Devleşmenin kırılma noktasındayız
Devleşmenin kırılma noktasındayız
İBRAHİM KARATAŞ
İnsanlık tarihinde teknolojik olarak belli kırılma noktaları vardır. Örneğin önemli bir kırılma noktası olan sanayi devrimini gerçekleştiren Avrupa ülkeleri ve onların uzantısı olan ABD son 200 yıldır dünyaya hükmediyorlar. Bu yüzden dünyanın ağırlık merkezinin Batı yarım küresi olduğu söylenir. Gerçekten de en teknolojik ürünler mezkûr bölgeden çıkmıştır. En iyi arabalar, uçaklar, ev aletleri, elbiseler ve daha nice ürünler Avrupa ve Amerika’dan çıkmıştır. Bu da ilgili bölgelere zenginlik ve refah getirmiştir.
An itibariyle yeni bir kırılmaya şahit oluyoruz. Teknolojik yenilikler doğuya kayarak doğu ülkelerine de refah götürmeye başladı. Özellikle Çin muazzam bir şekilde teknoloji üretiyor ve büyüyor. Avrupa ülkeleri ise yerinde saymaya başladı. Örneğin Almanya son beş yıldır hiç büyümedi. 2025’te de büyüyeceği meçhul. Ekonominin lokomotifi olan araba markaları eskisi kadar araç satamıyorlar çünkü otomotiv sektöründeki kırılmaya, yani elektrikli araç üretimine zamanında geçiş yapamadılar. Yüz küsur yıllık markalar adı sanı duyulmamış Çinli firmalara piyasayı kaptırdılar ve bir daha da pazardaki eski paylarını alamayacaklar.
Bir sektör ne zaman dönüşüm geçirirse dönüşümün başladığı anda hazır bulunmak gerekir. Araba üretiminden örnek vermek gerekirse; şayet bu devirde benzinli/mazotlu araç üretirseniz bilinen markalarla yarışmanız çok zor olacaktır. Ancak elektrikli araçların tedavüle girdiği bir zamanda elektrikli araç üretmeye başlarsanız benzinli araç üretenlerin önüne geçebilirsiniz. Bu, bir tür otobüs durağında otobüsün geldiği anda hazır bulunmak gibi bir şeydir. Biraz geç kaldınız mı otobüse binenlere yetişmeniz zor olacaktır. İşte Çin bunu başardı. Elektrikli araç devrinde hızlı davranarak piyasayı ele geçirdi ve Avrupa’nın önüne geçti. Benzinli araç üreten Avrupalı, Amerikalı ve Japon firmalar da elektrikli araç ürettiler ama geçişleri yavaş ve maliyetli oldu. Onlar piyasada yer buluncaya kadar Çinli ve Amerikalı elektrik araç üreticisi firmalar markalaşıp piyasayı ele geçirdiler.
Burada Amerika’ya özel bir not düşmek gerekiyor. Amerikalılar Avrupalılar gibi hantal kalmadılar. Tam tersi, kırılmaları onlar başlattılar. Bugün elektrik araç üretiminde, yapay zekâda ve genel olarak bilişim sektöründe Amerika herkesten bir adım önde. Çin ise Amerika’nın adımlarını takip ederek benzer ürünler üretip pazar kapmaya çalışıyor ve başarılı da oluyor. Önümüzdeki dönemde bir Amerika-Çin rekabetine şahit olacağız. Rekabetin insanlığa da faydası olacaktır ama bu rekabet iki ülkeyi daha da zenginleştirirken diğer ülkeleri sadece tüketen müşterilere dönüştürecek.
Peki, kırılmanın olduğu bu dönemde Türkiye ne durumda? Aslında bir iki sektörde gayet iyi konumda. Mesela askeri endüstride SİHA çağının başladığı anda SİHA üretimine geçerek piyasanın yüzde 65’ine sahip oldu. Araba üretiminde de akıllı davranarak benzinli/motorlu araç üretmek yerine elektrikli araç üreterek çağı yakaladı. Şu anda bazı otomobil firmaları elektrikli araç piyasasını da bitirmesi muhtemel hidrojenle çalışan araçlar üretmeye çalışıyor. Doğrusu Togg’un hidrojen motorları için de kafa yorması iyi olurdu.
Öte yandan Türkiye yapay zekâda henüz hiçbir şey yapmadı. Bu tür teknolojik girişimleri destekleyecek programların olması son derece gereklidir. Türkiye’de çok başarılı girişimciler var ve fakat yeterli sermayeleri yok. Onların bulunup desteklenmesi gerekiyor. İşin güzel yanı şu ki bilişim teknolojisi için çok sermaye de gerekmiyor. Az biraz maddi destek ve ürünün reklamını yapmak yeterli olacak. Ayrıca Amerikalı bir uzmana göre büyük gelirler yeni bir şeyin icadından çok onun taklidiyle elde edilir. Bu gerçeği de unutmadan şayet programlı bir şekilde geleceğin sektörlerine ve yeniliklerine yatırım yapılırsa inşaallah çok kısa sürede ilk 10 ekonomi içerisine gireriz. Çünkü zaman bizden yana.