Hangi Kıbrıs? (3)
Kuzey Kıbrıs’ta görülecek yerlerin başında “Kırklar Tekkesi” veya “Türbesi” geliyor.
Hz. Osman (r.a.) devrinde fetih için gelen sahabe efendilerimizin şehit düştükleri yere kırklar türbesi deniliyor.
Bu hususta Yakın Doğu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi Ana Bilim Dalı hocalarından Emre İlbarsk’ın tespiti şöyle:
“Kıbrıs adası, sahip olduğu jeopolitik konumu itibariyle ilk dönemlerden beri farklı dinlere mensup birçok devlet arasında önemli bir mücadele sahasına dönüşmüştür. Özellikle Hulefâ-i Raşidin döneminde bilhassa Hz. Osman devrinde gerçekleşen sefer ile Ada’nın hâkimiyeti Müslümanların eline geçmiş oldu. (648-649)”.
•
İşte bu tarihten sonra Kıbrıs adası bir İslam toprağı olmuştur. Bütünüyle fethi ise II. Selim devrine denk gelmektedir. (1570-1571) bu tarihten itibaren 1878 yılında elimizden çıksa da halen bir İslam toprağı, Müslümanlar diyarıdır.
Haliyle bu diyarın gerçek yüzünü görmeden, gezmeden, dinlemeden kumar adası olarak anılan Kuzey Kıbrıs’ı ve halkını anlamamız mümkün değildir.
Kırklar türbesinin türbedarı Ömer hocanın, her sabah ziyarete gelenlere pişirdiği çorbayı ikramından sonra Kıbrıs’ta turizm acentelerine ev sahipliği yapan ve KKTC’nin dini-milli tarihine sahip çıkan Kıbrıs Fun Travel firmasının rehberliğinde, ülkenin yakın ve uzak tarihine yolculuğumuz başladı.
•
Yeri gelmişken bir hususu paylaşmalıyım. Kıbrıs’ta alkolsüz yeme-içme mekânlarıyla otel bulmak zor. Hele otel neredeyse yok gibi.
Bu eksikliği gören ehli insan bir işadamı, Lefkoşa’da “Ekor” isminde büyük bir restoran açmış. Mağusa’da (Magosa) aynı isimle beş yıldızlı bir otel hizmete sunmuş.
Kuzey Kıbrıs’a gidip de alkolsüz lokanta, kumarsız otel arayanlara buraları tavsiye edelim. Bizim ekip bu tesislerden istifade etti.
Meğer ne zormuş, hele halkı Müslüman bir şehirde maden arar gibi alkolsüz lokanta ve otel aramak.
Gezimizin ikinci gününde KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’ı ziyaret ettik. Tam bir halk adamı ve çok mütevazı bir insan!
Ziyaret anında edep gereği söylemek doğru değildi ama buradan seslenelim.
“Sayın Cumhurbaşkanı, Lefkoşa, Girne ve Mağusa’da alkolsüz, kumarsız mekânlar lazım. Eğer Kıbrıs’ta yatırım yapacak işadamı bulunmazsa, imkân sunulduğunda Türkiye’den böyle tesisler kuracak çok işadamı bulunabilir ve koşa koşa gelip yaparlar”.
•
Bu kadar çok kumardan ve içkiden söz ediyoruz ama şu ayrıntıyı da belirtelim de kaş yaparken göz çıkarmayalım.
Kuzey Kıbrıs halkının kumar oynaması yasak ve kumarhanelere alınmıyorlarmış.
Böyle söyleyince elbet şu soru gelir:
“Peki, kimler gelip gidiyor ve oynuyormuş?
Müşterilerin büyük çoğunluk nasıl bir tıynete sahip oldukları malum olan ve T.C. kimliği taşıyan kumarbaz Türkler, İsrailliler ve Ruslar imiş.
Tam unutulmaz ve ibretlik yerlerden söz edecektim. Yarına kaldı.