• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İlhan Oral
İlhan Oral
TÜM YAZILARI

Büyük davanın kitabı Kur’an

06 Temmuz 2025
A


İlhan Oral İletişim: [email protected]

Büyük davanın kitabı Kur’an

İlhan Oral

Allah varlıkları yaratırken bu yaratıkların arasında, insan denen mahlûku her şeyden farklı yaratır. Onu her şeyden farklı yaratması elbet sebeplere bağlıdır.

Bu sebeplerden biri, ona verdiği akıl gibi komplike bir enerjiyi kullanmasını dengelemesi içindir. Özellikle her canlıya, aklın bir tür formatı kodlanmıştır. Fakat insana yüklenen akıl hepsinden daha farklı ve daha kapsamlıdır. Çünkü insan büyük bir davanın temsilcisidir. Bu da büyük sorumluluğu gerektirecek önemli meseledir. 

Öyle bir sorumluluk ki “fıtratı” ve “tevhid sistemini” algılayacak ve hiçbir sapma yapmadan yegâne ve tek hükümran Rab Allah Teâlâ’yı tanıyacak. Bu tanıma gereği üzere O mülkün ve hükmün Sahibinin hükümranlığına inanacak ve gereğini uygulamasının mücadelesini sürdürecektir. Gelecek nesilleri hayata hazırlayacaktır.

Bu büyük dava hilkatin başlangıcı ile derin hikmetlerle dolduruldu. O günden bugüne gelen bu büyük dava, bugünden kıyamete kadar devam edecektir. Bu sistem beşeri iddiaların sahiplerini birbir susturmuş ve devre dışı bırakmıştır. Bu büyük davanın sahibi Rabbimiz hiç birine vadesinden fazla mühlet vermemiştir. O beşeri iddiacıların hepsinin son nefes ile bütün yetkilerini almış ve onları toprağa gömmüştür.

İşte O kâinatın tek yöneteni iddiacıların hepsini ölümle buluşturup nötürüze etmiştir. Ancak Allah hiç sıkıntı çekmeden hükmünü ve hükümranlığını sürdürmüştür. Sorgulama gününde de bir daha onları sıkıştırarak perişan edip meydan okuyacaktır. 

Andolsun ki, Biz gökleri ve yeri ve bunların aralarındakilerini altı günde yarattık ve Bize yorgunluk dokunmadı. (Kaf:50/38) 

Böylece beşerî yorum ve değerlendirmelerle büyük davanın dışına sapanların hiç birinin hiçbir etkinliği kalmadığı gibi sonsuz âlemde de bitkin ve perişan kalacaklar, zelil olacaklar. Adil ve Kahhar Allah, büyük davanın dışına sapanların hepsine ne yaptıklarını bildirecektir; O gün onlar kabirlerinden dışarı çıkarlar. Onların hal ve amellerinden hiç bir şey Allah’a gizli kalmaz. Allah şöyle buyurur: 

“Bugün mülk kimin?” diye seslenecek. Buna hiç kimse cevap veremeyecek. Bundan sonra Allah buyuracak: “Ancak o mülk bir olan Kahhar Allah’ındır.” (Mümin;40/16) Bu hakikati büyük davanın müminleri, ciddiye alır sahiplenirler.

Bunca uyarıdan nasip alamayan isyankâr mücrimler perişan olacaklardır. Onlara rağmen o gün felaha erenler dünyada mutlu oldukları gibi orada da mutlu olacaklardır. Fatiha suresinde geçen ilgili beyan bunu anlatmaktadır. “Kendilerine nimet verilenlerin kimler oldukları” açıklanacaktır. Bununla da büyük davanın sağlam ve kıvamında bir sistem olduğu görülecek ve tartışılmazlığı açıkça anlaşılacaktır. 

“Allah’a ve Peygambere itaat edenler, Allah’ın kendilerine nimet verdiği nebilerle, sıddıklarla, şehidlerle ve salihlerle beraberdirler. Bunlar ne güzel birer dost arkadaştır! (Nisa:4/69) ilk nebi Hazreti Âdem aleyhisselamı hatırlayalım. Nûh aleyhisselamı, Süleyman aleyhisselamı, İbrahim aleyhisselamı ve diğer enbiyâ salavatullahı aleyhisselamı hatırlayalım.  Bunların arasında Süleyman aleyhisselam gibi bir peygamberin duasına dikkat edelim; O bir peygamber olarak büyük davanın yüceliğini duasında da sembolleştirecektir; Karıncanın sözünden tebessüm etti ve dedi ki: “Ey Rabbim! Beni güçlendir, bana ve anama babama verdiğin nimetine şükredeyim ve senin razı olacağın sâlih amel yapayım. Beni rahmetinle sâlih kullarının arasına kat. (Neml:27/19)

Allah’a, ahiret gününe iman ederler, marûfu emrederler, münkerden çekindirirler. Gece secdeye kapanır hayır amellere koşarlar. İşte bunlar sâlih kimselerdendirler. (Ali İmran:3/114)

Evet, sâlihler büyük davanın fedaileridir. Salih olmayanlar tefrika zebunu…!

Bu Kitap da bunları anlatır ve safları netleştirir. Esselamualeykum.  

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Allah'a ait olmak..!!

Yine inşallah uyandık bir alem içinde (Beas) lakin zahirimi yoksa manevi mi ? Zahirden ele alsak konuyu ..!! ve söz ibrahim a.s' ın beas olan uyanan/doğan güneşe ' bakıp daha sonrası batınca bu Rabbim olamaz zira batanları sevmem tefekkürü ile zahiri uyanışın batıklığından manevi uyanışa geçmesi gibi bir sözle kelama girer isek o halde zahiri öğretilerimizin güneş olması da acaba batıncaya kadar mıdır gibi sualler zincirine yeni baklalar eklenesi gelir ki bu baklalar bir Musanın yahut Kehf ashabının tanıklığında zahirlerin güneşinin batıklığına dahil olur.Manasal eşlemelerden de baklalar bağlamlarda kurar isek şu suali arif' olana tarif gerek tadında zahiri güneşden kurtulup Allah'a ait olmak erdemililiği nasip dahilindemidir yoksa gayret dahilinde midir? İnsanoğlu her bir güne uyanışında hangi tarafa tanıklık eder? Her bir güne uyanışında ibrahim gibi mi uyanır ? Yoksa Kehf ashabı gibi zahiri güneşi terk edip yıllarca sürecek bir mağarada batmayan manevi güneşi mi seyreder? Saygılarımla

turgay koç

değerli hocam sizin bu yazdığınız allahın hadislerini kim biliyor kuran hadislerini ölüye okunduğu sürece bu toplumdan bir şey beklemeyin inanın toplumun zere suçu yok tek suçlu diyanet halkı kuran hadisleri okuyacağana buharinin hadislerini okuyor halkta bunu kuran zannediyor bakın size bir örnek verecem yıllardır adanada ölüye 3 ydü yedisiydi diye mevlit adı altında kuran okunuyurdu peki kim kurandan okunan allahın hadislerini anlıyordu
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23