• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Fahrettin Dede
Fahrettin Dede
TÜM YAZILARI
18 Şubat 2019

Kaddafi’ye rahmet okumak

Türkiye, Arap toplumlarıyla her geçen gün daha yakın temas kursa da halen Arap dünyasını anlamaktan fersah fersah uzaktayız. Bir çoğunu 400 yıl Osmanlı bayrağı altında yönettiğimiz ülkelerin ne tarihini, ne de bugününü biliyoruz.

Dün Muammer Kaddafi’yi indiren süreci başlatan 17 Şubat Libya devriminin yıl dönümüydü… Gazetesiyle, televizyonuyla, haber sitesiyle, sosyal medyasıyla ve eş-dost çevresiyle dün gün boyu “Libya, Muammer Kaddafi’yi arıyor” muhabbetlerine maruz kaldım.

Albay Kaddafi’nin ne hayatı, ne de siyaset anlayışı, son yıllarda sosyal medyada döndürülen “Asılma sırası bize gelecek” videosu kadar hikmet dolu değildi. Bütün bir ülkeyi tek renk esasıyla yöneten bir diktatör, ölümünden sonra ülkesinden kilometrelerce uzakta bu kadar övgü duyabilmek için sağlığında ne kadar yatırım yapmıştır diye merak ediyorum. Yıllardır video platformlarında Kaddafi güzellemeleri yapmak için döndürülen, “Elektrik, su, konut, bütün zorunlu ihtiyaçlar bedava” kabilinden sözler, nüfusu 3-5 milyonluk bir ülkede nereye oturabilir?

KADDAFİ TÜRK DOSTU MUYDU?

Kaddafi; şüphesiz Arap liderlerinin en kırosu, en ahmakı, en baskıcısıydı. Bedevi yaşam biçimini devlet politikası haline getiren Kaddafi, bütün bir memleketi; askersiz, yargısız ve siyasetsiz, sonuç olarak da devlet mekanizmasının işlemediği bir ülke haline getirdi. Sosyalist rejime dayalı “Cemahiriyye”, kendisi ve yandaşları dışında kimse için baskı yönetiminden başka bir anlam ifade etmedi. Evet, bugün Libya güllük gülistanlık değil ama Kaddafi Libyası gelincik tarlası mıydı?

Kaddafi’yi Türk dostu zannedenler, ülkenin Trablus ve Bingazi’den sonra üçüncü büyük kenti olan Mısrata’ya bir haftalık tatile gitsinler. Mısrata, yüz binlerce Türk asıllı Libyalının bulunduğu bir kenttir. Buradaki Türk asıllı Libyalılardan Kaddafi’ye lanetten başka bir söz duymazsınız. Kentin geri kalmışlığının sebebi Türklerin hiçbir yatırımı hak etmediğini düşünen Kaddafi’nin ta kendisidir. 17 Şubat 2011 devrimi sürecinde de devrimin merkezi konumunda oldu bu Türk kenti ve Kaddafi’nin en ağır saldırılarına maruz kaldı…

LİBYA NEDEN BU HALDE?

Peki, Libya neden bugün bu halde?

Mısır neden bu haldeyse, Libya da o yüzden bu halde… Yani Mısır’da diktatör Sisi’yi sevmeyeceğiz ama Libya’da Kaddafi’ye rahmet okuyacağız. Libya neden bu halde, sorusunun iki cevabı var:

Birincisi: Kaddafi henüz sağlığında, kendi yokluğunda yönetilemeyecek bir devlet(sizlik) sistemini kurduğu için…

