Akıl için alt yapı(3)
Bundan önceki yazılarımızda akıl ile ilgili bilgi vermeye ve Kur’an beyanları ile değerlendirmeye çalıştık.
Ancak aklın tanımının yapılamadığını ifade ettiğimiz halde aklın fonksiyonel değerlendirmesini yapmadık.
“Yaş ve kuru”, büyük ve küçük” adına ne varsa içeriğinde bulunana hatta “her şey için apaçık bir beyan” olan Kerîm Kitap Kur’an, aklın da çok ilginç versiyonlarını dile getirip anlatmaktadır.
Rastgele yüklenilen anlamı ile belirsiz bir kavram halinde “temcit pilavı” gibi dillerde sürekli dolaşan akıl, bilinenden daha çok bir kapsam ve mana içermektedir. Yalın halde zikredilen akıl sürekli olarak sorgulanan ve hesap vermesi gündemde olan akıldır.
Aslında bu yalın akıl bile akıllara durgunluk verecek nitelikte ilâhî bir nimettir. Ana santral görevi yapan ruh, ilâhî bir enerjidir, akıl, ruhun güdümünde çalışan bilgi işlem merkezidir. Onun için akıl da ilâhî bir nimettir. Ancak sürekli olarak sorgulanan bir sorumlu gibi değerlendirilmesi oldukça düşündürücüdür. Kur’an’ı Kerîm’de aklın sorgulanması çok ilginç ve manidar bir konudur.
Özellikle Bakara süresinin yetmiş dört ve yetmiş beşinci ayetlerinde başlayıp sürekli olarak sorgulanan, iniş çıkışları ile afişe edilen hatta Mülk süresinde dünya hayatında iken özellikle kâfirlerin kullanmadıkları için kendileri adına hayıflanmalarına sebep olan akıl bir nevi nefis manasında kullanılmaktadır. Bu kapsamda kalbi de devreye sokan Kur’an, nefsanî ağırlığı olan kalbin katılaşması ile ne dramatik tablo oluşturduğunu net ifadelerle anlatır.
Sonra, bunun arkasından yine kalpleriniz katılaştı. Şimdi o, taş gibi yahut daha katı. Çünkü taşın öylesi vardır ki ondan ırmaklar kaynar, öylesi vardır ki yarılıp ondan su fışkırır, öylesi de vardır ki Allah korkusu ile yukardan aşağı düşer yuvarlanır. Allah, ne yaparsanız ondan gâfil değildir.
Şimdi ey mü’minler siz, bunların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Oysa bunlardan bir grup vardı ki, Allah’ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu değiştirirlerdi. (Bakara:2/74,75)
Bu ayetlerin anlattığı akıl genellikle Yahudilerin manevralı akıllarını dile getirmektedir. Buna rağmen Kur’an’ın uyarılarını her akıl sahibinin mutlaka dikkate alması gereklidir ve şarttır.
Aklın düzensiz çalışması yüzünden insan, bireyleri, aileleri, toplumları, devletleri kamplaştırır, bloklaştırır, şartlandırır ve düşman kitleler haline getirir. Hatta ayni toplumu yönetmeye yeltenen nice siyasi kadrolar, insanları birbirlerine düşman kamplar halinde parçalayarak parsellerler.
Allah aşkına düşünmek gerekmez mi? Birbirleri ile belki de hiç sorunu olmayan insanları kamplaştırarak onları düşman kitleler haline dönüştürenleri akıl alanında test etmek gerekmez mi?
İşte tam burada “aklı mead” devreye girer ve fizik âlemin kargaşasından insanı alır ve mana âleminin huzur iklimine götürür.
İnsanı mana âlemine götürmeye vesile olan “el bap” ve “kalp akıllarıdır.” İnsan için en ideal akıl bunlardır. Her şeyin idealini el bap aklı değerlendirir ve işin özünü, hakikatini simgeler. Buna destek olarak kalp aklı devreye girer ve kalbin kirlerini temizler. Vicdan süzgeci ile her kesçe kabul edilecek pozitif netice üretir. İnsanı, ard niyetten, fitneden, nifaktan ve bozgunculuktan korur. Böylece insanı kemal derecesine yükseltir. Bununla gerek bireysel gerekse toplumsal ârızalardan arındırdığı birey ve toplumu güven ortamına kavuşturur. Hakça paylaşan toplum düzenine kavuşturur.
Böyle toplumlarda “hak” hâkim olur ve hakikatler yerli yerine yerleşir. Bununla toplum huzur ve güvene kavuşur. Gelen ayeti dikkatlice incelemek ciddi bir açılıma vesile olacaktır.
Haccın vakti bilinen aylardır. Her kim o aylarda haccı kendisine farz kılarsa artık hacda kadına yaklaşmak, günah işlemek ve kavga yapmak yoktur. Ve her kim hayırdan her ne yaparsa Allah onu bilir. Ve azık edininiz, azığın en hayırlısı ise takvâdır. Ve Ben’den ittika ediniz, ey “el-bap” akıl sahipleri! (Bakara:2/197)
Netice itibarı ile insanlık âlemi aklı, Yaratan Allah Teâlâ’nın verimini yükselterek kullarına nimet olarak verdiği bu akıllara sahip olmayı hedefleseler hem dünya güven ve mutluluğuna kavuşacaklar hem de ebedi mutluluk yurdu olan sonsuz güzelliklerle dolu cenneti kazanmış olacaklardır.
Seçim arefesinde yerli siyasî aktörlerimize ithafımız olsun. Vesselam.







