Ailenin ihyası ve korunması
Ailenin kurulması da kollanması da Allah Teâlâ’nın emridir. Bu emir müminleredir; Ey iman edenler kendinizi ve ailelerinizi öyle bir ateşten koruyun ki, onun yakıtı, insanlardır ve taşlardır. Üzerinde iri gövdeli, sert tabiatlı melekler vardır. Onlar Allah’ın kendilerine emrettiği şeyde âsi olmazlar ve emrolunduklarını yaparlar. (Tahrim:66/6)
Görüldüğü gibi, aile kurumunda aileden sorumlu aile reisi önce kendini korumalıdır. Çünkü koruma görevinde tüm aile reisleri Allah Teâlâ’ya karşı sorumludurlar. Tabii eğer aile bozulup çökertilirse, ne tutarlı birey kalır, ne de devlet tutunacak bir dayanak bulabilir.
Unutmayalım ki aileyi çökertmeye yönelik tahribat, fitne tahribatından daha korkunç ve daha kalıcı bir tahribat niteliğindedir. Fethullah Gülen’in hemen her tür tahribatını temizlemek kolaydır, fakat aile tahribatını önlemek ve temizlemek çok zordur. Onun etkisi açık, tepkisi ıstırap vericidir, aile tahribatı ise masum görünümlüdür. Fetö ve benzeri güçlerin tedhiş hareketlerinde baskı var, güç kullanma ve otoriter olma gayesi güdülür, toplum bundan çabuk etkilenir on beş temmuzda olduğu gibi toparlanır karşı koyar, saldırıyı önler. Ve çarelerine başvurur.
Toplum toparlanır. Gücünü kazanır. Temizleme operasyonları tamamlanınca en azından teröristler böyle bir ayaklanmaya kalkışacakları zaman riskleri düşünürler. Aile tahribatında ise yavaş yavaş ve farkına varmadan etkilenme olur. Onun için karşı koyma gereği duyulmaz. Farkına varmadığı halde gördüğü olay ve konuşmalardan etkilenen insan öğrendiklerini benimser ve kanıksar. Kanıksadığı zaman da içten çürüme ve çöküş kaçınılmaz olur. Devlet buna gerek duydu ilgili bakanlığını kurdu. Fakat bir türlü rayına oturtamadı. Aile meselesinde pek başarılı olduğu söylenemez. Onun için aileyi toparlamak çok daha fazla zaman ve çok daha fazla emek isteyecek ve çok uğraştıracak önemli bir olaydır. Ancak bu konuda müminler meselenin ciddiyetini idrak edip hamle ederlerse iş kolaylaşır. Çünkü Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in mübarek hadisi şeriflerinde ümmetini uyarır. “Müminin ferasetinden korkun. Çünkü mümin Allah’ın nuru ile bakar.” Ve “mümin bir delikten iki defa geçmez.”
Bu iki hadisi şerif, derûnî ibret ve hikmetler içermektedir. Birinci hadisi şerif, müminin basiretini, meselelere nüfuzunu ve karşısında bulunduğu olay ve meselelere karşı duruş ve tavrının yüksek kalitesini vitrinler. İkincisi ise eğer kazara bir mümin her hangi bir meselede yanılır da zarar görürse ikinci defa mukayese yapar, ölçer, biçer ve her tür tedbirini alır. Özüne, işine ve gücüne zarar vermeden temkinli olur ve tedbirde kusur göstermez. Hele bu aile gibi hayatî bir mesele ise kıyam eder, mücadele verir. Aile bireylerini ve aileyi dizayn eder, aslına dönüşünü gerçekleştirir. Bu konuda yer yer çalışmalar yapıldığını biliyoruz. Fakat bu çalışmalar lokal çalışmalar olduğu için derde deva olmaktan uzaktır. Genelde Kur’an kaynaklı değildir. Kamuya yansımaması bundandır. “Sizden olan bekârları ve kölelerinizden, cariyelerinizden sâlih olanları evlendiriniz.” Bu ilâhî beyanın hedefi kamudur. Evet, mahallî çalışmalar daima kadük kalmaya mahkûmdur. Çünkü burada “ve enkihû” emri var ve umuma şamildir.
Şimdi işin özüne dönelim. Edep, hayâ ve kurallar çerçevesinde evlenmeleri gereken gençler ebeveynin rızasını da alarak aileyi kurarlar. Fakat izdivaç programlarında hiçbir değer ve ölçü düşünülmüyor. Birbirleri ile tanıştırılan bay ve bayan, iğrenç uygulamalara tabii tutuluyorlar. Ve hemen, bilgi yoksunu, edepten mahrum kişiler işi kaynatmaya başlıyorlar. Ondan sonra akla hayale gelmedik laf atma, kusur arama, iftira ve fitnenin rengarenk iğrençlikleri lağım gibi akmaya başlıyor. Artık televizyonların izdivaç programlarında bir gün veya bir süre bay ile bayan beraber geziyor ve tanışmak istiyor sonra programda bir araya geliyorlar, iğrençleşiyorlar ve bütün milletin karşısında âdice birbirlerini yalanla itham ediyorlar. Durduk yere kıskançlık krizine kapılıyorlar. Yetmiyor âdeta birbirlerine çemkirip hakaret hummasına tutuluyorlar. Derken bir yığın çekişmeden sonra düşmanca ayrılıyorlar. Daha sonra onların her biri başkaları ile karşılaştırılıyor. Sahte cilvelerle görüşüyorlar. Onlar da bir zaman sonra kavga gürültü ile birbirlerini kıyasıya suçluyor, birbirlerinden nefret ederek öfke hummasına tutuluyorlar. Bu insanlar bütün değerleri aşarak bir kadını birden fazla erkekle tanıştırıp onları rezil ve zelil ediyorlar. Hele oraya başörtüleriyle gidip kendini bilmez erkekler karşısında pespaye edenleri görmek, insanı dehşete düşürüyor! Ailenin ihyası ve korunması böyle olmayacağı bilinmelidir.
Önümüzdeki hafta sorumluları dile getirmek üzere! Esselamu aleyküm







