Darbecilerin kini
Evet, 15 Temmuz 2016 günü, bir milâdî tarih niteliğindedir. Aynı zamanda kinin, öfkenin, sinsileşerek daha derinleştiği bir gündür. Hem aynı zamanda bu günü iğrenç kokularla mülevves çirkinliklerin ihtar edici sinyallerinin yoğunlaştığı tarih kabul edilmelidir.
Bu, Firavunu aratmayacak kadar gözü dönmüş kanlı kâtil Fethullah Gülen ve körü körüne inananlarının muharrik güçleri küresel şer güçlerdir. Bu kimliği bozuk ve niteliği mülevves ve büyük şeytanın kukla uşağı kendini de rezil etti, temsil etmeye yeltendiği davanın da ters yüzünü göstermekte üstün maharetini ustaca sergiledi. Müslüman olup da Fethullah Gülen’e inananların şartlanmış şarlatanları, İslam’ın temel değerleri dışına taştıkları, yıktıkları ve viraneye çevirdikleri masum aileler ve harabeye çevirdiği en hassas mekânlar ile su yüzüne çıkmıştır. Ehli salibin baş temsilciliğini yapan büyük şeytan hâlâ delil istiyor ve bir taraftan cübbe altından sopa göstermeye yelteniyor. Yüce Rabbimizin hikmetine bakın ki artık milletimiz çağların görmediği ve asırlarca hasretle beklediği birlik ruhu ile şahlandı. Bütün dünyaya asli kimliği ile asırlarca unutulmayacak bir ders verdi. Evet, şimdi yönetimimizin daha basiretli ve milletimizin daha uyanık olması gereken dönem başlamıştır.
Onun için bu robot kuklaların gözaltıları sürekli olmalı ve etkin olarak sürdürülmelidir. Çünkü kâinat imamlığı görevine bürünen kaçak meczup çok ciddi bir hasta ve tedavi kabul etmez kindarın biridir. Bu, kalbi bozuk azılı kindar, sürekli sinemaya gidişinden dolayı daha çocuk yaşta iken yaptığı yaramazlıktan dolayı kendinden dayak yediği hocası Sadık efendiyi, 27 Mayıs ihtilalcilerine şikâyet edip işkence yapılmasına sebep olmuştur. Bu kişi kalbi kin besleyen bir kindardır. Talebelerini de döverek yaralayacak ve kolunu kıracak kadar sadist ruhlu biridir. Müslümana her halükârda düşman, özellikle papanın eteğini öpecek kadar uşak ve Yahudi’yi candan sevecek kadar hainin biridir. Onun için bu azılı saldırganın ve Müslümanları ancak şeytanî duygularına alet etmeyi beceren ve kendine alet olmayanlara ters olan bu papa hayranı ve Yahudi muhibbi Fethullah Gülen’i kendine özgü kimliği ile tanımak gerekiyordu. Ancak onun yanında ve beraberliğinde bir şeyler arayıp onun kirli emellerine hizmet verip onu büyük balon adam yapanların bugün kü halleri çok düşündürücüdür! Allah aşkına, siz zamanında onun en yakınları ve her tür şirretliklerine şahit olduğunuz halde nerde idiniz ve ne yapıyordunuz? Onu dev balon haline getirirken niçin aklınızı kullanmadınız? Amma yine de nâdim oldunuz. Dinimiz İslam’da nedamet makbuldür. Fakat çok tevbe ve istiğfar etmelisiniz! Ya bunca gelişme karşısında hâlâ aklını başına almayanları nasıl değerlendirmek gerekir? Onun için Kitabımıza bakalım ve ibretle okuyalım, hikmet ayarında anlamaya çalışalım.
“Gerçekten Allah katında canlı varlıkların en şerlisi, o sağırlar ve dilsizlerdir ki, akıllarını çalıştırıp kullanmazlar.” (Enfal: 8/22) Bu ayet mealinde iki önemli kelime dikkatimizi çekmektedir.
Bunlar sağır ve dilsiz kavramlarıdır. Üçüncü kelime netice itibarı ile daha önemlidir. Bu tür zavallı yaratıklar duyduklarını anlamaları ve bildiklerini söyleyebilmeleri için akılları olmalıdır. Buradaki üç önemli kavram hususunda arızalı olanların kalp ve beyinleri de arıza yapar. Şöyle bir netice gerçekleşir; “Şüphesiz ki, Allah katında hayvanların en şerlisi, o kimselerdir ki kâfir oldular ve onlar artık iman etmezler. (Enfal: 8/55) Enfal suresindeki bu iki ayet çok cazip meseleleri bütün çıplaklığı ile sahnelemektedir. Bu isyan edip kan döken azgınlar, kanlı katiller, hakikatleri dinlemeyecek ve gerçekleri söylemeyecek kadar akıl yoksunudurlar. Aynı zamanda iman edemeyecek kadar kâfir olmuşlardır. Aa! Dur bakalım kime kâfir diyorsun? Ben demiyorum. Hüküm veren kâinat mülkünün sahibi Allah Teâlâ’dır; “Her kim bir mümini kasden öldürürse onun cezası, içinde ebedî kalmak üzere cehennemdir. Ve Allah onun üzerine gazap etmiş ve lanette bulunmuştur. Onun için pek büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisâ: 4/93) Allah Teâlâ’nın bu beyanı karşısında, durup dururken kâfirleşenlerin fotoğrafları açık ve net olarak görülmektedir. Ve onlara kısas uygulanması gerekmektedir. Milletin altın paralarıyla yapılan en hassas merkezlerini düşünmeden acımadan bombalayacaksın, en masum insanları günahsız yere tarayıp ya da üzerinden tankla geçip pestile çevireceksin ve bunu da kasden yapacaksın bir de yaşama hakkı isteyeceksin! “Ancak hayatın normal düzene girmesi için Ey lüb akıl sahipleri! Sizin için kısasta önemli bir hayat vardır. Umulur ki kısası uygularsınız ittika etmiş olursunuz” (Bakara: 2/179) İşte bu kâtilleri, idam etmemek insan haklarına saygısızlık etmek, kâtillere prim vermek ve eşyanın tabiatına aykırılıktır. Kâtilleri koruyan sistem de şeytan sistemidir. Şeytana uyan da şeytandır. Şeytan dengesizdir.
Bu dev balon ahtapotundan ve kininin şerrinden, hizmet bilinci ile yardım eden insanları kurtarma dönemidir. Kur’an gibi bir Kitaba dönmeyip hâlâ onun peşinden gidenler müşriktirler. Hey kardeşler! Aklınızı başınıza alın bu fitne ateşinin odunu olmaktan kendinizi ve çevrenizi koruyun. Siz de şahlanan milletin birer neferi olun! Esselamu aleyküm!







