Bebek katilliğinden barış güvercinliğine mi!
Bebek katilliğinden barış güvercinliğine mi!
ERTUĞRUL AKAR
Türkiye’de her konu mutlaka bağlamından kopartılıyor, mutlaka yanlış anlatılıyor, yanlış anlaşılıyor ve nasıl oluyorsa işin sonunda başlangıçtan çok farklı bir zeminde son buluyor.
Türkiye’de artık terör olmasın, analar ağlamasın, ekonomi rahatlasın, demokrasi herkes için güçlü olsun diye ara ara çalışmalar yapılmıştır.
Bu süreçlerin başarısız olmasının en önemli sebebi zarf ile mazrufun birbirine uyumlu olmamasıdır.
Çok uzağa gitmeye gerek yok en son adına “çözüm süreci” denilen bir “skandallar süreci” yaşadık.
O dönem de dedik ki niyet halis olabilir ancak yöntem yanlış, dönün bu yoldan. Mahkemeleri, adaleti bu yola kurban vermeyin. Bir tarafı onarmak için diğer taraf tahrif edilemez doğru değil dedik.
Gelinen sonuç hendek terör olayları, şehitler ve bozulan kamu düzeni oldu.
Şimdi yine uyarmak durumundayım ki;
Süreçte yanlış giden bir şeyler var!!!!
Devlet Bahçeli’nin tüm siyasi riskleri göğüsleyerek her babayiğidin yapamayacağı bir adım attığı inkâr edilemez ancak karşılığında muhatabın hangi adımları ne niyetle attığına dikkat etmezsek süreç yine fiyasko ve yine çatışma ortamına götürecektir Türkiye’yi.
DEM heyetinin İmralı’daki bebek katilini ziyaretinin ardından yapılan açıklama tarafların niyetlerinin çok başka olduğunu ortaya koyuyor.
Açıklamada terörden tek kelime edilmezken sanki bir sorun varmış gibi “Türk-Kürt kardeşliği” vurgusu yapılarak tartışmayı terörden ziyade toplumsal zemine çekmeye çalışıyorlar.
Öyle bir hava yaratılmaya çalışılıyor ki sanki Devlet, Bebek katili Apo’ya mecbur kalmış ve ayağına gitmiş gibi terörist Apo ve devlet yetkilileri eşit statüde gösterilmeye çalışılıyor.
Öyle bir dil kullanılıyor ki Suriye ve Ortadoğu örnek gösterilerek Türkiye de toplumsal çatışma ile tehdit ediliyor.
İşte zarf ile mazruf uymaz ise, muhatap ile sizin niyetiniz uymaz veya muhatap gizli ajandasına göre suiistimal siyaseti yapar ve siz de buna göz yumarsanız işin sonu yine hüsran olacaktır.
Devlet’in terör sona ersin diye başlattığı bu süreci başta terörist başı Apo olmak üzere Dem siyaseti sözde “Kürt sorunu’’ zeminine çekmeye çalışıyor bunu görmek zorundayız.
Bu süreç bebek katilini barış güvercini yapmasın, Kürtlerin katili PKK terör örgütü ve onun kurucusunu doğrudan muhatap alma süreci bu katili meşrulaştırmasın, bu süreç Apo’yu “Kürtlerin lideri’’ pozisyonuna getirmesin!
Biz bu uyarılarımızı sürece karşı olduğumuz için değil görevimiz olduğu için yapıyoruz.
Uyarılacak diğer kesim ise sözde milliyetçi geçinen köstekleredir.
Devlet’in yapmaya çalıştığını görmezden gelerek sadece terörist başı Apo’nun sanki durduk yere affedileceği, hemen yarın milletvekili olacağı gibi bir algı yaratmaya çalışıyorlar. Bu tavır en az terör örgütünün verdiği zarar kadar tehlikelidir ve tam da terör örgütünün istediği tavırdır.
Dün Apo özgür kalsın, heykelini dikeceğiz, Türk devleti katildir diyenlerle beraber yürüyen “milliyetçiler’’ bu gün terörün bitmesi için yürütülen süreci baltalamaya çalışıyorlar. Varsa öneri ve uyarılarınız alalım ama yoksa da toplumu karıştırmaktan vazgeçin.
Sonuç olarak, Türkiye’de terörün sona ermesi için hem güvenlik önlemleri hem de toplumsal, ekonomik ve politik reformlar bir arada uygulanmalıdır. Kapsayıcı bir yaklaşım, yalnızca güvenlik tehditlerini bertaraf etmekle kalmaz, aynı zamanda toplumsal huzuru ve barışı da pekiştirir. Bu süreçte sabır, kararlılık ve uzun vadeli planlar gereklidir.