Erozyona karşı himmet ve hizmet
Müslümanların önlerine sürülen gündemlerle zamanı israf etmeleri tehlikeli boyutlardadır.
Dünyada insan nüfusunun artışı, katlanarak beraberinde birçok problem getirdi. Yapıp ürettiği her yenilik, insanın dertlerine yeni dertler ekledi.
Dünya nüfusunun yedi milyara tırmanışı, sosyolojik dengesizliklere zemin hazırladı. Üretimi, dolayısı ile geçim şartlarını zorlamaya başladı.
Besin maddelerindeki artış, kaliteyi bozdu. İnsanlar beslenecekleri yerde zehirlenmeye mahkûm oldular.
İletişim, ulaşım ve teknolojik araçların artışı ile bir taraftan hava kirlendi, diğer taraftan yoğun sinyaller ve radyasyonla insanların sağlıkları tehdit altına girdi.
Ulaşım, yer küreyi küçülttü. Kültürler ve medeniyetler karmaşaya mahkûm oldu, yozlaşma hızlandı, toplumları etki alanı içine aldı.
Maddi çıkar ve nüfuz ön plana çıktı ve manevi etkinlikler, değer kaybına uğradı.
Milyarları aşan dünya nüfusu, medeniyetleri, kültürleri ve toplumların ahlâkî değerlerini bombardıman etti.
Silah sanayi’nde artan üretim, kitleleri bir anda imha edecek boyutlara ulaştı.
Her yönü ile etki alanı oluşturan bu gelişme ile sarsıntının ve çöküşün sinyallerini veren tehlike, aileyi de kasıp kavurmaya başladı.
İnsan dertleri ile dertlenen, sorumluluk hisseden ve kurtuluş çareleri için hamleler yapmayı arzulayan herkes, statükodan sıyrılıp harekete geçmelidir.
Müslümanlar, “Olanlar oldu, her şey altüst oldu artık bu böyle gider” paranoyasından sıyrılıp arınmalıdırlar. Her şeyi oluruna bırakalım deme zilletini kabul etme zorunda değildirler.
Aynı zamanda bugün ki dünya konjonktüründe bu hayat tarzından başka bir hayat tarzı söz konusu olamaz deme vebaline katlanma hakları yoktur. Sorumluluktan sıyrılma fantezileri de yoktur.
“Her şey bir sebebe bağlıdır. Her şeyin bir başlangıcı bir sonu vardır. Her hangi bir iyiliğin ihyası için bize de bir sorumluluk ve görev düşer” anlayışı ile her alanda yeniden diriliş sorumluluğu yüklenmek iman gereğidir.
Şıpsevdi aşkla kurulan aileler ya da yalnızca bir çocuk edinme evlilikleri yeni nesilleri fesada sürüklemektedir. Boşanma ile enkaz haline gelen aileler toplumun geleceğini dinamitlemektedir.
Ana baba şefkatinden yoksun büyüyen çocuklar, barut fıçılarını andırmaktadır. Tinerci gençler, korkunç boyutlarda tehlike sinyalleri vermektedir.
İnternetin açtığı yaralar aileyi içten çürütmektedir. Evli baylar ve bayanlar, eşlerini aldatma çirkefliğine sürüklenmektedirler. Her türlü olumsuzluktan gençlerimiz meçhul istikametlere çekilmekte ve mutsuzluk girdabına itilmektedirler.
Belden yukarısı müslüman görünümünde, belden aşağısı ile tanımlanamayacak bir ucube kıyafetin yayıldığı bir ortam, bir toplum, hocayı, öğretmeni, akademisyeni, yazarı, mütefekkiri ve her sorumluyu derin derin düşündürmelidir.
Aile ile ilgili bakanlık bu tür marazlara çare üretmekte zorlanmaktadır. Bu alanda kafa yoracak konu ile ilgili projeler üretecek yürekli, imanlı, ihlâslı, hamleci seçkinlere ihtiyaç vardır.
Rabbimiz Allah Teâlâ:
“Ey inananlar, kendinizi ve ailenizi bir ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır. Onun başında gayet katı, şiddetli, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildikleri şeyi yapan melekler vardır.” (Tahrim 66/6)
Kerîm Kitabımızı gündeme alıp onunla “büyük cihat hizmeti” verenlere selam olsun.
Her türlü şer akıma göğüs gerip Kur’an’ı rehber edinenlere helal olsun.







