Aydın Menderes, ölümünden 10 gün önce Gül’ü aradı “Abdullah, beni öldürecekler!”
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Türktime yazarı Talat Atilla, Demokratlar Konfederasyonu ve Adnan Menderes Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Fatih Kavaloğlu ile çarpıcı bir röportaj yaptı.
Aydın Menderes’in 30 yıllık dostu Kavaloğlu, Menderes’in ölümünden kısa süre önce dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü telefonla arayarak, “Abdullah, beni öldürecekler” dediğini açıkladı.
Kavaloğlu, Menderes’in 1996 yılında Sandıklı’da geçirdiği trafik kazasının ardından şoförünün apar topar Amerika’ya gönderilmesinden, hastanedeki son günlerine, Menderes’in anadan üryan fotoğraflarının çekilmesine kadar bilinmeyen süreci tek tek anlattı.
İşte Kavaloğlu ile yapılan o çarpıcı röportaj…
— Aydın Menderes’le dostluğunuz ne kadar eskiye dayanıyor?
Yaklaşık 30 yıllık bir dostluğumuz vardı. Dolayısıyla hem siyasi hayatının hem de özel hayatının önemli dönemlerine yakından tanıklık ettim.
— 1996 yılında Sandıklı’da geçirdiği ve hayatını değiştiren trafik kazasıyla başlayalım. O gün ne oldu?
Yol mıcırdı. Bir traktör yola çıktı ve kaza meydana geldi. Aydın Bey ağır yaralandı. O dönem Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar devreye girdi.
Helikopterle hastaneye nakledildi.
Mehmet Ağar’ın babası Zülfü Ağar’ın da Menderes ailesiyle geçmişten gelen bir bağı vardı. Adnan Menderes’e yardım etmiş, yanında çalışmış bir isimdi.
KAZADAN İKİ AY SONRA MENDERES'İN ŞOFÖRÜ AMERİKA’YA GÖNDERİLDİ
— Kazayla ilgili dikkatinizi çeken başka bir gelişme oldu mu?
Evet. Tuhaf bir gelişme oldu. Aracı kullanan Metin isimli şoförün kazadan yaklaşık iki ay sonra Amerika’ya gönderildiğini öğrendik. İlkokul mezunu bir şoförün kazadan hemen sonra Amerika’ya gönderilmesi benim dikkatimi çekti.
— İlginç... Kim, neden gönderdi?
Bilmiyorum... Bunu çözemedik.
“ERBAKAN’DAN SONRA MENDERES BAŞKAN OLACAK”
— Sohbetimizde Aydın Menderes’in siyasi geleceğiyle ilgili önemli bir konuşmaya da atıfta bulunuyorsunuz. Nedir o konuşma?
Yasin Hatiboğlu ve Abdüllatif Şener’in de bulunduğu bir ortamda Abdullah Gül, “Erbakan Hoca benden sonra Menderes başkan olacak” dedi. Aydın Menderes’in Milli Görüş hareketi içerisindeki siyasi ağırlığını göstermesi açısından bunu önemli buluyorum.
SOĞUK ALGINLIĞI, BİR İĞNE VE VEFATA UZANAN SÜREÇ
— Gelelim 2011 yılına... Aydın Menderes’in hastaneye yatmasına yol açan süreç nasıl başladı?
Aydın Bey basit bir soğuk algınlığı geçiriyor. Eczaneden gelen bir görevli kendisine iğne yapıyor. İğnenin ardından fenalaşıyor ve hastaneye kaldırılıyor.
13 Aralık 2011’de hastaneye yatıyor.
— Bu da tuhaf değil mi? Hastane dururken... Eczaneden kim çağırmış peki görevliyi? Doktor mu gelen?
Onu da bilmiyoruz işte.
“KENDİSİNİN YAVAŞ YAVAŞ ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ DÜŞÜNÜYORDU”
— Hastanedeki şartları nasıldı?
Altı kişilik bir yoğun bakımda yatıyordu. Yani kendisine özel, izole edilmiş bir yoğun bakım ortamı yoktu. Bu süreçte Aydın Bey bazı şeylerden şüphelenmeye başladı.
— Ne gibi şüpheleri vardı?
Bir terör örgütünün kendisine yönelik negatif bir mühendislik yaptığından şüpheleniyordu. Kendisinin yavaş yavaş öldürüldüğünü düşünüyordu.
GÜL’E TELEFON: “ABDULLAH, BENİ ÖLDÜRECEKLER”
— Peki, bir önlem aldı mı?
Evet. 11. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ü aradı. Telefonda doğrudan:
“Abdullah, beni öldürecekler.” dedi.
— Çok mu yakınlardı. Bir cumhurbaşkanına böyle hitap etmek kolay değul. Abdullah hitabından bunu anlıyorum.
Evet. Abdullah Beyi severdi. Beni en fazla etkileyen şey bu hitap şekliydi. Normal şartlarda Abdullah Gül’e bu şekilde hitap etmezdi.
-- Neden öyle hitap etti?
Çünkü Aydın Bey’in hem ruh halini hem de içinde bulunduğu ortamdan duyduğu endişeyi gösteriyor bu hitabı.
GÜL HAREKETE GEÇTİ: BAKAN VE GENEL SEKRETER HASTANEYE GİTTİ
— Abdullah Gül bu sözün ardından ne yaptı?
Abdullah Gül harekete geçti. Talimatıyla dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen hastaneye geldiler. Ardından Aydın Menderes, Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü. Sayın Gül yakın ilgi gösterdi. Aydın Bey de Sayın Gül'ün bu ilgisine müteşekkirdi.
GATA SEÇENEĞİ NEDEN GERÇEKLEŞMEDİ?
— GATA’ya götürülmesi de gündeme geldi demiştiniz röportaja başlamadan.
Evet. “GATA’ya götürelim” deniliyor. Ancak eşi Ümran Menderes, yılbaşı yaklaştığı için daha sonra değerlendirilmesi yönünde görüş bildiriyor. Ben o dönemde sağlık kurumlarındaki yapılanmalar konusunda da ciddi şüpheler taşıyordum. Güven meselesinin çok önemli olduğunu düşünüyordum.
— Ne demek istiyorsunuz?
Bazı terör örgütlerinin devlet adamlarını hastanelerde etkisiz hale getirdikleri bir sır değil.
HASTANEDE SKANDAL: “MENDERES'İN ANADAN ÜRYAN FOTOĞRAFLARINI ÇEKTİLER”
— Hastanedeyken sizi özellikle rahatsız eden başka bir olay yaşandı mı?
Evet. Çok çirkin bir olay yaşandı. Bir hastane görevlisinden şüphelendim. Aydın Bey’i tamamen çıplak, anadan üryan halde fotoğraflarının çektiğini tespit ettim. Müdahale ederek o fotoğrafları sildirdim.
Bunu Aydın Bey’in mahremiyetine yönelik son derece ağır bir ihlal olarak gördüm.
— Bu kadar tuhaflık çok fazla. Rutine binmiş yanlışlıklar pek tesadüf olmaz. Kimmiş bu kişi? Doktor belki tedavi için isteyebilir. Doktor mu?
Hayır. Hasta bakıcıyım dedi.
— Onu keşke kıskıvrak derdest edip, yetkililere teslim etseydiniz.
O telaşta ancak bu kadarını yapabildim.
SON GÜNLERİNDEKİ İSTEĞİ: “BAŞUCUMDA KUR’AN OKUYUN”
— Peki, Menderes son günlerinde sizden özel bir istekte bulundu mu?
Evet. Başucunda sürekli Kur’an-ı Kerim okunmasını istedi. Son günlerinde manevi dünyasına daha fazla yönelmişti.
