Eşrefoğlu Rumi Hz.’leri ve İznik
Bu hafta tanıtmaya çalışacağım kitabın adı, “Müzekki’n-Nüfûs”. İnsan Yayınları arasında çıkan eser, Eşrefoğlu Rumi Hz.’lerine ait.
Yalnız kitaba geçmeden önce, Eşrefoğlu Rumi Hz.’lerinin hayatı hakkında kısa bir bilgi vermem ve bir yanılgımı düzeltmem lazım.
Âlim ve şeyhler yetiştiren bir ailenin çocuğu olan Eşrefoğlu Rumi Hz.’lerinin doğumundan ölümüne kadar hakkında çeşitli kaynaklarda bilgi olmakla birlikte esas kaynak olarak, “Menâkıb-ı Eşrefzâde” kabul edilmektedir.
Menâkıba göre 874 yılında (1460-1470) muhtemelen 100 yaşında İznik’te vefat eden Eşrefoğlu Rumi Hz.leri, sonradan camiye çevrilen dergâhın haziresine defnedilmiştir.
Kadiriler arasında Abdülkadir Geylani Hz.’lerinden sonra tarikatın “pir-i sânî”si kabul edilen Eşrefoğlu Rumi Hz.’leri, daha hayatta iken büyük bir veli olarak kabul edilmiştir.
•
Eşrefoğlu Rumi Hz.’lerinden Evliya Çelebi de söz eder. Çelebi, seyahatnamesinde içinde medfun bulunduğu İznik’teki cami ve dergâhtan da bahsederek, Eşrefoğlu Rumi Hz.’lerinin, ‘yetmişbin müride malik bir evliya” olduğunu yazar.
Menâkıbnâme’de Fatih Sultan Mehmed hakkında da önemli bir ayrıntı vardır. Fatih Sultan Mehmed tebdili kıyafet ederek, Eşrefoğlu Rumi Hz.’lerine peşinden gelir ve kendisini mürid olarak kabul etmesini ister.
Eşrefoğlu Rumi Hz.leri de aynen Akşemseddin Hz.’leri gibi Fatih’e çokça nasihat ve tavsiyelerde bulunarak, İstanbul’a geri dönmesini ve devlete sahip çıkmasını tembihler.
•
Gelelim kendi yanılgımı düzeltmeye.
İznik; Bizans, Selçuklu ve Osmanlı tarihi havzası içerisinde oldukça önemli bir şehrimizdir. İznik tarihi kadar meyve ve sebzeleriyle de ünlü bir yerleşim yerimizdir.
Anadolu’daki ilk İslam şehirlerinden biri olması hasebiyle severim. İznik; zihnini dinlendirmek, gönlünü zenginleştirmek isteyenler için İstanbul ile Bursa arasındaki bir tarih köprüsüdür. İznik olmadan Bursa ve İstanbul anlaşılmaz.
Tarih ile bağlantı kurmak isteyenler, İznik’e yolları düşünce önce tarihi mekânları görürler, sonra şehrin kuşbakışı seyredildiği Bayraklı Dede türbesinin yer aldığı tepeye çıkarlar, Bayraklı Dede’ye selam verip şehri temaşa ederler.
Bayraklı Dede’den aşağı inildiğinde mezarlıklar vardır ve mezarlığın girişinde, “Eşref Baba” yazılı levhayı görenlerin yolu bir türbeye varır.
•
Ben de ilk gördüğümde uğrayıp, zeytin ağaçlarının çepeçevre sardığı güzel türbeyi Eşrefoğlu Rumi Hz.’lerinin kabri diye ziyaret etmiştim.
Bu seyahatimi eski kaymakamlarımızdan İznikli Fatih Sevinç’e anlattığımda, “Eşref Baba” diye ziyaret edilen türbenin, Eşrefoğlu Rumi Hz.’lerinin babasının kabri olduğunu, Eşrefoğlu’nun türbesinin ise çarşı içerisindeki “Eşrefzade Camii’nin” haziresinde bulunduğunu söylemişti.
Böylece bir yanılgımı düzeltmiş olduk. Meğer benim gibi orasını Eşrefoğlu Rumi Hz.’lerinin türbesi bilenler az değilmiş.
Evet, Eşrefoğlu Rumi Hz.’lerinin kabri, Yeşil Camii ve Nilüfer Hatun İmarethanesinin bulunduğu mahalde, Eşrefzade Camii’nin haziresinde bulunmaktadır.
Böylece Müzekki’n-Nüfus kitabı yarına kaldı.







