Dertlerimiz ve çarelerimiz (2)
Toplumlar zaman zaman insanlar gibi güç kaybına uğrarlar, hastalanırlar. Bazen dünya hasatlığına tutulur perişan olurlar ya da zengin olur, hak hukuk tanımazlar. Bazen de manevî değerlerini yitirir, ölçüyü tutturamazlar umut bunalımına girer kötülüklere sürüklenirler.
Suçlar dosyası açılınca dertler kasırgalar gibi estikçe eser etrafı harap eder, yıkmadık abide bırakmaz. Üç saatlik yeni doğmuş bebeği naylon poşete koyup cadde ortasına atan ana verdiği mesajla nice acı gerçeği gözler önüne sermektedir. Münasebetsiz filmler, iğrenç diziler, çirkef programlar televizyonlarla ahlâkı tahrip ediyor ve seyircilerin hayâ duygusunu yok etmeye devam ediyor. Hayâsızlık girdiği her yeri iğrençleştirir. Yayılır her tarafı sinsice sarar ve iğrenç manzara kümeleri halinde “ben varım ve etkinim” diye meydan okumaya kalkışır. Dokuz ay karnında taşıyıp sonunda doğurduğu bebeğini satan ana, tehlike mesajları veriyor. Bunları çok iyi anlamak ve ciddi boyutlarda, tedbir almak zaruridir, uyarılarında bulunur. Çeşitli yayın ve yayım kurumlarında anası babası belli olmayan ve her halleriyle problem oldukları görülen insanlar, ciddi ve anlamlı uyarını sürdürüyorlar.
Rüşvet isim değiştirmiş ve taktik üretmiş, “şu falan yere yardımını yap” gel. Bununla hakka aykırı gelir sağlayanların listesi gittikçe kabarıyor. Ekonomik dengeler fâkirin aleyhine değişiyor. “Kolaylık vergisi” adı altında her kapıyı açan rüşvet sihirli anahtar olmuş tıkırında, alan da memnun veren de memnun, kime ne?
Toplumda bunlar yetmezmiş gibi gençlik arasında uyuşturucu yayılmış peşinden fuhuş almış yürümüş. Zaten ahlâkî değerler unutulmuş, ilmî faaliyetler yerini internet bataklığına bırakmış, aklî fonksiyonlar dibe vurmuş, besin maddeleri hem kalitesi ve hem de fiyatları önlenemez terörist havasına bürünmüş gidiyor. Aile sekerât halini yaşıyor. Lehine imiş gibi gösterilen her hareket, kadını daha da asimile ediyor, rayından çıkarıyor, eşsiz, dostsuz kalmaya özendiriyor. Kadını şeytanca kimsesizliğe mahkûm ediyor. Ailesi yüzünden cinnet geçiren adam silahı ile mekâna giriyor ana baba çoluk çocuk kimi bulursa kurşun yağmuruna tutuyor, son kurşunu da beynine boca ediyor ve bir katliama imza atmış oluyor. Bir tarafta göze ilişmeyen küçük kız çocuğu yaşananlar karşısında duygularını kaybediyor, yıkılıyor.
Daha nice derdimiz yanında ilim gibi rehberi ve hikmet gibi hazinemizi kullanmaktan âciz kaldık. Bütün bunlara rağmen ümitsizliğe prim vermek bizim yetkimiz dâhilinde değildir. Hayat, boşluk kabul etmez. Mutlaka herhangi bir boşluğu dolduracak bir veri vardır. Kaldı ki bunların üstünde ve ötelerinde müminler için ilâhî rehber ve irade vardır.
Geçmiş kavimlerin korkunç düzeyde kargaşaya ve ahlâkî çöküntüye maruz kaldıklarında ilâhî irade tecelli eder ve peygamber silsilesine bir halka daha eklerdi. Fakat en sonunda âlemlerin Rabbi Allah Teâlâ, âlemlere rahmet olarak gönderdiği son Peygamber Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i görevlendirdi. Ona gelen Kitap ile kıyamete kadar gelip geçecek her tür çöküntüye çare olacak ve her problemi çözecek hatasız kanunlar kitabını verdi. Bu Kitap, bizim elimizdedir ve bütün canlılığıyla uygulamamızı beklemektedir.
Peygamberin görevi, insanlığı, şeytanî virüslerden temizlemektir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu görevi ümmetine tevdi etmiş olduğuna göre müminler görevlidir.
Her tür derde deva Kur’an, bize en yüksek düzeyde hedef göstermektedir. Bu yüksek hedeflere varmak için Müslümanların öncelikle yeniden iman etmeleri gerekir. Allah Teâlâ öyle beyan eder. Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine ve Peygamberine indirdiği Kur’an’a, daha önce indirdiği kitaplara imanınızda sebat edin … (Nisa: 4/136) Her işin başı imandır, güvendir. Allah’ın rahmetinden ümitsizliğe düşmeyiniz. Çünkü Allah’ın rahmetinden, kâfirlerden başkası ümit kesmez. (Yûsuf:12/87) İşte iş, “hepiniz topyekûn Allah’ın ipine sarılın” emrini yerine getirecek müminlere kalmıştır. Andolsun ki, size, içinde zikriniz (hayatınızın her meselesi) bulunan bir kitap indirdik. Hâlâ aklınızı kullanıp düşünmeyecek misiniz? (Enbiya: 21/10) Evet, Kur’an’da çarelerimizin ipuçları bunlardır. Dertlerinden kurtulmak isteyenlere hayırlı olsun. Allah’tan başka tanrılar ihdas edip Kur’an’ı gölgelemeye kalkışanlara veyl olsun! Esselamu aleykum.







