Diploma
Diploma
İBRAHİM KARATAŞ
Usulsüz diploma ve İBB’deki yolsuzluklar yüzünden gündemden düşmeyen Ekrem İmamoğlu ile ilgili çok şeyler yazıldı, yazılıyor.
Aradan kaçmasın diye haksız yere alınan diploma üzerine bir şeyler yazmak istiyorum. Çünkü diploma usulsüzlüğü hepimizi ilgilendiriyor ve sonuçları hepimize dokunuyor. Benim gibi 28 Şubat’ta üniversitede öğrencilik yapmış biri için çok daha fazlasını da ifade ediyor.
O günlerde yani İmamoğlu’nun diplomasını aldığı yıldan birkaç yıl sonra memleketin başörtülü öğrencileri sınavla üniversiteler kazanıp bölümlere yerleşmiş ve okullarını bitirip diplomalarını alıp meslek sahibi olmayı bekliyorlardı. Ama çoğu başörtülünün bu hakkı gasp edildi. Bazıları okul önlerinde başörtüsünden saçından tutularak yerlerde sürüklendi. Bazılarına ise sınıflarda “ya başınızı açın ya da dışarı çıkın” çıkışları yapılarak herkesin önünde küçük düşürülerek diplomadan önce haysiyetleri alındı. Buna sebep olanlarsa aynı üniversitelere arka kapıdan kendi çocuklarını veya referans oldukları öğrencileri para karşılığı üniversiteye yerleştiriyorlardı.
İçlerinde fakir veya referansı zayıf kimse yoktu. Zaten fakirin parası olmadığı için diplomayı para ile sattıklarında bile alamazdı.
Başörtülüler (Fetöcüler gibi raydan çıkmışlar hariç -ki onlar için başörtüsü teferruattı) tenezzül etmediler ama onlar zengin olsa bile para ile bile diplomayı vermezlerdi.
Çünkü dindar olmak gibi büyük bir suç (!) işliyordu. Localara değil camilere takılmanın, emekleriyle sınav kazanmanın cezasını çekiyorlardı. Okumazlarsa irticacı derlerdi. Okuduklarında yine derlerdi. Belki de o irtica yaftası üzerinize tam yapışsın diye okumalarına engel oluyorlardı. Bu yüzden başörtülüleri diplomasız bırakıp o diplomaları eş dost çocuklarına veriyorlardı.
O günlerde ve bugünlerde olup bitenler gösteriyor ki birilerinin hak, hukuk, ilericilik gibi bir derdi yokmuş. Tek dertleri kendi günahları ve suçlarını örtmekmiş. İşledikleri suçları kabul etmemek ve bir de üste çıkmaya çalışmaları ibretlik bir durum.
Malum Galatasaray Üniversitesinden bir profesörün diploması da iptal oldu. Bu hoca zamanında öğretim üyesi babası sayesinde babasının çalıştığı üniversiteye hak etmediği halde yatay geçiş yapmış ve sonrasında profesörlüğe kadar yükselmiş. Profesörlüğü alınınca da öğrencileri dahil muhalif kesim hoca lehine protestolara başladı.
Normalde utanılacak bu durum için hocanın protesto edilmesi gerekirken kararı verenler protesto ediliyor. Bazıları diplomanın önemi yok diyecek kadar ileri gitti. Şayet diplomanın önemi yoksa neden yıllardır ve halen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasını sorguluyorsunuz? Kaldı ki Erdoğan’ın diploması var.
Bu tavırlardan anlaşılıyor ki Türkiye’de muhalif kesim için hak diye bir mefhum yok. Bir şeyi gaspla veya illegal olarak elde etseler bile onu kendilerinin hakkı olarak görüyorlar. Başkalarına ise hak ettiklerini bile çok görüyorlar.
Tüm bu olup bitenleri görünce iyi ki Erdoğan gibi cesur bir lider bu ülkeyi yönetiyor diyoruz. Şayet bu güruh iktidara gelirse toplumun belli bir kesimine hayat yine eskisi gibi dar edilecek. İyi ki Erdoğan var çünkü ilk kez hakkını aramak için değil hak etmediğini almaya çalışanlar sokaklarda protestolar yapıyorlar. Anlayacağınız adalet işliyor ve suç işleyenlerin canını yakıyor. Bu tepkiler hep yanan canlarının dışa vurumu.
Böylesi bariz yolsuzluklara rağmen kendilerini mağdur gösteren yolsuzlara aldanılmasın. Suçlunun mağduru olmaz. Suçlu, mağdur ettiği için suçludur. Gördükleriniz siyasi hesaplaşma değildir. Siyasi hesaplaşmalarda suçsuz birinin önünü kesersiniz. Önü kesilen suçluysa bırakın kesilsin. Adalet siyasetten önce gelir.