İkincisi: Birincisinden daha çetrefilli! Tobruk merkezli hükümetin Genelkurmay Başkanı Halife Hafter’in sağ kolu pozisyonundaki Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, 2014’te Birleşik Arap Emirlikleri’ne gittiklerini, BAE lideri Şeyh M. bin Zayed'inHelalimiz helalinizdir” dediğini aktararak, hiçbir şeyleri yokken tanesi 47 bin dolardan 300 araba aldıkları itirafında bulunuyor. Yani Libya’da Suud-BAE, Mısır ittifakı var! Dahası 2017’de Mısır’ın batısında hizmete açılan Ortadoğu ve Afrika’nın en büyük askeri üssü General Muhammed Necib’den kalkan Mısır-BAE uçakları ülkenin doğu bölgelerini yerle bir etti. Kökü dışarıda olan dini akımlar, ülkede İslam’ın kökünü kazımaya and içen Hafter’e milislik yapıyor. Kabile savaşları canlandırılıyor.

Kaddafi’ye rahmet okuyanlar, oldu olacak Libya’daki Türklere karşı intikam yeminleri eden Hafter’in ordusuna da yazılsın, tam olsun!

 

Medyanın çiğleri okuduğunu da anlamıyor

Geçen Cuma günkü “İşte Abdullah Gül’ün yeni partisi!..” başlıklı yazıma o kadar komik tepkiler aldım ki bütün hafta sonum bu tepkilere gülmekle geçti…

Başta söyleyim ki yanlış anlaşılma olmasın; Abdullah Gül, arayıp yeni parti hakkında bilgi filan vermedi. Tepkiler hiç beklemediğim yerden geldi.

Yazıda ismi geçen, üçüncü sınıf haber siteleriyle girdiği diyaloglarla tanınan, TV5’in şov ve şöhret meraklısı sunucusu yazımı twitter’daki eş-dost tezahüratları eşliğinde bir güzel çarpıtıp “Koskoca Cumhurbaşkanının işi gücü yok bana konuk mu ayarlayacak” dedi. Sonra da onun ‘eskisi kadar rahat yazamayanFatih Altaylı abisi “Manyaklığın bu kadarını görmedim” herzeleriyle yazı döşendi…

Bir medya dinazorunun çiğliği!..

Yazıda aynen şu ifadeleri kullandım: “TV5’te Çağlar Cilara’ya program sundurtup Fatih Altaylı’yı konuk ettiren dönüşümün arkasında da Abdullah Gül’ün olduğu iddiası var.

Sabah akşam bilimden, aydınlanmadan bahseden bu adamlar okuduklarını anlamaktan fersah fersah uzaklar. Bir ‘dönüşüm’den bahsedip bu dönüşümün arkasındaki isim hakkında da bir ‘iddia’ olduğunu belirtmişim. Şimdi yazıyorum; bu iddianın sahibi de Piar Araştırma Başkanı Kadir Atalay… Atalay, yıllardır yerinde sayan TV5’in yeni dönemde bir atılım içinde olduğundan ve bu dönüşümün arkasında da Abdullah Gül’ün olduğunu söylüyor.

A be Fatih Altaylı!..

Hadi diyelim, programına konuk olduğun şov ve gösteri meraklısı genç; okuduğunu anlayamadı, yazımı çarpıttı diyelim… Sen de mi okuduğunu anlayamıyorsun? Yoksa gözlüğünü kaybettin, okuyamıyor musun?

Bu kadar yeter!

Son bir şey: Altaylı, yazısında “Açıkçası kanal kimindir, nedir, necidir haberim bile yoktu” diyor ki, bu kısma kahkahalarla güldüm. Memlekette koca koca gazetelerin genel yayın yönetmenliğini yapan Fatih Altaylı, TV5’in kime ait olduğunu bilmiyor! Peh, peh, peh!.. Altaylı, değil Türk TV5’inin Fransız TV5’inin bile sahibini bilir ama, hadi neyse… Yine de Altaylı, kanalın yaşadığı dönüşümü görünce belki çıkaramamıştır, ben söyleyim o öğrensin; Erbakan hoca kurdu o kanalı…

Zaten başka kanallara çok çıkmıyor ama maazallah, yarın A9’dan, STV’den, ROJ TV’den filan ararlar, aman ha katılayım demesin!..

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23