--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Beklentilerimizden biri daha!..

İlhan Oral
İlhan Oral

Beklentilerimizden biri daha gerçekleşti. Ülkemize, ümmeti Muhammed’e ve tüm insanlığa hayırlı olmasını diliyorum. Başta Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’a, emeği geçen herkese ve basiret sahibi milletimize teşekkürümüz vardır. Allah Teâlâ bir millete hayır dilerse hayırlı bir liderle onları destekler. Ancak bu yardımın değerini bilmek gerekir. Değer bilmek ancak, yeterli akıl, köklü kültür, iz’an, irfan ve vicdan ile mümkündür.

Çünkü Cenab-ı Hak, kullarına nimetini verir, onları imtihan eder. Kıymetini bilenlere daha hayırlısını verir. Kıymetini bilmeyenlerin ellerinden nimetini alır ve yardımını keser. Kadiri Mutlak Allah Teâlâ, tümü ile verdiği nimetin kıymetini bilenler hakkında şöyle bir bilgi verir: Allah sizden iman edip ve salih ameller işleyenlere vaad etmiştir ki, elbette onları, kendilerinden evvelkileri hükümran kıldığı gibi yeryüzünde yerleştirip hükümran kılacaktır. Elbette onlara, kendileri için razı olduğu dinlerini kaim kılacaktır. Ve muhakkak ki, onları korkularından sonra güvene kavuşturacaktır. İşte onlar bana kulluk ederler, Bana hiçbir şeyi şirk koşmazlar ve bundan sonra kim kıymet bilmez nankörlük ederse artık onlar fasıkların tâ kendileridir. (Nur:24/55) Cenab-ı Hak burada birkaç maddeye dikkat çekmektedir.

Bu maddeler, öncelikle imandır, ameli salihtir. Bu iki temel esasa riayet edip hakikat ölçüsünde sadakat gösterenlere üç madde daha nimet olarak vaad etmektedir. Birincisi, yerleşik bir sistemle yeryüzü hâkimiyetidir. İkincisi, din özgürlüğü ve dinî hayat teminatıdır. Üçüncüsü ise din hürriyeti, hayat standardı ve güvenlik gibi alanlarda korkuyu aşarak güven içinde yaşama nimetidir. Bunlardan sonra iki madde daha ilgi çekmektedir. Bu iki madde aynı zamanda önceki maddelerin teminatı niteliğindedir. Tağûtun her türünü terk ederek yalnızca Allah Teâlâ’ya kulluk etmektir ve Allah Teâlâ’ya hiçbir şeyi şirk koşmamaktır. Bu iki madde İslam sisteminin omurgasını teşkil etmektedir. Her iki maddeden tüm müslümanlar sorumludurlar. Zûlüm, bağışlanması olmayan büyük günahtır. Zûlüm, Allah Teâlâ’nın yetki alanına tecavüzdür ve O’nun hükümranlığına müdahaledir. Onun için zûlmün affı yoktur.

Rabbinin ayetleriyle nasihat edilip de sonra onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki mücrimlerden biz intikam alırız. (Secde:32/22) Secde suresindeki bu ayet bütün müslümanları direkt ilgilendirmektedir. Her şeyden önce müslümanların Kur’an öğretiminde Kur’an’a riayet etmedikleri bilinmektedir. Kur’an ısrarla kolay olduğunu teyid ederken müslümanların sorumluları klasik ve demode alışkanlıklarından vazgeçmiyorlar. Allah Teâlâ’nın emrini ve müslümanların haklarını yerine getirmekte sıkıntı çekiyorlar.  Kur’an’dan başlamak kaydı ile bütün eğitim ve öğretim kurumlarında, insan fıtratına en uygun ve en verimli yöntemi uygulamak zarureti vardır. Bundan kaçışa izin yoktur.

Onun için eğitime yeni bir ruh ve yeni bir ivme kazandırmak gerekiyor. Müslümanlar buna Kur’an-ı Kerim ile başlamalıdırlar. Çünkü bizim davamız böyle başladı ve bugüne kadar böyle geldi. Bu çizgi ve bu idealden ayrılanlar hep kaybettiler, bugüne kadar kazananı olmadı. Gerçi günümüzde birçok alanda gelişmeler takdir üstü bir performans sergilemektedir. Fakat birçok alandaki erozyonu önleyecek emare ümidi görülmemektedir. Mesela toplumun temel öğesi olan aile, çöküş sinyalleri vermektedir. Dağılmış ve çöküşe yüz tutmuş aileyi yeniden esas kimliğine kavuşturmak gerekiyor. Bunun ihmali, dönüşü olmayan bir hezimet olduğu unutulmamalıdır. Ailenin çöküşü yanı sıra korkunç boyutlarda yayılan ve felaket niteliğinde ilerleyen olaylar vardır. Pek kimsenin dikkatini çekmeyen yaygın hastalıklar ilerleme istidadı göstermektedir. Önlenemez boyutlara ulaşmış ve devam etmektedir.

İsraflar başını alıp gitmektedirler. Nice israf alanından biri, milletin ormanını ve devletin imkânlarını kullanarak kamelya yaptırma yarışı hız kazanmış ilerleyişini sürdürmektedir. Bu tutarsız ve anlamsız fantezi hayrete ve şaşkınlığa sebep olmaktadır. Birçok alanda devlet personelinin hovardaca yaptıkları harcamalar daha çok yoksullar arasında kırgınlığa ve ezikliğe yol açmaktadır. Zûlüm olduğu için önlenmelidir.

Yalnızca Allah’a kul olmak ve yalnızca O’na şirk koşmaktan arınmak için, ne ezen ve ne de ezilen olmaktan çekinmeliyiz! Esselamu aleykum.                           

 

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle