• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İdris Günaydın
İdris Günaydın
TÜM YAZILARI

Domuzun yavrusunu öldürmek caiz mi?

29 Aralık 2023
A


İdris Günaydın İletişim: [email protected]

 

Avcı Sadullah… Yılların avcısı. İki av köpeği ve iki av tüfeği. Bir geyik boynuzu saplı kaması, ayağında avcı botu, sırtında avcı yeleği… 

Kış oldu mu her gün avda.

Her zaman ava giden, avı kovalayan, avı çalılıklardan çıkarmak için uğraşıp punduna düşürünce vuran o iken, yaz ve kış domuz avında, kar yağdığında çakal ve çulluk avında, sonbaharda bıldırcın avında dolaşan Sadullah birden avın ayağına geldiğini gördü.

Tarlasında domuzlar fink atıyordu. 

Bir anne ardında ondan fazla yavru domuz. Tarlayı sürer gibi burunlarıyla eşeliyorlar, toprağın altından solucan, sülük, ayıkulağı, yabani sıklamen yumrusu… Ne bulurlarsa yiyorlardı.

Köpekler? İki tane av köpeği vardı ve mutlaka kokuyu alırlardı ama galiba bir başka koku alıp peşine gitmişlerdi. Olsalardı domuz sürüsünü çoktan haber verirlerdi. Tarlaya da sokmazlardı.

Sadullah tüfeğini kontrol edip, balkon yanındaki pencereye yaklaştı. Pencerenin bir camını sessizce açtı ve tüfeğini oradan doğrulttu. Doğrulttu ama domuz nasıl bir kulağa sahipse Sadullah’ın duyamadığı bir ses duymuş olmalı ki; tarladaki mısır sapı yığınının arkasına koştu. Biri hariç bütün yavrular da annelerinin peşinden…

Bir yavru hedefteydi. Daha küçük mü küçük… Her yavru sevimliliği onda da vardı ve zıplıyordu. Kendince otları karıştırıyor sonra bir zıplama daha yapıyordu.

O da büyüdüğünde anası/babası gibi domuz olup tarlalarda sebze bırakmayacak. En iyisi küçüğü, büyüğü fark etmez, öldüreyim!” diyerek besmeleyi çekti. Hedefteki domuz yavrusuna ateş edecekken aklına geldi: “Ben niye öldüreyim? O çakalların, köpeklerin, canavarların hakkı! Öldürebilirse onlar öldürsün. Onlara helal. Ben etini yemeyeceğim, gönünü giymeyeceğim. Hem Allah, ‘domuz etini yemeniz haram’ diyor. Domuz haram demiyor ki! Dünya onların da dünyası. Hatta insanlar yaratılmazdan önce onlar vardı.

Bana yakışmaz. Süt emen bir yavruya kurşun atmak bir Müslümana yakışmaz. Deniz avı ve nimetleri helal kılındı insanlara, amenna. Uzun kış mevsimlerinde avlanmaya müsait yapıda kuşları avlamak caiz, amenna. Zararlı haşerat cinsinden hayvanları def etmek caiz, amenna. Ama bu hayvan annesiyle geziyor, oynuyor. Süt çağında. Bununla ilgili bir hüküm, bir fetva yok. Neden öldüreyim ki?” dedi tüfeğini pencereden çekti. Yüksek sesle, ürküp kaçsınlar diye de bağırdı.

Koltuğuna oturup geçmişini müzakere etti. Mevsiminin dışında av hayvanı öldürmüş müydü?

Hayır.

Süt emme çağında bir yavru vurmuş muydu?

Hayır.

Her işi ya Kur’an ve sünnetteki açık hükümlere göre ya da fetvaya göre yapmıştı.

Ne demişti Ahmet Cevdet Paşa: “Şer-i Şerifin izni olmazsa su içmek caiz olmaz. Fetva-i şerif olunca kan dökmek caizdir.”

Ben İsrail miyim ki masum cana kıyayım?

Ben Yahudi miyim ki; bebekleri katledeyim?

Ben Emperyalist Batı ülkeleri miyim veya Çin gibi, Myanmar gibi Budist miyim ki bebekleri annelerinin karnında şişleyeyim?

Ben Bulgar Komitacıları, Yunan askerleri miyim ki; küçücük bebekleri havaya atıp altına süngü tutayım?

Ben Kemalist miyim ki; bahaneler uydurarak masum kızları, kadınları yerlerde sürükleyeyim? Öldüreyim, asayım?

Ben Cermen miyim ki; öldürdüğüm kişinin gözünü parmağımdaki yüzüğe kaş yapayım?

Ben önce insanım sonra da Müslüman…

Ben önce vicdan sahibiyim sonra da o vicdanı iman kılıfıyla süsleyen…

Ben, Ahseni Takvim üzere yaratılan, Allah’ın “kerramna” dediği Âdem’im.

Bana göre tüm canlılar Allah’ın eseridir. Rahman Suresinde Rabbimiz; “Göktekiler ve yerdekiler benden isterler. Ben her gün yeni bir iş üzereyim. Rahman Suresi 29” buyurur. Yani her an ve zamanda yarattıklarımın ihtiyaçlarını karşılamak için iş başındayım.

O Allah ki tüm insanların gönül dünyasını kendi evi olan Kâbe’den üstün tutmuş.

Şairin diliyle:

Kâbe bünyadı halili Azerest,

Dil nazargahı celili ekberest.

Kâbe Azer oğlu İbrahim’in binası, gönül Allah’ın nazargâhı…Baktığı yer.…”

Yunus’un diliyle:

Gönül Çalap’ın tahtı,

Çalap gönüle baktı.

İki dünya bedbahtı,

Kim gönül yıkar ise.”

Domuzun yavrusu bile benden zulüm görmeyecek. İşkence görmeyecek. Hiçbir insan, canlı, haksız yere Müslümandan zarar görmeyecek.

Ey İsrail, ey ABD, Ey Çin, Ey Batı Emperyalizmi!

Ey Kemalizm’in imansız tosuncukları.

Bunca güzellikler içinde yaratılmış dünyayı sizler kan revana çeviriyorsunuz.

Yiğit değilsiniz, mert değilsiniz. İnsan değilsiniz. Vahşilikte hayvanları geçtiniz.

Hiçbir hayvan ihtiyacından fazlasını avlamaz ama siz topyekûn imha ediyorsunuz.

Nerede Kızılderililer, nerede Aborjinler, nerede Afrika’nın nice kaybolan kabileleri?

Vemallahü bi ğafilin amma te’amelun: Allah yaptıklarınızdan gafil mi sanıyorsunuz?” Allah görmüyor mu, duymuyor mu?

Senefrüğu leküm eyyühessegalaan: Yaptıklarınızın hesabını görmek için sizlere de zaman gelecek ey cinler ve insanlar. Rahman/31

Gul intazıru, inna müntazıruun: De ki Ey Muhammed! Bekleyin (sonunuzu) biz de bekliyoruz. Enam/158”

Vesselam. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Yusuf Duman

Şapka kanunuyla binlerce masumu darağacına asan Kemalizm, zamanında çok zulümler etti. Allah sonlarını getirsin

Önce domuzun babası.....

Yavrusu dan önce bizatihi domuzun anne babasını öldürmek lazım. Böylece, bahçedeki mahsule zarar veren ebeveynlerinin öldürüldüğünü gören yavru domuzlar, bir daha bahçeye girip ürünlere zarar vermeyi düşünmezler. Ama öldürmez de bahçeye dadanmalarına izin verilirse, o bahçe talana uğrar, hayır gelmez artık ordan.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23