--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dünya hayatında hangi kulvar

İlhan Oral
İlhan Oral

Âlim, amil, halis ve akıl öncüleri olmayan toplumlar ufalanırlar, parça parça olur dağılırlar.

Patika yollarda hedefsiz yürüyüşe geçerler. Ana yoldan ayrılır ve esas güvenli yoldan uzaklaşırlar. Artık, onlara; “durun ey dağınık kalabalıklar, birlikten kopmayın, güç kaybederek sırtlanlara yem olmayın” diyerek seslenecek öncüler bulunmaz. Bulunanlar da ses çıkarmazlar.

İşte o zaman kimin ne diyeceği ve kimin ne yapacağı belli olmaz. Bütün kutsal değerler çorap söküğüne benzemeye başlar.

Onun için öncelikle kulvarı belirlemek gerekir.

Bu kulvar;

Ya beşeri yorumların müteselsil çıkmazları olan keşmekeştir,

Ya da yaratan, yaşatan, yöneten, koruyan ve kollayan Allahü Teâlâ’nın şaşmaz ve şaşırtmaz sistemidir.

Beşeri yorumu netleştirmek gerekirse, tartıştıkça dal budak salan fitne kazanı gibi kaynayan sosyal bir kokuşmadır. Bu ise tarihi süreçte de olduğu gibi bugün de gündemin büyük bölümünü oluşturmakta ve tefrikaya tuz biber olmaktadır.

İlk insanlarda başlayıp süregelen ve İslam tarihinde daha seçkin nesil ashabı kiram devrinde fitne ve tefrika âlemi İslam’ı yangın alanına çevirdi. 

“Hakem olayı” sonunda Hazreti Ali’ye kâfir hükmünü veren fitne taraftarları onu Müslüman görmemekte direttiler.

Neden?

Çünkü beşeri yorumlar öne çıkmış ve ana kaynak Kur’an ikinci plana atılmıştı. Evet, onların büyük çoğunluğu âlim, amil, halis ve akıl öncülerdi. Fakat onların kimileri tefrika ve fitneye yenik düştüler. Çünkü beşeri zaaflarla fitne, tefrika ve öfke kulvarına girdiler.

İnsanlık âleminin en seçkin nesli olan sahabe, arka planda bozguncuları bulup çıkarmakta zorlandılar. Kur’an kulvarında, “topyekûn Allah’ın ipine sımsıkı sarılıp” bağlanmak vardı.

Bu kulvarın arı, duru, mükemmel, yapıcı ve en verimli olduğunu dile getiren Kitap açıklama yaparak derki;

Ve hepiniz Allah’ın ipine sımsıkı sarılınız ve birbirinizden ayrılmayınız. Ve Allah’ın üzerinizde olan nimetini de hatırlayınız ki, siz birbirinize düşmanlar iken Allah kalplerinizi ülfet edip birleştirdi. Siz O’nun nimetiyle kardeşler oluverdiniz. Yine sizler ateşten bir çukur kenarında iken sizi ondan çekip kurtardı. İşte Allah âyetlerini sizlere böyle açıklar ki hidâyete erebilesiniz. (Âli İmran: 3/103)

Gerçek şu ki, bu âyetin izahını ciltler dolusu kitaplar ifade edemez. Ancak aklını yaratılış gayesine uygun çalıştıranların rahatça düşünebilmeleri hususunda âyetteki ilkeleri sırlayalım:

Hepiniz ifadesi ile ayrışmadan, tefrikaya alet olmadan, birliğinizi bozmadan ve çelik gibi irade ile birlik olun.

Bu bilinç düzeyinde Allah’ın ipine sımsıkı sarılınız.

Birbirinizden ayrılmayınız.

Gaflete düşmeyin, taassuba sürüklenmeyin, fitneye alet olmayın ve öfkeye kapılmayın. Allah’ın üzerinizde olan nimetini de hatırlayınız.

Bunları hikmet seviyesinde kabul etmediğinizde siz birbirinize düşmanlar olursunuz.

Allah Teâlâ’nın sistemini şirke kaymadan kabul ederseniz Allah kalplerinizi ülfet edip birleştirir.

Bu vesile ile Allah Teâlâ’nın nimeti ile kardeşler olursunuz. Ateş çukurundan kurtulursunuz.

Sonuç olarak seçme hakkı insana verilmiştir. Ya hidayet kulvarı ya da tâğut kulvarı.

Batıl yollardan çekilip Hakka yürüme ümidi ile bir dahaki yazımızda buluşalım.

Selam ve hürmetler… 

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle