--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

 Akıl için altyapı  (1)

İlhan Oral
İlhan Oral

Konu ile ilgilenen İslam âlimleri aklı, genel değerlendirmeye almışlar ve 1- Aklı meaş, 2- Aklı mead olmak üzere iki kısımda değerlendirmeye çalışmışlardır. Ancak en net akıl çeşitleri Kur’an’da bildirilendir. Buna rağmen netice aynı yola çıkmaktadır. Şimdi genel değerlendirme ile başlayalım.

1-Aklı Meaş, insanın varlığını korumasını, hayatını sürdürmesini, neslini devam ettirmesini, çıkarlarını gerçekleştirmesini ve geçmişi ile geleceği arasında bağlantı kurmasını sağlayan idrak yeteneğine aklı meaş olarak anlam vermişlerdir.

 Bu akıl, genelde doğuştan gelen akıldır. Ki henüz dünyaya gelen çocuğun elini kolunu sallaması, hiç kimsenin öğretmediği halde ağlaması, insanın doğumundan önce mutlak Sahibi olan Allah Teâlâ’nın verdiği fıtrî akıl ile bunlar gerçekleşmektedir.  

Bu hususta, Ragıp el- İsfahânî müfredatında naklettiği bir hadiste: “Allah, akıldan daha yüce bir mahlûk yaratmamıştır” rivayetinde bulunmaktadır.

Burada önemle ifade etmemiz gereken ciddi bir konu vardır. Hakikatler ancak vahyi sisteminde netleşirler. Daha sonra vahyin dile getirdiği aklın versiyonlarını delilleri ile Kur’an ifadesi olarak zikredeceğiz. O zaman aklın gerçek yüzünü şerefle ve hayretle seyredeceğiz.

Burada daha önce ifade edip anlatmaya çalıştık ve yalın akıl hep sorgulanan idrak merkezi ve şuuraltı olduğunu dile getirdik.

Ancak burada anlatılan Kur’an-ı Kerîm’de “en-Nuhâ” adı ile anılan aklın özelliklerini görüyoruz. Tâhâ suresinde iki ayette “en-Nuhâ” aklından bahsedilir. Ayetlerde kaydedilen kavramlar çok manidardır.

Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, şüphe yok ki, bunda nûha akıl sahipleri için büyük ibretler vardır. (Tâhâ:20/54)

Bu ayette insanların beslenmeleri ve hayvanlarını beslemeleri ifade edildikten sonra “en-nûha” akıl sahiplerinin bunlardan çok ibretler almaları ve bunların hikmetlerini kavramaları öneriliyor. Ve bu ayetten önceki ayette; “O Allah ki, yeri size beşik yaptı ve onda sizin için yollar açtı, gökten su indirdi, onunla her çeşit bitkiden çiftler çıkardı.”

Böylesi bir hatırlatma yaptıktan sonra Allah Teâlâ, “Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız,” emrini veriyor ve insanın aklının harekete geçmesini sağlıyor. Bunun karşısında insanın gerçekten akıl gibi bir nimetin gerçek değerini kavramasını istiyor. Cenab-ı Hakk, aklın çıtasını yükseltiyor ve kendilerinden önce gelip geçmiş kavimleri vitrinleyerek gözleri önüne sergiliyor. Hedefe varacakları istikameti gündeme yerleştiriyor.

Tâhâ süresinin bu ayetinde, akıl yağlaması yapılır, kir ve paslarından arınması sağlanır ve hedef gösterilerek, “marş marş” komutu verilir. Akla “silkelen ve Yaratan’ın hikmetlerinden harekete geç ve düşün” fikri enjekte edilir. İlâhî hikmetlerin şuaları insanın yalın aklının sayfalarını aydınlatmaya başlar.

Onlar için hidâyet vesilesi (dinin ve hayatın gerçeklerini kabul etme sebebi) olmadı mı ki, onlardan önce nice asırlar ahalisini helâk ettik. Şimdi kendileri, onların yurtlarında yürüyorlar. Şüphe yok ki, bunda nûha akıl sahipleri için büyük ibretler vardır. (Tâhâ:20/128)

En-Nûha akıl ya da aklı meaş, farklı anlamda olsalar bile genelde madde âlemindeki hayatı düzenlemeler aklıdır. Ya da mana âlemine geçme pozisyonu olmayanların nihaî aklıdır. Bu da aklın esas fonksiyonun kullanılmadığı derecedir.

Çoğu zaman insanı çok düşündüren ve insanın anlam veremediği bir sonuçla karşılaşır. Birçok buluşlar sahibi nice insan vardır. Bunlar akıllarını nihaî noktaya kadar çalıştırmış icatlarda bulunmuş seçkin akıllılardır. Ancak bu nihâî akıl, fizik âleminde çalıştığı, fakat fizik ötesi âlemle bağlantı kuramadığı için esas aklın rantabl fonksiyonunu yerine getiremez. Geçmişi ve geleceği ve bunların arasında cereyan eden olayların mukayesesini yapıp sonsuz geleceği idrak edemeyen madde bağımlısı akıl, mana âlemi ile bağlantı kuramadığı için bir nevi kadük akıldır.

İşte asırlardan beridir, İslam dünyasında şaşkınlığa sebep olan ve bir türlü müslümanların düşünemediği ve kendilerine gelemediği mesele bu meseledir.

Bir hadisi şerifte Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem; “Allah, akıldan daha yüce bir mahlûk yaratmamıştır” buyurdu.Bunun hikmetini anlamama acziyetini kanıksayan ve Kur’an gibi çok yüce bir kaynağı yüzüstü bırakıp “garbın medeniyetine” fit olan çaresizlerin ülkesinde hâlâ bir otomobil patenti bulunmamaktadır. Böylesi bir ülkedeki akılcıların! akıllarına şaşmamak mümkün müdür? Bundan sonraki yazımızda “mead” akla devam niyeti ile es- selamu aleyküm.

İlhan Oral Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle