Dr. Sadık Ahmet Filmi
Sinemanın esas görevi, kendi insanımıza ve dünya insanlığına karşı gerçek hayat hikâyelerini perdeye aktarmak olmalı değil midir?
Çünkü dünya üzerinde insanlığa; “barışı-kardeşliği-adaleti-iyiliği-hoşgörüyü” öğreten ve yaşaması için mücadele eden tek medeniyet ve tarih, bizim medeniyetimiz ve tarihimizdir.
Dr. Sadık Ahmet’in Batı Trakya’da yaşayan Müslüman soydaşlarımızın hak ve hukuklarını savunan ve ellerinden alınan hürriyetlerini tekrar kazanma mücadelesinin, belgesel veya sinema ile anlatılması oldukça önemlidir.
Önceki gün AKM’de gösterimi yapılan filmin ortaklarından birisi, TRT ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı idi.
TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ile YTB Başkanı Abdullah Eren’i milli meselelere gösterdikleri titizlikten dolayı tebrik etmeli.
Film, Dr. Sadık Ahmet’in üzerine kurgulandığı için genel itibariyle ve özellikle görsel anlamda güzeldi. 2 Şubat’tan itibaren sinemalarda. Dikkatten kaçan bazı hususlara rağmen izlenmesi gereken bir film!
Örneğin Dr. Sadık Ahmet’ten daha fazla mücadele eden Müftü İbrahim Şerif’e biraz daha fazla diyalog yazılabilirdi. Ahmet’in yancısı gibi durmuş.
Bir de ne o günlerde ne bugün; hiçbir konsolosumuz-büyükelçimiz, Komünist bıyıklı, uzun saçlı, meyhane kabadayısı tavırlı değildir.
Bir başka husus, Dr. Sadık Ahmet ve Batı Trakya Türkleri ile ilgili iki liderimiz vardır. Birisi rahmetli Turgut Özal, ikincisi Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dır.
Özal, Dr. Sadık Ahmet’in; Yunanistan’da, Batı Trakya’da ve Avrupa’daki faaliyetlerini sürekli takip etmiş, ettirmiş ve maddi destek sağlamıştır. Onu göremedik.
Neyse bardağın dolu tarafına bakalım. Eften-püften-çerden-çöpten-küfürden öte bir şey bulunmayan sinema filmlerinin yanında tertemiz insani bir film.
•
Film, haliyle belli bir dönemi perdeye aktarmış. Batı Trakya’da yaşayan soydaşlarımızın hürriyet mücadelesine dair bir iki noktayı hatırlatalım.
Yunanistan 1923 yılından bu yana, Batı Trakya’da yaşayan soydaşlarımızın haklarını sürekli ihlal etmeye bugün de devam etmektedir. Uzatılan her zeytin dalını kırmaktadırlar.
Batı Trakya’daki Müslüman varlığı; Anadolu’ya gelen göçler gibi Orta Asya’dan göç eden İskit Türklerine kadar dayanmaktadır.
İskit Türklerinden sonra, Hun, Avar, Peçenek ve Kuman Türkleri, Batı Trakya’ya yerleşmişlerdir.
Bugünkü Müslüman Türk varlığı ise Cihan Devleti Osmanlı’nın Balkanlar’ı fethiyle oluşmuştur.
Yunanistan, Batı Trakya’daki Müslüman Türk varlığını bir türlü kabullenememiş ve bu sebeple de ellerinden geldikçe halen hak ihlallerini sürdürmektedir.
Dr. Sadık Ahmet’in hayatını anlatan filmi; Müslümanlara karşı kısık gözle bakan ve görmekten de rahatsız olan herkes için önemli bir mesaj içermektedir.
•
Ezcümle:
Sadık Ahmet’in kitabındaki ifadesiyle:
“Batı Trakya, Yunanistan’a bırakıldığı günden beri Yunan yönetimleri, Türk toplumlarını kendileri için daima bir tehlike olarak görmektedir”.
Evet, benzeri hadiseler ülkemizde de yaşanmıştır? Yeri gelmişken yarın paylaşacağım hadisenin de filmi yapılmalıdır.