--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Derde çare için akıl gerek

İlhan Oral
İlhan Oral

Cinayetler, istismarlar, suiistimaller ve benzeri olaylar çıkınca medya kurumları meselenin üstüne üstüne giderler. Ajitasyonlara başlarlar. Hüküm üstüne hüküm verirler. Daha doğrusu yaygaraya tuz biber olurlar. Hele çocuk istismarı, cana kıyma ve kadın cinayetlerini haber olarak servis etmede dört köşe olurlar. Uyuşturucu maddelerin gençliği çepe çevre kuşatmasında, gayrimeşru bebek ticaretinde, kuzu postuna bürünmüş canavar rolünü oynarlar. Veryansın oraya buraya yüklenir dururlar. Ticaret ahtapotuna teslimiyette kusur etmezler. Faizin bendesi olurlar. Buna, alternatif düşünemeyecek kadar kadükleşirler.

Fakat önceden bunca trajedinin altyapısını medyanın kendisi hazırlar. Sanat adına filim, dizi ve çeşitli programlarla öfke üretirler. Amansız ve acımasız hayalet patronlar ve onların ezip sindirdiği uşaklar güruhu ihdas ederler. Gayrimeşru evlatlar, anaları ve babalarını tanımazlar. Amma onların emirlerinde çalışırlar. Bütün oyuncular birbirlerine tezgâh ve tuzak hazırlarlar. Birbirleri ile konuşurken erkân ve âdap akıllarına gelmez. Suratları, cehennem zebanisi suratı gibi şirazesi bozuk meymenetsiz ve tinetsiz bir eda ile saldırırcasına birbirleri ile konuşurlar. Parayı ve yapmacık otoriteyi Demokles’in kılıcı gibi kullanırlar. Gerilim pompalamayı ustaca becerirler. Yıkıcı ve yıldırıcı rollerini ustaca icra ederler.

Birileri hızını alamaz, yüzde seksen çıplak genç kadın ve erkekleri aylarca ormanlarda “köle İzaora” gibi kullanır ve para uğruna onların cılkını çıkarırlar. Onlara yaptırmadık pespayelik bırakmazlar. Cabası, bunları çıplak halleri ile barakalarda karma yatırırlar.

Bütün bunların ve benzeri haksız, hukuksuz ve ahlâksız gelişmelerle topluma “illellah” dedirtip toplumu beyin yıkama operasyonu ile dejenerasyona tabi tutarlar. Kısacası, medyanın büyük bir kısmı, meslekleri uğruna tahribat yapmayı hedefler ve sürdürürler.

Özel sektörün sınır ve hak tanımaz fiyat politikası gariban kırgınların ve mağdurların artmasına sebep olurlar. Hele iletişim şirketlerinin akıl, ahlak, hak, hukuk ve adalet ile ilgisi olmayan sömürüleri gariban insanları dağdaki eşkıyaya rahmet okutacak hale getirirler.

“Teşbihte hata olmaz” derler ya, güvenle yolculuğunu sürdüren yolcu, bir gün bir köye uğramış. Yine güvenle köyden geçip yoluna devam edecekmiş. Bir anda planı bozulmuş. Çünkü etraftan köpekler üzerine saldırmış. Fakat yolcunun elinde kendini savunacak bir değneği dahi yokmuş. Taşlardan medet ummuş, fakat hiçbir taşı yerinden koparamamış. Çaresiz kalınca kendi kendine mırıldanmaya başlamış “yahu bu ne biçim köy, köpekleri serbest bırakmışlar, taşları, kopmamak üzere bağlamışlar.” Ya toplum, toptan çaresizse?..

Otuz beş milyon abonesi olduğu söylenilen bir iletişim kurumu, fatura bilgisi verirken “şehamet arz ediyor” ve anormal dokümandan sonra “diğer vergi” peşinden “diğer vergiler” adı ile “Deli Dumrul vergisi” topluyor. Üstüne üstlük aldığı hizmet bedelinin yarısını kesiyor.

Sorma zorunda kalıyorsun. “Nerde hak, nerde hukuk, nerde adalet ve nerde devlet?” Atalarımız boşuna laf etmemişler: “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe!” Orman işletmeleri damgasız orman ürünlerini yakaladığı zaman, ürüne el koyar ve zanlıyı, mahkemeye sevk eder. Bunda bile bugün devletin ilgili görevlileri “adam sen de” diyerek görmemiş havasına giriyor ve vaziyeti idare etmeyi yeğliyorlar. Ormanlarımız “bizim hırsızlarımız” tarafından talan ediliyor. Adam, “hırsız var” diye avazı çıkabildiği kadar bağırıyor. Kendi daha büyük götürüyor. Kimse de onu teşhir etme cür’eti gösteremiyor. Bir tomruk damgalatıyor, bir traktör ağaç götürüyor. Başka bir alanda tonlarca patates ve soğan ormana dökülüyor. Bu ürünlerin fiyatları birkaç katına fırlıyor! Devlet buna engel olmakta zorlanıyor.

Kör cahil bir toplumdan yirmi üç senede insanlık tarihinin en seçkin neslini yetiştiren Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, “Hazreti Âdem aleyhisselam’dan beri gelen bir söz vardır; İnsan utanma duygusunu kaybettiği zaman dilediğini yapsın” Bu hadisi şerife baktığımızda bir kısım inanımız utanmaz olmuş. Yine, O buyuruyor ki; Bizi aldatan bizden değildir. Cenabı Hak da buyurur ki; Gerçekten size, içinde bütün hayatî değerleriniz olan bir kitap indirdik. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? (Enbiya:21 /10) İşte, bize bunu anlayacak akıl gerek. Esselamu aleykum.

 

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle