Dertlerimiz ve çarelerimiz
Gerek ülkemizde gerek diğer İslam ülkelerinde genel durum vahametini korumaktadır. İslam ülkelerinin bir kısmında yıkım ve sefalet hat safhada insanlara zillet hayatı yaşatıyor.
Özellikle Türkiye ve İran gibi birkaç ülke imar, ekonomi ve yönetim alanlarında büyük mücadele veriyor ve direniyorlar. Ancak ülkemize ahlâkî alanlarda, sosyal hayatta, ticarî sahada, özellikle eğitim çalışmalarında hedefi belli olmayan bir kargaşa yaşanıyor. Hemen her gün medya haberlerinin belli bir kısmı insanın kanını donduruyor. Çeşitli cinayet haberleri sınır tanımayarak haddi aşmaktadır. Trafik kazaları cinnet geçirmiş yayılıyor. Fuhuş bataklıklarının ifrazatı insanları iğrendirmektedir. Uyuşturucu maddelerinin kurbanları toplumu hüzne gark ediyor. Ticarî sahada verdiği hizmetin birkaç fazlası ile bedelini gasp edercesine koparan firmaların sınır tanımazlığı ürkütücü boyutlarda ilerlemektedir. Buna «dur» demek gerekiyor.
Evet, bütün bunlar ve daha niceleri dertlerimizdir. Fakat bunların karşısında dertlerimizin reçeteleri vardır. İsteyip yapınca çareler bulunuyor. Kimileri kabullenmekte sıkıntı çekse de ülkemizde duble yollar, nice dağı delip geçen tüneller, deniz aşırı devasa köprüler, deniz altından kıtaları bir birine bağlayan tüp geçitler, büyük şehirlerin ulaşımını kolaylaştıran metrolar, modern havaalanları, askeri alanda bağımsızlığa kapı açan savunma sanayii ürünleri, topu ile tüfeği ile tankı ile tayyaresi ile ve bütün bunlara öncülük yapan Lider adam cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı ile nice çaremiz gündemimizin ön sıralarındadır.
Unutulmaması gereken meşum ve kara gece 15 Temmuz ihanet ve saldırısına rağmen asıl millet bizim çarelerimizin sağlam adresidir. Şehadet şerbetini hasretle içmeye hazır, kalleş putperest zalimlerin kullandığı tankın paletleri altına yatacak kadar büyük yürek taşıyan mübarek yiğitlerin ülkesinde çare bitmez. Ancak evet ancak bu şanlı yiğitlerin soylarının devamı için yapılması gereken çalışmalar ihmal kabul etmez. Bu seçkin mücahitlerle cihadımızı sürdürmek ancak onların varlıklarıyla mümkün olacaktır..
Bunun için her alanda bilgili olmamız, kimliğimizi yeniden belirlememiz, davamızın mahiyetini aslına göre kabullenmemiz, dostu düşmanı ferasetle tanımamız ve inandığımız kadar başaracağımızı unutmamalıyız. Hak noktasında topluma yeni bir format atmamız gerekiyor. Bu formatın programları; ilim, irfan, adalet ve medeniyet eğitimi olmalıdır.
Fakat bunlardan önce ve özellikle aile eğitimi sistemi yerleştirilmelidir. Aile eğitimi ile ilgili birçok yazımda ısrarla önemli meselelere ağırlık veriyorum. Umudum vardır. Belki üst düzey bir yetkili ne demek istediğimin farkına varır da bu teklifim hayra vesile olur. Nice mütedeyyin aile tanıyorum çocuklarının bonzai müptelası olduklarından derin acı çekiyorlar. Fakat çaresizlikten dert yanıyorlar. Erkek evlatların kapıyı vurup çekip gitmeleri, ana babaları derin endişelere sürüklemeleri ve kız çocukların istedikleri erkeklerle aylık ve haftalık aşk hayatı yaşamaları ana babalara daha dünyada iken cehennem azabı yaşatmaktadır.
Tecavüzler, gayri meşru bebek edinmeler tehlike çanları çalmaya devam etmektedir. Böylesi tehlike çan seslerini duymamak, her derde deva Kur’an’a karşı duyarsızlıktan kaynaklandığı hiç unutulmamalıdır. Gerçekte her tarafı ahtapot gibi sarmış şer güçlerin ajanları, devlet dairelerinde kümelenmişler. Hain fetö gibi dini istismar eden asalak yüzsüzler ve dönekleri tanrılaştırdıkları saçmalıklarını en kutsal değerler kabul etmişler. Medyanın çeşitli bölümlerinde iğrenç bozguncular ve cahil küstahlar durmadan dinlenmeden kadın haklarını savunur ve döner kadını hunharca kullanır olmuşlar. Bütün bunlar aileyi harap ettiği bir ortamda aklı başındaki Müslümanlar da işe ciddi boyutlarda sahip çıkmadıkları görülüyor.
Allah Teâlâ Tevbe ve Fetih surelerinde bütün müminleri intibaha getirecek hakikatleri dile getirmektedir. “O, dinini bütün dinlere üstün kılmak için peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen Allah’tır. Müşrikler hoş görmesinler de.”(Saf:61/9) “O, dinini bütün dinlere üstün kılmak için peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen Allah’tır. Buna şahit olarak Allah yeter.” (Fetih:48/28) Bunların karşısında bütün müminler şaha kalkarak açıklarını kapatmaya başlamalıdırlar. Esselamu aleykum.







