Dinleme önceliği
“Dinlenilme önceliği” çok su götürecek bir hamura ve üzerinde çok yorum yapılacak bir önermeye benzer. Herkesin yorumuna açık olan bu ifade, yorumlandıkça dallı budaklı profil sergiler.
Özellikle her ideoloji savunucusu ve her bireysel irade kendini dinletmekte en öne alınmasını uygun görür. Ama hiç kimse buna hakkı olup olmadığı hususunda kendini sorgulamaz. Bireyler, aileler, kurumlar, tarikatlar, mezhepler, kavmiyetçiler, devletçiler, hocalar, öğretmenler, berberler velhasıl her tür beşerî yorumcu bu mantalitenin dışına çıkamaz, illaki konuşup yorum yapacaktır.
Yedi milyar nüfuslu yerküremizin büyük bir kısmını temsil eden devletlerin beğenilmiş ve seçilmiş liderleri Birleşmiş Milletler toplantılarına katılırlar. Ülkelerinin en seçkin insanları yani liderler topluluğu toplanır en garip ve en mağdur toplumların mağduriyetlerine çözüm getirmek için toplandıkları halde hiçbir çözüme yanaşmaz dağılır giderler.
Bugün Afrika ülkelerinin çoğunu sömüren, vampir gibi kan emen sömürgeciler talan etmedik hiçbir değer bırakmadılar. Afganistan’ı paslaşarak işgal eden zalimler güruhu Pakistan’a, Irak’a, Filistin’e Suriye’deki İslamî gelişmelere kan kusturuyorlar. Türkiye’deki toparlanmalara tahammül edemiyorlar. Kendi öz yurtlarında ağır mahkumiyet hayatı yaşayan Filistinlilerin hiçbir derdine derman olacak kadar performans sergilemiyorlar ya da buna hiç ihtiyaç hissetmiyorlar.
Acaba bunların hangisi dinlenme önceliğine sahip olabilir? Bunlar bir yana, İslam âleminin devlet liderlerine yönelip bakalım. Akıl erdirmek mümkün değildir. Bunlar, ya temsil ettikleri yüce davanın izzet ve şerefinden habersizdirler ya umurunu üstlendikleri İslam toplumu başında korkudan ödleri patlayan korkaklardır ya da bulundukları makama layık olmayan yetersiz, yüreksiz, ana davadan uzaklaşmış ve Kur’an’ın hikmet ve hakikatlerinin ciddiyetini idrak yoksunudurlar. “Lider kadro” etrafında toplanmaya tahammülleri olmayan etkisiz yetkililerdir.
Buna karşılık kâinat mülkünün sahibi Allah Teâlâ, mümin kalitesini fotoğraflarken muhteşem kriterler vazeder. “Peygamberin aralarında hükmetmesi için Allah’a ve Resûlüne davet edildikleri zaman müminlerin sözü ancak: “işittik ve itaat ettik” demeleridir. İşte ebedi mutluluğa erenler bunlardır.” (Nûr: 24/51) Bunun dışında beşerî değerlendirmelerini, Kur’an üstü bir öncelikle kabullenenler, Kur’an uyarısı ile arka planlarını deşifre eder. “Kendisine Rabbinin âyetleriyle öğüt verilip de sonra onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim kim olabilir? Hiç şüphesiz ki biz suçlulardan intikam alıcılarız.” (Secde: 32/22)
Bunun içindir ki, Allah Azze ve Celle’den başka hiçbir irade öncelikli dinlenmeye layık değildir. Bunun için Kur’an okunduğu yer ve zamanda onu duyan Müslüman mutlaka susup gönül huzuru ile dinlemelidir. Kur’an okunduğu zaman onu dinlemeyen günah işlemiş olur ve iç huzuru ile dinlemeyen gâfil kalır ve fâsıklık hududu içine girmiş olur.
Okunmakta olan Kur’an’ı dinlemek için de Allah’a ve Resûlüne itaat etmek gereklidir ve şarttır.
Bu tip insanlar Cenab-ı Hakk karşısında sağır ve dilsiz kabul edilirler ve bunlar akıllarını kullanıp Kur’an’ı gereği gibi dinlemedikleri için Allah Teâlâ’nın hayır hazinesinden nasip alamayanlardır. Çünkü aklını kullanmayan dilsiz ve sağırlar gibidirler.
O müşriklere Allah’ın indirdiğine uyun, denildiği zaman onlar, “Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz düzene uyarız” dediler. Ya ataları bir şey anlamamış, hidayete ermemiş idiyseler de mi? Hidayet çağrısına kulak vermeyen kâfirlerin durumu, sadece çobanın bağırıp çağırmasını işiten hayvanların durumuna benzer. Çünkü onlar hakkı duymayan sağırlar, gerçeği söylemeyen dilsizler, nûru görmeyen körlerdir. Zaten onlar akılları ermeyenlerdir. (Bakara: 2/170, 171) Kur’an-ı Kerim’de ısrarla; “Kur’an okunduğu zaman hemen onu dinleyin ve susun ki rahmete nail edilesiniz.” (A’raf:7/204) Allah, her şeyde olduğu gibi ortak kabul etmez. Hiç kimseden korkmadığı için hiç kimseye taviz vermez. Herkesin nefesi kesilecek, sesi çıkmayacak, ama Allah bunların hepsinden münezzehtir. Her şeyde Onun hükmü geçerlidir. Dinlenilmeye en layık olan da ancak O’dur. “Allah’ım bizim kalplerimizi dinin üzere sabit kıl!” ÂMÎN! Esselamü aleyküm.
Taziye 1: Önce Mustafa Karahasanoğlu beyefendiye ve tüm kederli ailesine başsağlığı diler, Rabbimizin sabr-ı cemil ihsan etmesini ve M. Asaf’a rahmeti ile muamele etmesini niyaz ederim.
Taziye 2: Değerli yazarımız Hasan Karakaya beyefendinin âni vefatı münasebeti ile Akit Medya Grubu mensuplarına, ailesine ve tüm okuyucularına başsağlığı dilerim.
“Doğrusu biz Allah’a aidiz ve muhakkak O’na döneceğiz!”







