Bilgi ve düşündürdükleri
Herhangi bir konu hakkında yazı yazarken derin bir tefekkür beynimi kurcalamaya başlar. Mantık kurallarını aklıma getiririm, delillere bakarım, yazımın evrensel mantık kurallarına mutabık olmasını hedeflerim. Tabii bu çerçevede aynı anda herkese hitap etmeninin ölçülerine özen gösteririm.
Ancak izafî mantık ara sıra devreye girer ve zihnimi kurcalamaya başlar. Özenle bakıyorum ve düşünüyorum. Bilgi var, fakat bilginin niteliği ve kaynağı hakkında bilgimiz çok yetersiz ve çok tutarsız kaldığına şahit olurum.
Genelde insan sahip olduğu mevcut bilgisini kullanır, düşünür, konuşur, yazar ve gereğinde başkaları ile münazara eder, bilgisi yetmez, gerilir, katılaşır sonunda kavga yapar. Rahmanî ortamı kirletir, kendisi gerilir, kalbi katılaşır, ruh bunalımına müptela olur ve çevresini huzursuz eder.
Kâinatın her tarafı bilgi ile donatılmış fakat bu bilgi hazinesinden diğer canlılar, bitkiler hatta cansız varlıklar kalıcı ve değişmez bilgi birikimi sistemine bağlılıklarını bozmadan sürdürürler.
Gecenin gündüzün gelip gitmesi, mevsimlerin değişmesi, gezegenler âleminin kuruluş ve işleyişleri boşluk oluşturmadan çizgiden çıkmadan devam eder.
İnsan aklının yetersizliğine karşın varlıklar âleminin sistemine uyuşları ve kendilerine tayin edilen çizgiden çıkmamaları evrensel düzenin muhteşemliğini sergiler.
Bütün bunlara rağmen insanların farklılıkları ve kendi görüş ve bilgileri ile yalpalamaları gerçekten şaşırtıcıdır. Oysa bütün varlıklar içinde en çok himmet gören ve en çok emek verilen varlık insandır. Yani en çok eğitilen öğretimine özen gösterilen varlık insan olmasına rağmen diğer varlıklara bakınca birden bire manzara değişir.
Papağanın, muhabbet kuşunun konuşması, arının, ipek böceğinin, otların, odunların üretim yapmaları ve insanların bunların karşısında şaşkınlığı ve çelişkileri düşündürücü değil midir? İnsanların çok uğraşıp üretemediği ipeği, anasından babasından hiçbir bilgi almadığı ve hatta onları hiç görmediği halde ve yalnızca dut yaprağı ile beslenip gelişen bir böcek, koza üretiyor. İnsanlar böylesi bir böceğin ürettiği ipeğe çok önem veriyorlar ve ondan ileri düzeyde yararlanıyorlar.
Hiçbir alt yapısı olmadığı ve asla ön çalışmalarla bilgilenmediği halde bal gibi yüksek değerde bir besin maddesini üreten arının beceri ve başarısı akıllara şaşkınlık verecek nitelik arz eder. Üstelik arı, başka bir yerden bilgi almadığı gibi yaptığı işin formülünü de hiç kimseyse kaptırmayacak ustalığa sahiptir ve bunda oldukça da başarılıdır. Bu başarı yaratılışından beri devam edegelmektedir.
Çevremizde ne varsa hepsinde düşünüp ibret alacak sayısız hikmetler vardır. Gece çobanın, yatağından kalkıp ayrılan sürüden haberi olmadığı halde köpeklerinin sürü peşinden gidip sürünün emniyetini sağlamaları eğitim ile mi yoksa öğretim ile mi olduğu pek netleşmiş bir mesele değildir. Ne ilginçtir ki bu kanaat yaygın bir öngörüdür.
Fizikî yapısı, köpeğe benzeyen kurt, koyunu yakaladığı yerde tereddütsüz üzerine çullandığı gibi koyunu boğar, onlarca hayvanın canına kıydıktan sonra birini parçalayarak yemeye koyulur. Buna karşılık köpek evcildir, koruyucudur, yararlıdır ve emin bir bekçidir.
Acaba kurtla köpeğin arasında bilgi ve eylem farklılıkları hangi sebepten kaynaklanmaktadır? Farkında mısınız arada karışık ibretlik ilginç bir durum var!
Aklının etkinliğini ve doğruluğunu her fırsatta eylemleri ile de hayata yansıtmaya kalkışan insan, bilgisini niçin gerçeğe göre uygulamamaktadır ve niçin Müslümanlar kendi namuslarını, kendi yuvalarını, kendi vatanlarını ve kendi davalarını korumakta acziyet batağına yuvarlanır ve kurtuluş için kokuşmuş kurtlara el uzatır, çehresi kan ve kursağı kan dolu kurtlardan medet umarlar?
Özellikle İslam dünyasında kaynayan cehennem gibi fitne kazanları ve özellikle kanlı katil kurtların vampir gibi kan emmekten doymamaları hâlâ Müslümanları uyandırmayacak ve onları uyutmaya devam mı edecektir?
Şimdi önemli bir meseleyi açıkça ifade etmeye çalışalım; Müslümanların birçoğunda ilginç batıl bir iddia vardır ve bu iddia zihinleri bulandırmaktadır. Herhangi birine ya da herhangi bir yapılanma mensubuna “yaptığınız Kur’an ve sünnete uygun mudur” dediğiniz zaman söylediğiniz hak sözü, size yutturmaya kalkışır. Bunların her biri “dinî bilgilerden kırıntıları” toplar kendi anlayışı ve grubunun görüşünü ispat etmeye kalkışır ve tefrikaya tam gaz devam eder, etmesine de, pekiyi Allah Teâlâ bu saçmalığı kabul eder mi? Kabul etmediği takdirde nasıl karşılar? İşte O’nun tehditli cevabı!
Kendilerine Rabbinin âyetleriyle öğüt verilip de sonra o ayetlerden yüz çeviren kimseden daha zalim kimdir? Biz de mutlaka günahkâr suçlulardan intikam alıcılarız. (Secde: 32/22)
Bilgisini ve bütün imkânlarını Yaratan ve her şeyi kusursuz Yöneten için kullananlara selam.
Esselamü aleyküm.







