Kimin hukuku üstün olsun istiyorsunuz
Kimin hukuku üstün olsun istiyorsunuz
ERTUĞRUL AKAR
Geçen yıl hukuk konusuyla ilgili “3D ÖZELLİKLİ HUKUK GÖZLÜĞÜ ÇOK HOŞTUR” başlıklı ironik bir yazı kaleme almıştım. Ve o yazıda hukukla ilgili şöyle bir tespitte bulunmuştum; “… Çünkü hukuk insanları, insanların temel hak ve hürriyetlerini korur adaleti tesis eder diye biliyordum ki öyle olmadığını aslında hukuk denilen sistemin 3D gözlük gibi mazlumların gözüne takıldığını o simülasyon dünyayı sanki gerçekmiş gibi öğrenilmiş çaresizlik halinde yaşamaya mecbur bıraktığını bizatihi yaşayarak öğrendim.”
Bugünkü yazımın başlığı da bu bölümü özetler nitelikte.
Kimin hukuku korunmalıdır, önemsenmelidir bunu tartışmamız ve adil bir sonuca ulaşmamız gerekiyor.
Hukuk “güçlünün” gücünü, iktidarını, sermayesini, siyasetini korumak için oluşturduğu ve yönettiği “zayıfların” yaşamak zorunda olduğu sanal bir dünyayı ifade ediyor.
Bunu inkâr etmenin bir anlamı yok, zira bu durum tabiat gereği böyledir. Güçlü sınırları çizer zayıf çizili sınırlar içinde kendine biçilen rolü oynamaya alışır.
Türkiye’de uygulanan mevzuatın tek bir harfi dahi bize ait değil. Tamamı Batıdan iktibas edilerek yani aynen getirilerek topluma dikte edilmiştir.
Aradan geçen süre zarfında yapılan kısmi revizeler sayesinde toplum ve devlet idari sistemi tam entegre olmaya başlamıştı ki kendini güçlü ve muktedir gören Siyonist Batı kendi kurduğu birlikler (AİHM, BM, AB, UCM VS.) üzerinden kendi çıkarlarına uygun ve sadece bizim için sürekli değişiklikler yapmaya başladı.
Türkiye kendisine zarar verdiğini bildiği bu duruma direnç göstermeye, başkasının dünyasını yaşamayı reddetmeye başlayınca Siyonizm’in liberal hegemonyasını demokrasi, eşitlik, hürriyet sloganlarıyla ve dahi “yalancı gerçeklik” kavramlarıyla yeniden dikte etmeye ve bu konuda baskı kurmaya başladılar.
Bunu kiminle ve nasıl yapmaya çalıştıklarına iyi bakmak lazım. Zira Siyonizm’in bu aparatlarıyla ilgili yine Siyonist Batının kendi hukukunu uygulamamız bile onları rahatsız etmeye yetti.
Yetmezmiş gibi kendi adamlarının işledikleri suçlara yine bize dayattıkları kendi “hukuklarını” uyguladığımızda da “yapılanları unutun”, “sizde çok uzattınız ama”, “yahu tamam size kanunları dayattık ama şimdi karar değiştirdik bizim gazetecimize, siyasetçimize uygulamayın” demeye başladılar.
“MİT başkanına operasyon çektik ama unutun”
“MİT tırlarını ifşa ettik diye amma da uzattınız”
“Gezi parkında bir şeyler oldu tamam da abartmadınız mı insanlar piknik yapmasın mı?”
“17-25 Aralık emniyet ve yargı üzerinden hükümeti değiştirmek istediysek ne var bunda değişiklik güzeldir”
“15 Temmuz’da az heyecan yaşadınız diye ne de abarttınız yahu”
Ve daha nicesini sıralayacağımız söylemleri duymaya başladık.
Bunun sebebi “hukuk” ismini verdikleri sadece kendi çıkarlarına hizmet eden sanal dünya ve o dünyayı onlar adına temsil eden “adamlarını” hangi yolla olursa olsun korumaktır.
Bu adamlar zaman zaman “gazetecileri” zaman zaman “ hukukçuları” zaman zaman “siyasetçileri” olur şimdi de “ iş adamları “ oldu.
TÜSİAD Türkiye’de sadece siyaset yaptı, siyaseti dizayn etti, darbelere sermaye aktardı, yani kendilerine verilen görev ne ise harfiyen onu yaptı.
Her defasında Türk Devleti aleyhine hareket edenleri korumak için de bizim için özel olarak hazırladıkları “hukuk”u kalkan olarak kullandılar.
TÜSİAD başkanının konuşmasında saydığı her olay bize dayatılan onların “hukukuna” göre suç ve korumaya çalıştıkları kişiler de bu suçları işleyen kişiler.
İstedikleri devletin kendi varlığını ve milletin yüksek menfaatinin korunması değil kendi dünyalarının ve hizmetkârlarının çıkarlarıdır.
Adamlarımız “bizim hukukumuza” göre suç işleyebilir ancak siz dokunamazsınız “HUKUK BİZİM, ADAM BİZİM” diyorlar.
Bizim söylememiz gereken de bellidir: “İT SİZİN MEYDAN BİZİM, İP SİZİN HÜKÜM BİZİM”.