5816, için için yanıyor
5816, için için yanıyor
İDRİS GÜNAYDIN
Kamuoyunda 5816 sayılı Atatürk’ü Koruma Kanunu olarak anılan kanun için için yanıyor. Kanun halen var. Bu kanun Menderes hükümeti zamanında çıkarıldı. CHP, Menderes’in icraatlarının hepsine “tuu kaka” derken bu yasayı şiddetle ve içtenlikle savunuyor.
Hatta savunmak onlara düştü.
Rahmetli Menderes’i sorsan Amerikancı, sömürgeci, baskıcı… Bir sürü şey söylerler.
Tıpkı kurt koyun misali. Asıl baskının kimler tarafından yapıldığını görmez, vatandaşın karnını doyurana baskıcı derler. Doğru diyorsunuz 5816’yı çıkardı. Bu yüzden nice baskılar yapıldı desen “yoooooo” öyle şeyi kabul etmezler.
Neyse, biz 5816’ya gelelim: Dünyada bizi en iptidai milletlerden bile farklı kılan bir yasamız var: 5816… Afrika’da keşfedilmeyen kabilelerde de böyle yazılı olmayan fakat uyulan yasalar vardır lakin orada kabilenin reisi içindir bu yasak. Yani henüz hayatta olan. Bizde kemikleri bile kalmayan bir ölü için. Bu anlamda dünyanın en gerici ülkesiyiz. Ne mutlu bize.
Fakat bir durum var: 5816 için için yanıyor.
Bazı ateşler vardır, alevlidir. Her yandan tutuşmuştur. Ama bazı ateşler de vardır; dumanını görürsünüz alevini göremezsiniz. Çünkü o için için yanmaktadır. Zaman gelir, yığın çöker, bakarsınız ki iç kısmı tamamen yanmış köz olmuştur.
Mustafa Kemal’le ilgili okullarda öğrendiğimiz yalanlardan birini paylaşır bir kişi. Altına onlarca yorum yazılır. Ben bu yorumları erinmem okurum. Yazanların yarısı lehte yarısı neredeyse aleyhte çıkar. Bazen olur ki, aleyhte olanlar lehte yazanları geçer.
Ben çoğunlukla facebok hesabı kullanırım. Her halde bana arkadaş olanlar böyle de… derim. Lakin yorumcuların çoğu tanıdık değildir. Aynı şeyi eski adıyla twıtter hesabında da görürüm. Demek ki bu mevzu gizli saklı olmaktan çıkmış, aşikare düşmüş.
Bundan aylar önce bir yerde misafirdim. Karşımda iki bacanak var. Biri emekli polis, diğeri tarım müdürlüğünden emekli. Bu konular açıldı. Ben olayları benim zaviyemden anlatmaya başladım.. Emekli polis malumat sahibi. Anlattıklarımı doğruluyor daha anlatmamı istiyor. Emekli tarımcı olan ise inkar ediyor. Bir şey daha anlattım. “Artık bunu kaldıramayacağım. Midem bulandı. Bu kadar da yalan olmaz” dedi ve odayı değiştirdi. Aylar sonra bir yerde yan yana geldik. Ben bir bankta oturuyorum, yanım da boş. Bu tarımcı yanıma geldi. Dedi ki, “Hani bir zamanlar birinin evinde bir konu anlatmıştın. Ben de sana muhalefet etmiştim; hatırlıyor musun? “Evet” dedim. “Yahu onu ben başkasından da dinledim. Aynen senin gibi anlattı. Meğer doğruymuş. Yıllarca bizi aldatmışlar. Bu ne yahu; bir tarihimizi bile doğru dürüst öğrenemeyecek miyiz.”
Bu kadar. Bu adamın ailesi, çocukları sıvama… İşte belgeli olanlarla belgesiz olanların durumu. Okullarda anlatılan tarih sadece Nutuk adlı kitaba dayanıyor. Muhalif olanların her ceplerinden bağımsız belge fışkırıyor.
Bu daha 5816 kaldırılmadan, yazılı bazı hatıralar açıklanmadan böyle. Ya aksi olsa ne yapacaksınız?
Yani, hulasa-i kelam: bu ateş şu anda için için yanmaktadır.
Mustafa Kemal’in kahramanlığına, kurucu devlet başkanı olduğuna bir süre daha kitleleri inandırabilirler. Lakin Kemalistler bir büyük hata yapıyor. Ben bu kimselerin yerli Kemalist olduğuna da inanmıyorum. Bunlar kripto.
Şunu hatırlatırım: Putçuluk veya sahte peygamber yuvarlamaları her dönemde olmuş ve başaşağı yuvarlanmıştır vesselam.