MENDERES FEDERASYONU BAŞKANI KAVALOĞLU’NDAN ÇARPICI İDDİA: “AYDIN MENDERES ÖLDÜRÜLDÜ”
— Çok daha açık sorayım. Aydın Menderes 23 Aralık 2011’de hayatını kaybetti. Siz ölümünün doğal olmadığı konusunda şüphe mi taşıyorsunuz?
Ben yaşananları bir bütün olarak değerlendirdiğimde ciddi soru işaretleri taşıyorum. Benim kanaatim şu: Muhsin Yazıcıoğlu neden öldürüldüyse, Aydın Menderes de onun için öldürüldü.
Ancak Aydın Bey’in ölümünden kısa süre önce dönemin Cumhurbaşkanı’nı arayıp “Beni öldürecekler” demesinin üzerinde durulması gerektiğini düşünüyorum.
“AKIN GÜRLEK MENDERES'İN SON 10 GÜNÜNÜ ARAŞTIRSA DAHİ SÖYLEDİKLERİMİN FAZLASINI BULACAĞINA EMİNİM"
— Adalet Bakanı Akın Gürlek son zamanlarda faili meçhuller konusunda oldukça başarılı işler çıkarıyor. Aydın Menderes’in son günlerinin yeniden araştırılması gerektiğini mi söylüyorsunuz?
Kesinlikle. Ben 30 yıllık dostu olarak yaşadıklarımı ve gördüklerimi anlatıyorum. Özellikle hastaneye yatışından ölümüne kadar geçen 10 günlük süreçte yaşananların, o telefon görüşmesinin ve Aydın Bey’in neden böyle bir endişeye kapıldığının araştırılması gerektiğine inanıyorum.
Aydın Menderes, 13 Aralık 2011’de hastaneye yattı. 23 Aralık 2011’de hayatını kaybetti.
Arada yalnızca 10 gün var.
Ve o 10 günün içinde, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e söylediği ağır bir cümle var;
“Abdullah, beni öldürecekler.”
Bu ve diğerlerinin üzerine Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek son 10 gün dahi baksa söylediklerimin fazlasını bulacağına eminim. Kendisine her türlü katkıyı vermeye hazırım. Minnettar oluruz Akın Beye...
11. CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL'E MENDERES'İN "BENİ ÖLDÜRECEKLER" İDDİASINI SORDUM
Demokratlar Konfederasyonu ve Adnan Menderes Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Fatih Kavaloğlu'nun, Aydın Menderes'in Abdullah Gül’ü telefonla arayarak: “Abdullah, beni öldürecekler.” sözlerini 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e sordum. Gül, basın danışmanı Birol Afşar aracılığı ile bana şu açıklamayı yaptı.
"Sayın Gül’ün Aydın Bey ile hukuku her zaman çok iyiydi. Rahatsızlığı dönemlerinde de Sayın Gül çok yakın ilgi göstermişti. Onun haricinde aktarabileceğim bir husus yok."
DİKKAT ÇEKEN AYRINTI: GÜL’ÜN AÇIKLAMASINDA İDDİAYA AÇIK BİR YALANLAMA YOK
DİP NOT: 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu açıklamasında Aydın Menderes’in kendisini telefonla arayarak, “Abdullah, beni öldürecekler” dediği yönündeki iddiayı açıkça reddetmiyor.
Çünkü Sayın Gül’e yönelttiğim soru tam olarak bu iddiaya ilişkindi; Menderes’in kendisini arayarak, “Abdullah, beni öldürecekler” dediğinin aktarıldığını belirtmiş ve bu konudaki değerlendirmesini sormuştum.
Sayın Fatih Kavaloğlu’nun bana yayımlanmamak kaydıyla anlattığı başka hususlar da vardı. Bunları Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’e de anlatabileceğini düşünüyorum.
Kaynak: Türktime- Talat Atilla