Aile tahribatı kasdî tuzaklardır
Aile tahribatı kasdî tuzaklardır
İlhan Oral
Aile hakkındaki gayret ve uyarılarını ve çabalarını sürekli olarak vurgulayan Cumhurbaşkanımızı takip ediyorum. Ehil insanları koordinasyona çağırıyorum.
Çünkü bizde aile, var olma ya da yok olma noktasındadır. Şu anki durum yok olma eşiğindedir. Hem bu korkunç olay medya vasıtası ile bütün dünyaya servis edilerek teşhir edilmektedir. Özellikle dış güçlerin en çok yoğunlaştığı meseledir.
Cumhuriyetin ilk ve korkunç baskı döneminde bir Türk kadınını “Avrupa Hristiyanları” rehin aldılar. Onu sembolik olarak “kâinat güzeli” ilan ettiler. Hırçın ve çirkef projelerini de yürürlüğe koyacaklarını resmen deklâre ettiler. Bizde bunları, birçokları biliyor ve görüyorlardı. Fakat o zamanki ulema ve ümera bu alanda birlik kurup engel olacak ve dirliği koruyacak güç bulamıyorlardı. Çünkü kurucu irade hiç kimseye aman vermiyor ve tavizsiz bir yöntem uygulayarak kıyıma devam ediyordu.
O gün gerek Çanakkale ve gerekse Sakarya meydan muharebelerinde genç âlimler ve medrese talebeleri pırasa gibi doğranıyordu. Kapkaranlık bir felaket ve zulüm baskısı altında kahroldular, ezildiler, çöktüler. Özellikle “Halife-i ruyi zemin” görevi yasaklandı ve makamı ilgâ edildi. O zaman “Avrupa Hristiyanları” ve işbirlikçisi “Siyonist caniler” ortaklaşa toplumun temeli olan aileyi de tarumar ettiler.
Her hayırlı değer bir bir yok edilirken bu arada aile de baskı ve ayak oyunlarıyla korkunç asimilasyona maruz bırakılıyordu. Elbette yıkım burada daha kolay olacaktı.
Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde ailenin temeline yoğun dinamitler yerleştiren dönme yöneticiler genelevleri kurmuşlardı.
Her koldan yıkım ve çökertme hızlanırken bu korkunç ihanetten aile de nasibini ileri düzeyde almış ve çökmeye başlamıştı. Artık namus, ar, iffet ve edep timsali müslüman kadınların arasında güven bunalımını yaymak için virüs tohumu ekilmişti. Müstevliler hiç kimseye göz açtırmıyordu. Kadın, evin erkeği “kıvamında dürüst adamlarını” suçlayacak pozisyona gelmişti. Yönetimdeki aktörler kocası ile karısını birbirlerine “eş” yaptılar.
Ayni zamanda kadına, kocasında “kıvamında dürüst adam” kanaatini de çökerttiler. Ailenin çocuklarını da önce İngiliz sonra da Amerikan eğitim programlarının hırçın İslam düşmanı bozgunculara kayıtsız şartsız teslim ettiler.
Bunların da yetmeyeceği için bir formül daha ihdas ettiler. Onu kıyasiye uyguladılar. Kadını evinin sultanlığından, analık makamından kopardılar. Pavyonlarda, balolarda ve nice fuhuş mekânlarında hatta diskolarda kadını şehvet mezesi olarak kullandılar. Genelde dönme şehvetperestlere peşkeş çektiler.
Böylece kadın çok basitleşti, değersizleşti, ucuzladı ve bitpazarı ürünleri muamelesi görmeye yüz tuttu. Bütün bu negatif gelişmeler kadını, beyni çıkarılmış kuşlara döndürdü. Kadın her alana savruldu. Her alanda en çok aranılan ve çok kullanılan talihsiz sekreter, uyuşturucu kuryesi, siyaset tellalı, belediye otobüs şoförü, tır şoförü, askeri alanın her kademesinde komutan, emniyet teşkilatında ve daha nice alanda istihdam edildikçe aile cinayetleri zirve yaptı. Bu cinayetler kadını çöplere, derelere ve izbe yerlere iğrenerek atılan kötü malzeme durumuna düşürdü.
Şimdi her alanda düzmece aile programları yapmaya yeltenen herkese, bütün vakıf, dernek, platform, belediye, ilgili bakanlık ve hükümet olmak üzere her alandaki sorumlulara soruyorum. Kadın ya da genel olarak aile cinayetlerini önleyemiyorsunuz?
Niçin çöken aile enkazı altında kalan gençlere ana ve babalarını arama zorunda bırakıyorsunuz? Niçin hoppa kadınların ıslahı alanında hiçbir proje üretemiyorsunuz?
Bu asîl görevi kime ihale edeceksiniz? KİME?! Esselamu aleykum