Birkaç yazıma ısrarla
Bir okuyucum ısrarla birkaç yazımın altına yorum yaparak; “Hayret. Bu yazıyı Giresun’a nasıl getirip bağladın?” diye yazdı. Sonra da tuttu aynı kişi: “Hayret. Bu yazıyı Giresun’a nasıl bağlamadın?” dedi.
Giresun mütevazı bir liman kenti. Nüfusu Ünye’den, Fatsa’dan bile geride. Çok bir özelliği yok. Ama gurbettekilerle birlikte bir milyonun çok üstünde…
Sadece Allah’ın verdiği tombul fındığı var. Süt oranı çok. Kalitesi yüksek. İki önemli yaylası var: Kümbet ve Bektaş Yaylaları. Oralar da çarpık yapılaşmadan mütevellit çirkin bir ucube gibi duruyor. Ama suyuna diyecek yok. Bir de mangalın keyfine…
Giresun’da da sıcak susamsız simit ve tel yapma kadayıf eşsiz...
Göksu Travertenleri var. Şurada mazisi birkaç yıl. Mavi Gölü var. O da on yıllık falan. Bir de nihayet yeni yeni turizme kazandırılan Karadeniz’in tek adası olan Giresun Adası…
Başka bir şeyi yok.
Kalesi var ki her şehirde böyle bir kale vardır. Ancaak; iki şeyi var ki; nadir bulunur; Tabii güzelliği ve Giresun Uşakları…
Allah’ın yarattığı tabii güzelliği insanı büyüler. Uzaktan bakınca.. Yakına gelince işler değişir. Bir de Giresun Uşakları… İstiklal Harbinde 42 ve 47. Gönüllü Alaylar kurarak sanki Giresun kuşatılmış gibi kuşatılan illere koşup nice koç yiğidi şehit veren, vatan savunması için gözünü zerre kırpmayan bir yapıya sahip olan bir koç yiğitler harmanı…
Yıllar önce Bursa’dan Giresun’a geliyorum. Yanımda oturan bey ile tanıştım. Kendisi Bursa’nın Umurbey Köyünde oturuyormuş. Müteveffa Celal Bayar’ın köyü. Kendisi Albaylıktan emekli imiş. Nereli olduğumu öğrenince şöyle dedi: “Sizde asla ihanet olmaz. Vatana asilik olmaz. Kimse kurtarmaya gitmese de Giresunluyu serbest bıraksınlar. O yeter” dedi.
Trabzon’da alay komutanlığı yaptığını ve o bölgeyi iyi bildiğini söyledi.
Giresun, halkının fakir olmasından mıdır yoksa her ferdinin gönlünde bir Osman Ağa yatıyor olmasından mı bilinmez; vatanına aşkla bağlıdır. Siyasi tartışmalar olur, dini tartışmalar olur lakin iş vatan üzerine konuşmaya geldi mi söz biter. Herkes onaylar.
Bir özelliği devlet tarafından hiç farkedilmedi. Rus yayılmacılığını Harşit Savunması adı altında Harşit Vadisinde durduran Giresun Uşaklarıdır. Ama nedense devlet birçok vilayete kahramanlık unvanı verirken Giresun’u görmezlikten gelmektedir. Düşünün: Rus ordusu Artvin’i, Rize’yi, Trabzon’u geçiyor. Lakin Harşit Vadisini geçemiyor.
Samsun’a doğru top oynamaya gitmiyorlardı!
Aksine; Giresun’un gözü pek uşağı Topal Osman, devlet nezdinde cezalı. Onunla birlikte Giresun da… Bir şahsın bir konuda hatası varsa ya o hata o şahısla birlikte mezara gider ya da sadece o hatası için ceza verilir. Hatası da kime göredir? Gerçek suçlu kimdir?
Bir şehir bir insanın hatası yüzünden cezalandırılır mı? Kaldı ki; bunun bir zaman aşımı yok mu?
Demokratik bir ülkeyiz diye övünüyoruz. Kırk bin kişinin katili Apo’ya TBMM’de konuşabileceği nutukları atıyoruz. O savaş yıllarında Topal Osman’ın bir yanlışı olabilir.
Biz Giresunlulara göre yanlış anlama var. Bir kez daha Giresun’a kahramanlık unvanı verilmesinin elzem olduğunu yineleyelim.
TESBİT
Bir önceki yazımda şöyle demiştim: “Uygar denilen ülkeler bu uygarlığa kanuna uymak suretiyle ulaştılar. Müslümanlar ise kanun ile değil dine inanmak yoluyla medeni oldular. Çünkü uygar olmak medeni olmak değildir.” Batıda bazı ülkeler Hz. İsa’dan yaklaşık iki bin yıl, Hz. Muhammed’den ise bin altı yüz sene sonra uygarlaşabildiler. Müslümanlar ise bin altı yüz yıldır medeni idi. Çünkü uygar ülkeler fıçılarda yıkanır, önce baba sonra anne sonra çocuklar sırayla. En son kişi yıkanırken su kirden tamamen kararır ve çocuklar fıçıda kaybolurdu. O da senede bir veya iki kez yıkanırlardı. Müslümanlar ise bin altı yüz yıldır bugünkü gibi yıkanıyorlardı. Temizlik medeniyetin gereği demek değil mi?
Bu yazım üzerine prof. bir arkadaşım uzun bir yazı yazıp göndermiş. Avrupa’da tuvaletlerin cahil Türkler Avrupa’ya gidince ihdas edildiğini, banyoların merdiven sahanlıklarına yerleştirildiğini v.s.
Bunları ben gözlerimle gördüm. Batının uygar ülkelerine medeniyet götürmüşüz. Ne mutlu bize!
Onlar Osmanlının suyunun suyu terbiye ile büyümüşlerdi. Şimdi laik devlet ucube bir nesil yetiştirdi. TV Kanalları saatlerce anlatıyor. Yenisine sıra gelmiyor.
Kerbela’da bir Hüseyin katledildi. Hâlâ Şiiler yasını tutuyor. Laisizm her yeri Kerbela’ya çevirdi.
Vesselam.