• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Çekip gitmeden

12 Ocak 2024
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

İnsan ve insanlık, her geçen gün anlamını yitirmeye devam ediyor. Dünya garip bir şekilde alabora olmaya devam ediyor.

Mevlana Hz.leri diyor ki: Dünya hissi bu cihanın, din hissi ise göklerin merdivenidir”. “Benlik ile eşya” arasına sıkışmış bir insanlıktan söz ediyor olsa gerek.

Dünyaya gelip de çekip gitmeyen kimse var mı bilmiyorum. Peki, giderken biriktirdiklerini, malını-mülkünü götüren var mı?

Bu soruyu ölümlü olduğuna inanan herkes sorar ama hiçbirimiz; “Benlikten ve eşyadan” vazgeçemiyoruz.

Vazgeçmek kolay değildir. Hele dünyadan ve dünyalıktan! Çekip gideceğimizi bildiğimiz halde vazgeçememek nasıl bir baskıdır kimse çözebilmiş değil.

Önceki gün gençlerle sohbet ederken söz, “akraba” ilişkilerine geldi ve sordular:

-“Akraba ilişkilerine dair dinimiz ve milli geleneklerimiz çok şey söylüyor ama günümüzde akraba işleri dinimizin tavsiye ettiği gibi gitmiyor, maalesef aile problemlerinin büyük kısmı akrabalıklar yüzünden bozuluyor ne dersiniz” dediler.

Zor soruydu. Kıyıdan, köşeden bir şeyler söylediysem de bir türlü “haklısınız gençler” diyemedim. Çünkü ardından:

-“Akrabanın yaptığını akrep yapmaz” sözünün geleceğini tahmin ediyordum ve nihayet geldi de.

Dini nasihat ve öğütlerde akrabalık ilişkilerini anlatanlar bu meseleyi yeniden ele almalılar ve yorumlamalılar. Hatta bu meseleyi gözlem yaparak halletmeliler.

Konuşmak veya yazmak kolay! Mesela şu hakikati kimse yorumlayamıyor. Bugün ülkemizde adliyelerde görülen davaların büyük ekseriyeti neden miras davası!

Miras yüzünden akrabalık bağları öyle düşmanlıklar, öfkeler, kinler ve buğzlarla dolu ki, zorunlu kurulan ilişkiler de ele-güne karşı utanma belası veya miras kavgasında taraf toplama amaçlı görülüyor.

Günümüzün çaresiz büyük hastalıklarının başında -tıbbi olarak çözümü olmayan- haset, kıskançlık, kin, öfke geldiği sıkça dile getiriliyor.

Bu hastalık, akrabalık bağlarının kopmasına sebep olmakta ve kopan bağların sebepleri başka başka söylense de özünü bu illetler oluşturuyor.

Yine Mevlana diyor ki: “Kötülükte bulundun mu kork, emin olma; çünkü yaptığın kötülük bir tohumdur, Allah onu mutlaka bitirir”.

Yukarıda “Benlik ve Eşya” dedik ya, bu illetin bir çaresi var mı bilmiyorum. Bilenlere sorduğumda şunu söylüyorlar:

-“İhtiyaçtan fazlasına meyletme ki, sana galip gelmesin, nefsini sana düşman edip, başka düşmanlıklar peydahlamasın”.

Söylemesi kolay lakin bu söze uyabilecek ve kabullenecek insanı nerede bulacağız?

Sınırsız ihtiyaçlar, insanı öyle bir baskı altına alıyor ki, akla hayale gelmedik binbir çeşit malzemeyi; “senin buna ihtiyacın var” dedirtiyor.

Esas mesele bu baskıdan kurtulabilmektir. Vicdanımızı-aklımızı-inancımızı-imanımızı; “çekip gitmek” kavramı içerisinde muhasebe edebilmektir.

Ezcümle

Çekip gittikten sonra hayırla mı şerle mi anılacağımızı bilerek yaşamalı. İşin tuhafı herkes biliyor ki: Geride bırakılan mallar hayırlarla bölüşülmüyor ve bırakanlar hayırla anılmıyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Nefs

İnancı olmayanın nefsi büyük olur. Hesap vermek yoktur kafasında. Yoksa milyar dolarlık serveti varken daha da duymamak nasıl izah edilir. Çalışarak olur mu. Olsa 38 yıl çalıştım. Benim olurdu. Hiç istemedim fazlasını. Başkası ister mi.? İster. Ancak aklımın almadığı şu. Yarabbim çocuklarımın boğazından bor lokma olsun haram lokma geçmesin diye dua ederken, bir baba evladını haramla nasıl besler. Burada şu ortaya çıkar. İnanç yoktur. Görünür de vardır esasta yoktur.

Dayi

Bilal imi kastettiniz.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23