• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ertuğrul Akar
Ertuğrul Akar
TÜM YAZILARI

Ermeni vatandaşa “laik” olmayan devlet Müslümana da olmasın!

16 Kasım 2024
A


Ertuğrul Akar İletişim:

Türk Devleti son dönemde hiç olmadığı kadar kararlı, keskin ve planlı hareket ediyor.

Ulusal ve uluslararası gelişmelere, jeopolitik ve jeo-ekonomik gelişmelere göre uzun vadeli stratejiler belirliyor ve ona göre adım atıyor.

Milli Savunma Sanayii’ne yapılan yatırımlar ile dışa bağımlılık yok denecek seviyelere getirildi.

Nükleer enerji ve yapay zekâ teknolojileri dünya ile yarışacak seviyelere getirildi.

Herkesin malumu olan Suriye’deki gelişmelere müdahil olup hemen güvenli bir tampon bölge oluşturuldu.

Karabağ yıllar sonra Ermenistan’ın işgalinden kurtarılarak yeni ticaret hattına dahil edildi.

Türk devletleri teşkilatı yeniden ayağa kaldırılarak ekonomik, stratejik ortaklıklar güçlendirildi.

Irak ile kalkınma yolu projesi ile Ortadoğu ve Avrupa enerji ve ticaret hattı Türkiye’ye kaydırılıyor.

İçerde cumhur ittifakı terör sorununu çözmek için radikal adımlar atıyor ve hem diyalog aynı zamanda demir yumruk stratejisi izleniyor.

Daha birçok hamle Türk devletini güçlendirmek ve muasır seviyelerde tutmak adına yapılıyor ve yapılacak.

Tüm bu adımlar atılırken “YERLİ VE MİLLİ OLMAK’’ şiarı ve motivasyonu ile yapılıyor.

Şunu önemle belirtmekte fayda görüyorum ki; yapılan bunca başarılı çalışmanın karşılığını alabilmemiz için toplum olarak ortak değerlerde birlik olmamız en önemli adımdır.

Bunun için Kürtler ve Türkler ortak ve tek vatan olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti çatısı altında İslam temelinde buluşmak zorundayız. Ayrışma kolay ancak birlik olmak bedel ister.

Devlet şimdiye kadar yaptığı çalışmalarla milli birliğin sağlanması için çok fazla yol katetti.

Şimdi sıra toplumun en önemli ayrışma noktası haline getirilmiş çatlaklar oluşturulmuş inanç temelini güçlendirmek yeniden ortak zemin haline getirmekte.

Ne anlatmak istediğimi hemen açıklayayım;

Devlet’in vakit kaybetmeden tekke ve zaviyelerin yasaklandığı kanunla ilgili değişiklik yapması ve bu ayrışma ve çatışma zeminini ortadan kaldırması gerekmektedir.

Hemen itiraz etmeyin bekleyin…

Evet yasağın olduğunu, devletin yasalarla laik olduğunu elbette biliyorum.

Bu kanun, yani;

“Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması”, 30 Kasım 1925 tarihinde kabul edilip 13 Aralık 1925 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı kanun ile hayata geçmiştir. Konya milletvekili Refik Bey (Koraltan) ve beş arkadaşının önerisiyle meclise sunulup kabul edilen Tekke ve Zaviyeler ile Türbelerin Seddine ve Türbedarlar ile Bazı Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun; bütün tarikatlarla birlikte şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük, gaipten haber vermek ve murada kavuşturmak amacıyla muskacılık gibi, eylem, unvan ve sıfatların kullanılmasını, bunlara ait hizmetlerin yapılmasını ve bu unvanlarla ilgili elbise giyilmesini de yasaklamıştır. 

Hatta bu kanun ayet gibi korumaya alınarak, 1982 anayasasında "İnkılap kanunları" (anayasanın 174. maddesine göre anayasaya aykırılığı iddia edilip iptal edilemeyecek kanun) arasında kabul edilerek koruma altına alınmıştır.

Peki Türkiye’de yaşayan Ermeni vatandaşlarımızın kendi patriklerini devletin izin ve denetiminde seçtiklerini biliyor musunuz? E hani laik devlet ne oldu şimdi! Hatta örnek verecek olursam;

Patrik II. Mesrop’un 2008 yılında ortaya çıkan rahatsızlığının ardından, Patriklik makamının nasıl yönetileceği konusu tam anlamıyla bir kaosa dönüştü. Patrik seçimi, Eş Patrik seçimi derken 29 Haziran 2010’da devlet tarafından ‘Patrik Genel Vekili’ seçilmesi izni verildi ve Patrikhane de bu yazıya en hızlı şekilde uyarak ertesi gün Başepiskopos Aram Ateşyan’ı ‘Patrik Genel Vekili’ olarak seçti. 

İşte gördüğünüz gibi laiklik sadece Müslümana “uygun görünen” “demokratik bir hak’’ yiyen olursa tabi!

Yapılacak yasal bir değişiklik ile inanç gruplarının, cemaatlerin, tekke ve zaviyelerin devlet kontrolü ile çalışmaları sağlanırsa toplumsal ayrım noktasına gelen bu durum düzeltilebilir.

Merdiven altı cemaatleşmeler son bulur.

Bu kuruluşların ihtiyaçları giderilirse, gelir ve giderleri kontrol altına alınırsa hem toplumsal birlik, sarsılan en hassas yerinden tamir edilmiş olur hem de devlet iç cephede milli birliği sağlayacak ortak noktayı imar etmiş olur.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Davs

Burası Türkiye Cumhuriyeti. İran değil. Yallah İran'a...

Nahit sazoglu

Gizli dünya devleti BM NATO IMf dünya Bankası UNESCO İsrail'e çalışmaktadır rockfeller Rothschildler Yahudilerin lobisi siyonizmdir kökleri dışarda olan zararlı yapilar lions rotary kulüpleri mason locaları acilen İçişleri bakanlığı tarafından kapatilmali siyon protokolleri devam ediyor ülkemizde ekonomik gelişmeler ancak demiryollarıyla olacaktır petrol şirketleri otomotiv şirketleri otobüs şirketleri lastik şirketleri cumhuriyet kurulduğundan bugüne kadar demiryollarini engellemişlerdir her ilimize hızli tren yapmaliyiz raylı sistemler geliştirmeliyiz yük ve yolcu taşımacılığında acilen demiryollarına geçmeliyiz
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23