Üç Put
Üç Put
HÜSEYİN ÖZTÜRK
“Kendini bilgili sanan cahilden sakın. Eğer bir kimse öncekilerden faziletçe ve şerefçe üstün olmak isterse, kendi ahlakını kusursuz hale getirmeli ve düzeltmelidir” Nûşirevân.
Put denilince akla çeşitli şekiller yahut isimler gelebilir. Kimsenin şeytanını azdırmadan meseleye uğrak vuralım.
Üç put nedir? Prof. Dr. Mustafa Kara hoca üç putu şöyle tarif ediyor: “Çağdaş üç put: Materyalizm, kapitalizm ve sekülerizm”.
Hakikaten olup bitenlere baktığımızda, insanlığın kendi başına bela ettiği üç büyük put ile bunların put olmasına sebep olanlar, puta tapanlar ve taptıranlar, dünyayı alt üst ediyor.
Materyalizm maddeye, kapitalizm paraya, sekülerizm haram-helal, eğri-doğru demeden haz hırsıyla dünyaya ve dünyalıklara taptırıyor.
Bu üç put, tsunami şeklinde fert fert insanı, dolayısıyla toplumu ve dünyayı tehdit ediyor. Dünkü yazıda da değindiğimiz cahiliye devrine gark ederek helake hazırlıyor.
Eskiler derlerdi ki; “Ahir zamanda bina ve zina çoğalacak” Bu yıllarda üç put yeni yeni milletimizin gündemine giriyor tapmalar başlıyordu.
Büyük aileler dağılıyor, maddecilik, bencillik, arsızlık, hırsızlık, ganimet tamahı birer “adil hak imiş” gibi çalınıp çırpılıyordu. Bugün artık zirvede!
Paranın ve zinanın konuşulmaktan öte alenen yaşandığı, bırakın yaşanmasını, bir de televizyonlarda, sosyal medyada anlatılmaya, yayılmaya, hatta bu işler üzerinden paralar kazanılmaya başlandı.
Yani zina dizileri üzerinden, haberleri üzerinden, olayları üzerinden para kazanılmakta! Bu diziler reklamlar verilerek desteklenmekte. Alın işte üç put!
•
Başka çağdaş putlarımızdan birisi de şan, şöhret, makam-mansıp ve bunların getirdiği fantezi hayatlar, menfaatperest sözde dostluklar, daha da kötüsü, bütün bu işlerin olmazsa olmaz taraflarından olan; biraz din, biraz yerlilik, biraz millilik soslu olması.
Bu haller eskiden yok muydu? Tabii ki vardı ama bugün birebir hepimizin yaşamış olduğu bir hastalık bu üç putta toplanmakta. Bizi çok zebun hale düşürüyor.
Hele para-pul işleri bizi o kadar zebun hale düşürüyor ki olmamız gerekenin çok uzaklarına düşüyoruz. Bize ait olmayan bambaşka bir sahile, mahalleye atıyor bizi.
Yani kalbimiz, dilimiz, düşüncelerimiz, fikirlerimiz hızla kirleniyor. Bu hususta sözü ehline bırakalım. Mustafa Kara hoca kirden temizlenme hususuna dair şöyle diyor:
•
“Kur’ân-ı Kerim “kalplerinde hastalıklar var” diyor; “kalpleri kirli ve paslı olanlar, kalpleri hasta, kalpleri katılaşmış, kalpleri taşlaşmış olanlar…” diyor.
Kalbimizi bunlardan nasıl temizleyeceğiz? İşte büyük cihat bu!
Bir kalp ustası olacak ve bize; konuşmasıyla, oturmasıyla, kalkmasıyla, yemesiyle, içmesiyle tevazu dersi verecek.
Kibrin zıttı tevazudur. Tevazu, alçakgönüllülüktür, muhteşem bir özellik ve zenginliktir, gönülleri fetheden bir servettir.
Kalbimizi kibrin pisliklerinden arındırmamız gerekiyor”.
Ezcümle:
Öte tarafta kendimizin şahidi kendimiz olacağız. Öteye inananlar için derim.