Çaresizlik aklın ayıbıdır
İslam âlemi, lüb aklı hikmet düzeyinde kullanabilse bunca sıkıntıları kısa zamanda çözümleyerek aşıp geçer. Çünkü lüb akılda ilmelyekın bilgi, hakkelyekın iman, sâlih niteliğinde amel, isâr boyutunda yardımlaşma, ıslah garantili kardeşlik, ülfete mazhar olmuş kalpler, kardeşlik şuuru ile bütünlük ve müminleri kenetleyen tevhid âkidesi vardır.
Bu üstün değerdeki nitelikler baştan sona kadar bir toplumu tek yürek haline getirir. Zaten İslam tarihinde hep böyle olagelmiştir. Bilgiyle, fikirle, zikirle akıl ve kalbin bütünleştiği, iradenin güçlendiği dönemlerde hikmete ve hayatın özüne yürüyüş başlar. Bugün kü mezhepçilik, tarikatçılık, bölgecilik ve particilik Müslümanları mümin vasfından soyutluyor, tutarsız gruplara sürükleyip ayrıştırıyor. Öyle beyan etmedi mi Kur’an’ı gönderen Rabbimiz; Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve ihtilâfa düşüp tartışmayın, sonra dağılırsınız, gücünüz gider devletiniz çöker. Ve siz sabrediniz. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir. (Enfal: 8/46) Bu ilâhî hükme tereddütsüz uyan Ashab-ı Kiram hiç haktan ayrılmadı. İnsanlık âleminin yegâne örnek nesli Ashab-ı Kiram’dır. Bu örnek nesil vahyin bütünlüğü çerçevesinde bu ilâhî beyanlara uydular. Bu çerçevede şanlı lidere itaat ettiler. Tüm insanlığı İslam’a çağırdılar. Çünkü onlara, hikmet nedir diye sorulduğunda, söz birliği etmişçesine Kur’an’ın beyanlarıdır diye cevabını verirlerdi. Onun için Allah Teâlâ’nın dinini, beşer dini yani müşrik dini şeklinde uygulamaya zorlananların yeniden Kur’an’a ve Kur’an’ın hayat veren ilkelerine dönmekten başka çareleri yoktur. Cenab-ı Hak, hikmet ile ilgili açıklamalar yapar ve müminlerin hayatlarını ayarlamayı hedefler ve Kur’an’a yönlendir.
Nimetimin tamamlanması için içinizden size bir Resûl gönderdik. Size ayetlerimizi okuyor, sizi şirk ve günahlardan temizliyor, size Kur›an›ı ve helâl ile haramı, size bilmediğiniz şeriat hükümlerini bildiriyor. Allah dilediğine hikmet verir. Kendisine hikmet verilmiş olan, muhakkak ona çok hayır verilmiş olur. Ve bunu ancak lüb akıl sahipleri idrak ederek öğüt alırlar. (Bakara: 2/151, 269) Şimdi bir daha ciddiyetle düşünelim. Böylesi İlâhî beyan ve ibretleri, biz kulları için gönderen Allah Teâlâ, bunların karşılığı için bizden bir şey beklemez? O’nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, ancak biz her şeye muhtacız. Birey olarak, toplum olarak ve devlet olarak nefsimizi, neslimizi ve aklımızı korumaya çok muhtacız. Bunu sağlamak için, rahmeti sonsuz Rabbimizin gönderdiği kullanma kılavuzu Kur’an’ı Kerim’e layıkı veçhiyle ve hikmetlerine yeniden sarılmalıyız.
Allah Teâlâ, Hazreti Lokman’a hikmet vermiştir. Lokman suresinin onuncu ayetinden on dokuzuncu ayetine kadar insanlık için en kaliteli ders, eğitim ve öğretimin yöntemini sunmaktadır. Anlaşılan o ki lüb aklı kullanmayan Müslümanlar, hakikatin özünü ve meselenin hikmetini idrak edemiyor ve tevhit şuuruna eremiyorlar. Gruplaşmaların pirim yaptığı bir dünyada Müslümanların şeriat dışı nelere yöneldikleri ve Kur’an’ı ne derece öteledikleri tüm çıplaklığı ile görülmektedir. Bu yüzden İslam beldeleri, düşmanları tarafından enkaz molozları haline getirildi. İnsanları hallaç pamuğu gibi ülkeden ülkeye savruldular.
Bebekler analarından koptular, analar yavrularını kaybettiler, hüzün ve hasretle arama hummasına yakalandılar. Aileler dağıldı. Dağılan ailenin, aile cinayetlerinin, hesabını soracak ve zamanında dertlerine deva olacak makam aranır oldu. Kâtiller belli bir süreden sonra af ile hayatını sürdürürken, maktulün hakkını, kalanlarının zararlarını tazmin edecek merci bulmak imkân dışı kaldı. Bu yüzden aile faciaları ve keşmekeşi müzmin dertlerimiz arasında yerini korumaktadır. Bu ve benzeri meseleler üzerine gidecek ve aklı ile metanet dolu kalbini ortaklaşa çalıştıracak nesilleri hazırlama planları ve projeleri yeniden hazırlama zorundayız. Elde Kur’an gibi kâinat güneşi varken rengârenk cılız mumlardan vazgeçmeliyiz.
Bu hizmetlerin uhdesinden gelecek çok değerli potansiyel gücümüz vardır. Başta Diyanet İşleri Başkanlığımız olmak üzere, İlâhiyat fakültelerimiz, İmam Hatip Liselerimiz, TGTV üst kuruluşuna bağlı yüzlerce gönüllü kuruluşumuz ve âdeta hurdaya çıkarılmış fakat çok kalifiye eleman emeklilerimiz ülkemizi daha ilerilere taşıyacak niteliktedirler. Bütün bunların tam kapasite çalışması temennisi ile. Esselamu aleyküm.







