Deprem demokrasi dinlemez, zorla kentsel dönüşüm olmak zorunda
Deprem demokrasi dinlemez, zorla kentsel dönüşüm olmak zorunda
ERTUĞRUL AKAR
23 Nisan 2025'te İstanbul'da meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki deprem, şehirdeki sismik riskleri ve hazırlık eksikliklerini bir kez daha gündeme getirdi. Marmara Denizi'nde, Silivri açıklarında gerçekleşen bu sarsıntı, İstanbul'un son 25 yılda yaşadığı en güçlü depremlerden biri olarak kaydedildi.
Deprem, İstanbul ve çevresinde büyük paniğe yol açtı. Panik sırasında 236 kişi yaralanırken, birçok kişi geceyi dışarıda geçirmeyi tercih etti. Şehir genelinde 12 bina tahliye edildi ve yüzlerce hasar bildirimi yapıldı. Fatih ilçesinde terkedilmiş bir bina çöktü.
Depremin ardından, İstanbul'un deprem hazırlıkları ve kentsel dönüşüm çalışmaları tekrar tartışma konusu oldu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin daha önce başlattığı deprem hazırlık planları, mevcut durumda ne kadar ilerlediği konusunda soru işaretleri yarattı.
Tutuklu İBB başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP’nin hükûmetin başlattığı ve ısrarla uygulamaya çalıştığı kentsel dönüşüm kampanyasına karşı koyması, CHP’li belediyelerin kentsel dönüşüme sırf siyasi olarak karşı olması İstanbul’a çok ağır bedeller ödetecek.
Bu deprem, İstanbul'un sismik risklere karşı ne kadar hazırlıklı olduğunu sorgulama fırsatı sunuyor. Kentsel dönüşüm projelerinin hızlandırılması, afet bilincinin artırılması ve altyapı güçlendirme çalışmalarının önceliklendirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde, daha büyük felaketlerle karşı karşıya kalma riski artacaktır.
Devletin bu depremi fırsat bilip ahlaksızca konut fiyatları, çadır fiyatları, deprem çantası fiyatları ile oynayanları tespit edip, ticari hayatlarını bitirecek cezalar kesmesi gerekiyor.
Deprem uzmanları, deprem konusunda pek de uzman değilmişler gibi hareket ediyorlar.
Her TV’ye çıkan farklı konuşuyor ve insanlar huzursuz oluyor.
Aslında bu konuda bakılması gereken tek kurum rasathane olmalı.
Bu olay, sadece bir uyarı değil, aynı zamanda harekete geçme çağrısıdır. İstanbul'un geleceği, bugün atılacak adımlara bağlıdır.
Bu konu belediyelere terkedilecek bir konu değil, doğrudan devletin büyük bütçelerle ve dahi zorla yapması gereken bir iştir.
TÜRKİYE’NİN BİR AN ÖNCE EL ATMASI GEREKEN KONULAR
PKK terör örgütü derhal kongreyi toplamalı ve kendini feshetmeli
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti daha fazla siyasi sıkışma yaşamadan müdahale edilmeli.
Bir oldu bittiye getirilip deniz yetki alanımız daha fazla işgal edilmeden Yunan’a dur denilmeli
Suriye ile hemen Akdeniz Deniz yetki anlaşması yapılmalı.
İnsanların enflasyonun altında ezilmemesi adına en azından belirli bir süre konut ve iş yeri kiralarının artış oranları düşük bir seviyede kalacak şekilde kanun yapılmalı.
İnsanların her güne bir operasyonla uyanıp huzursuz olmamaları için her şey usulüne uygun ve adil olmalı.
Ekrem İmamoğlu konusu artık kapanmalı.