• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Kibir; Kor Ateşi Elmas Zannetme Müptelasıdır

17 Temmuz 2026
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

 

Kibir; bir paçozluk hastalığıdır. Paçozluk nedir?

Rahmetli Alev Alatlı, Pınar Yayınlarından çıkan, “Dünyayı Bilmeyen Dünyanın Maskarası Olur” isimli kitabında şöyle tarif eder:

“Paçozluk, kendi çıkarları için her yolu mubah sayan, küstah, beş para etmez, sokak kurnazı, zevzek, müptezel, basmakalıp, palavracı, rüküş, hoyrat, içtensiz, pespaye, nekes, terbiyesiz, aşağılık, ahlaksız, kalleş”.

Bu muhteşem tarifi görünce, Mevlana Hz.lerinin Mesnevisinde anlattığı, “Fare ve Deve” hikâyesini hatırlamalı. Kibir, paçozluk müptelasını besleyen büyük oluk gibidir.


 

Hikâye şöyle nakledilir: 


Küçük bir fare, kocaman bir devenin yularını tutup eline almış, kurula kurula gider. Deve; uysal tabiatı yüzünden, onunla yol alıp giderken fare, küçüklüğünü ve her an av olma halini göremeden:

-“Meğer ben ne müthiş bir pehlivanmışım, develeri sürükleyebilecek bir yiğitmişim!” diye böbürlenir, kibirlenir.

Gide gide bir nehrin kenarına varırlar. Nehri gören fare, kibrinin şaşkınlığı içinde donup kalır. Onun kibrinin farkında olan deve ise, manidar bir şekilde:

-“Ey dağda, ovada bana arkadaşlık eden! Neden durakladın? Neden şaşırıp kaldın? Haydi, yiğitçe nehrin içine gir. Sen benim kılavuzum değil misin? Yol ortasında böyle şaşırıp kalmak, sana yaraşır mı?” der.



 

Mahcup düşen fare, yalpalayarak şöyle seslenir:

-“Arkadaş! Bu nehir pek büyük, pek derin, boğulurum diye korkuyorum.” Deve suyun içine girip:

-“Ey kör fare! Su diz boyu imiş, korkmana gerek yok!” der. Fare çaresiz söylenmeye devam eder:

-“Ey hünerli deve! Nehir sana göre karınca, bana göre ejderha gibi gözükmekte. Çünkü dizden dize fark vardır. Benimki gibi binlerce dizi üst üste koysak, ancak senin bir dizin eder.”

Bunun üzerine akıllı deve, fareye şu nasihatte bulunur:


-“Öyleyse, gurur ve kibrine aldanıp bir daha hadsizlik etmeye kalkma; haddini bil! Sana olan hoş görü ve müsamahaya kapılıp şımarma; çünkü Allah, kibri ve kibirlenenleri sevmez! Var git, kendin gibilerle boy ölçüş!”


 

Artık, iyiden iyiye gerçeği anlayıp utanan fare:

-“Tevbe ettim, pişman oldum. Allah için olsun şu öldürücü, şu boğucu sudan beni geçir!” diye yalvarır. Böylece deve, yine merhamet edip:

-“Haydi! Sıçra da hörgücümün üstüne çık, otur! Bu sudan geçmek veya başkalarını geçirmek benim işimdir. Zira vazifem, senin gibi yüz binlerce âcize hizmetten ibarettir” diyerek, fareyi nehrin öbür tarafına geçirir.

………………….

Ezcümle:

Mevlana Hz.leri, Mesnevi’de anlattığı bu hikâyede fare; başından büyük işler görmeye kalkışan, kendini başkalarından üstün gören, böbürlenen bir kişinin sembolüdür.

Deve ise sabırlı, tecrübeli, hünerli ve kâmil bir insanın remzidir. Kibirlilerden uzak durmanın en iyi yolu, Kamil insanlarla hemhal olmak ve âciz kul olduğunu bilmektir vesselam.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23