--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Büyük sorumluluk

İlhan Oral
İlhan Oral

 Kur’an-ı Kerim, insan hayatı için lazım olan her şeyi açıklayan, insanın hiçbir meselesini ihmal etmeyen her alanda insana, muhtaç olduğu her tür bilgiyi veren ilâhî bir düsturdur.

Her alanda, insanın her ihtiyacını karşılayacak bir kitap olmasına rağmen en çokta inananları tarafından ihmal edilen, ihmal edildikçe sürekli olarak Müslümanların perişan olacakları haberini veren kitap Müslümanlara ağır sorumluluk yüklemektedir. Kur’an, kesin olarak insan için hiçbir şeyi eksik bırakmadığını net bir ifade ile zikretmektedir. Buna Müslümanların kesin inanmasını istemektedir.

Nahl sûresi 89. ayette Cenab-ı Hak, nice insanı birbirine şahit ve son Peygamber Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemi de tüm şahitlere gözcü yapacağını bildirerek herkesi sorumlu tutacağını haber vermektedir.

Ayetin son bölümü ile Müslümanların daha şuurlu olmalarını sağlamak içinde “ve sana kitabı her şey için apaçık bir beyan ve bir hidâyet ve bir rahmet ve Müslümanlar için bir müjde olmak üzere indirdik” buyurur.

Bu çerçevede Kur’an’ın tüm açıklamalarını dinleyen, sistemin tümünü benimseyen, rahmetine ermeyi yürekten arzulayan ve bütün bunların sayesinde dünya ve ahiret izzet ve mutluluğu ile müjdelenen bir ümmetin gerçekleşmesini hedeflediği görülür.

Buna rağmen üzerlerine ağır sorumluluk yüklenilen Müslümanlar, genelde sorumluluklarını göz ardı ediyorlar ve daha çok üzerlerine elzem olmayan işlerle avunuyorlar, bazen de malayanilerle uğraşıyorlar.     

Bu anlayışla Müslümanların öncelikle ve özellikle üzerinde çalışmaları gereken Kur’an-ı Kerim’dir. Bu görevin ihmal edilmesi, kulak ardı edilmesi ya da savsaklanması, Müslümanların hiç uygulamaması gereken tehlikeli bir oyundur. Bir o kadar da sakıncalı sorumluluktur. Aynı zamanda Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetine aykırıdır. 

Onlarca yıl bu konuyu çeşitli platformlarda anlatmakla yetinmek bizim yükümlülüğümüzü ve sorumluluğumuzu üzerimizden kaldırmaz. Aksi halde ağır bir uyarıya muhatap oluruz.

Siz Kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz? (Bakara: 2/44)

Kitabı okumanın ağır sorumluluğu vardır. Her Kur’an okuyan Müslüman’ın bilmesi ve tavizsiz uygulaması gereken nice beyan, nice kıssa, nice emir, nice yasak ve nice mesele vardır. Hemen hemen her Müslüman’ın ezber bildiği namaz surelerinde bile nice uyarı, nice hikmet biz Müslümanları sürekli olarak silkelemektedir. Müslümanlar bu surelerden Fil Suresi hakkında bile merak edip tefekkür etme zahmetinde bulunmuyorlar.

Bunları okuduk, ezberledik, okuttuk yine okuduk. Maalesef bir gün gaflet uykusundan uyanarak, yıllardan beridir bu ibareyi neden okuyorum diye merakla incelemedik.

Allah aşkına konuyu ciddiyetle ve şuurla düşünelim.

Cenab-ı Hak, bana niçin fil ordusunu hatırlatıyor? Onların hilelerini, haksız saldırılarını bana niye hikâye ediyor? Bunun için “ebabil kuşlarını” ve onların “çamurdan yapılmış taşları” fil ordusuna nasıl yağmur gibi yağdırdığının benimle ilgisi vardır?

Ordunun çiğnenmiş ekine benzetilmesi bugünkü Filistinli çocukların parçalanarak öldürülmeleri ile bir ilgi kurmam mı ihtar ediliyor. Böylesi etkin bir savaş silahının yapılması gerekeceğini mi bildiriyor. Misket bombası ile imha edilen nesillerin korunması gerektiği hususunu mu hatırlatıyor.

Bununla beraber Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dedesi Abdulmuttalib’in, Ebrehe’ye “sen benim develerimi ver, o yıkmak istediğin Kâbe’nin sahibi vardır” cevabında Allah Teâlâ’ya beslediği iman ve güvenini simgeleyerek zihnimize güven mi zerk ediyor?

Evet, muhteşem Kitap Kur’an’ın neresine dokunsan hikmetler fışkıracak! Ancak hâlâ öğretmek için O’nu demode yöntemle okutmaya çalışıyorsak ve “inatçı kavim” gibi O’na haksızlık ediyorsak bunu ciddiyetle ele alıp derin derin düşünmemiz gerekmez mi?

Kur’an okuma şerefine nail olan insanların o yüce şerefe münasip Kur’an anlayışına sahip olmaları gereklidir ve ideal olanı da budur. Aksi takdirde her davranış, Kur’an’a saygısızlık ve Allah Teâlâ’ya isyandır, Resûlü kibriyanın sünnetine aykırıdır.   

Kur’an’a gereken özeni göstermemek vebaldir, günahtır. Müslümanlarca çok kötü harcanan zaman bir daha ele geçmeyen müstesna bir nimettir. Bu şuurun bize neler kazandıracağını akledebilsek ve benimseyebilsek! Esselamü aleyküm.

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle