Çok düşünmeliyiz
Her şeyden önce Kur’an-ı Kerim’i gerçekten anlamalıyız ve O’nun mübelliği Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi yakinen tanımalıyız ve O’nu ciddiyetle, samimiyetle takip etmeliyiz. Bilgilerimizi itina ile korumalıyız. İlim, ancak Allah Teâlâ’ya aittir. Aslında ilim insanda ilâhî bir emanettir. Onun için kendisine ilim verilen her kes, bundan mutlaka sorgulanacaktır. İnsanda akıl kalıcı değildir, ilim de kalıcı değildir. İnsan varlık sahnesine çıkmadan önce de bilgi sahibi değildi, yanına da kalmayacak. Onun için emanete riayet esas alınmalıdır. Ciddiyet çok önemlidir.
İnsanın kendi de, sahip olduğu tüm değerleri gibi geçici süreçte vardır. Bu süreç, her şey için geçerlidir. Ve insan sahip olduğu her şey karşısında sorumludur. İlmin gereğini yapmayanlar da sorumludurlar. Hele insan, Kur’an karşısında çok sorumludur. Kur’an karşısında ciddiyetle sorumluluklarını yerine getirmeyenler lanetlenmektedirler. İndirdiğimiz açık delilleri ve hidayeti, biz kitapta açıkça belirttikten sonra onu gizleyenler, işte onlara Allah lanet eder, hem de bütün lanet edenler lanet ederler. Bakara: 2/159) Dikkat eder misiniz? Kur’an’ı kenara koyarak ondaki tehditlerden bile etkilenmeyecek kadar ilgisiz kalıp aldırış etmeyen özellikle okumuş sorumlular ne yapacaklarını merak bile etmiyorlar. Unutmayalım ki, Allah’a rağmen, O’nun Kitabı’na ve O’nun Resûlüne rağmen bugünkü hayattan başka bir yaşantı bulmak mümkün değildir. Zaten bunun kaçamağı yoktur. Allah gafil değildir, aciz değildir, çaresiz kalmaz. Göklerde, yerde ve içindekilerin hiç biri O’nun gözünden kaçmaz. O her şeyden haberdardır, mutlak hükümran ancak O’dur. Bu gerçeğin zıddına beyanda bulunmaya yeltenenler, saçmalamakta ve debelenmektedirler. Kur’an’ı savunduklarını zannedenler Kur’an’ın, tevhit, Resûle ittiba, Kur’an’ı tebyin, lider kadro, kardeşlik, muavenet ve istişare, gibi esaslarına uymadıkları görülmekte ve bilinmektedir. Bundan aklı eren herkes birinci derecede sorumludur.
İnsanlık tarihinde ayni konu hakkında niceleri farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Fakat delilleri görmezlikten gelenler hep yenik düşmüşlerdir. Günümüzde bazı akademisyen hocalarımız bilgilerinin alt yapısı olmadığı halde ve şöhret ihtirasına saplandıkları için şu an iddiaları en azından tartışılmakta ve yadırganmaktadır. Bugün İslam âleminin birçoğunda dökülen masum bebek kanına şiddetle çare aramak gerekiyor. İslam âleminin uflanıp toz toprak halinde insanlarının bir beldeden başka beldelere savrulduğu bir ortamda Müslümanların birliği için mücadele vermeleri gerekmektedir. Böyle bir ahvalde tutarsız iddialarla halkın zihinlerini allak bullak etmek hiç kimseye artı değer kazandırmaz. Böylesi iddialarda bulunarak prim yapmaya yönelmeleri fitne tohumlarını yeşertmeye yol açar. Müslümanların arasında fitne fesat yayar.
İslam dünyası anarşiye karşı var olma mücadelesi vermesi gerekirken Hazreti Âdem için baba aramaya yeltenmenin hiçbir artı değeri yoktur. Fıkhın yanlışlığına karar vermek hiç kimseyi âbad etmez. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in irtihali ile misyonunun bittiğini iddia etmekle kazançlı çıkan olmaz. Onun dinde hüküm koyma yetkisinin olmadığını ve hadislerin güvenilirliğini irdelemek akıllıca bir çıkış değildir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem genel anlamda her zaman bütün müminlere önderdir. “Gerçekten Resûlullah ’da sizin için; Allah’ı arzulayan, ahireti uman ve Allah’ı çok zikredenler için güzel örnek vardır.” Özellikle Müslümanların bu beyana yoğunlaşmaları gerekir. Bizzat Cenab-ı Hakk peygamberine emir veriyor, Âli İmran süresinin yüz elli dokuzuncu ayetinde danışma meclisinin görevini ve gereğini hatırlatıyor. Şûra suresinin otuz sekizinci ayetinde ise, Müslümanların, aralarında yapacakları işleri şura iledir. Buyurarak Müslümanların olmazsa olmaz görevlerini ihtar ediyor. Bu şûra meclisinin Âli İmran suresinin yüz dördüncü ayetinde de, içinizden hayra davet eden, marufu emredip, münkerden nehyeden bir ümmet yani “lider kadro” kurun emrini vermesi manidardır. Bu konu ya hep ya da hiç hükmündedir, arası muhtemel değil!
Bu konunun mutlaka ele alınması gerektiğini bundan elli sene önce, şimdi birçoğu rahmetli olan hocalarımıza teklif ettik. Hiç birinden net bir netice alamadık! Ancak maceralı bir mücadele sürecinde ömrünü adamış hemşerim, hocam ve arkadaşım İmdat Kaya hoca ile çok teşebbüste bulunduk, olmadı dertleştik. Yıllar yılları kovaladı. Kayda değer netice alamadık. Birliği sağlanmamış bir davanın başarılı olması mümkün değildir! Lideri etkin olmayan bir hareketin gelişimi ve sonucu akim kalmaya mahkûmdur! Yarınların sorumlusu bugünün genç nesli bunlara yeniden yoğunlaşması gerekmektedir. Esselamu aleyküm.







