabora etti. Başka ilgilenecek hiçbir mesele yokmuş gibi hal aldı.

Demokrasi denilen sistemde siyasi sorumlular, meseleleri topluma anlatırlar. Halk yetkilileri dinler, aklına uygun geleni, gider sandığa yansıtır. İnsanların sabah akşam “evet-hayır” vird halinde Cenab-ı Hakk’ı zikir edercesine tekrarlaması tarafların akıllarını bloke etmiş durumdadır. Üstüne üstlük bir zamanların “367” sabıkalısı Sabih Bey bile tüm pişkinliği ile “hayır” fetvası üzerinde ısrar ediyor. Unutmuş gibi hiç yetkili olmadığı halde “tek adam” havasına girdi. Millete rağmen, devleti ve milleti sıkıntıya soktu. İşte hulum akıl!

Onu anladık da ya şu hocalarımıza ne oldu? Kur’an gibi bir hazineyi araştırmanız gerekirken, “evet-hayır” sizi niye bu kadar meşgul ediyor? Millet kararını vermiş. Siz Kur’an’ı tebyin hizmetine bakın.

Yoksa indirdiğimiz apaçık hükümleri ve hidayeti, insanlara biz Kitap’ta beyan ettikten sonra, onu gizleyenlere Allah lânet eder ve lânet edebilen her şey onlara lânet ederler. Evet, aklı aramak zorunda kalmayalım. Esselamu aleyküm. 

 

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle