Size N’oluyor!?
Siyasette sıkça kullanılan bir üslûp vardır,
Dolaylı anlatım ya da dolaylı mesaj derler.
Hani “Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” durumu..
Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhtarlar toplantısında Lozan’a çakması aslında bu duruma cuk diye oturuyor.
Fakat ona geçmeden önce, şu anti Erdoğancıların kopardığı yaygaraya biraz değinmek gerekir.
Sözüm ona bazı entelektüel tarihçi ve yazarlar ile yılların kallavi siyasilerinden arka arkaya öyle açıklamalar geliyor ki, evlere şenlik..
Tabi bunların derdi her zamanki gibi aynı ve yıllardır hiç değişmedi. Yine yakın tarih üzerinden hamasi bir tartışma çıkarıp “laiklik elden gidiyor, hadi bakalım ordu göreve” gibi analog döneme ait çığırtkanlıkları tekrar canlandırmanın peşindeler.
Biz diyoruz ki;
21. yüzyıldayız,
Artık dünya globalleşti,
Elin oğlu uzaydan Dünya’ya atlıyor diyoruz!
Ama yok,
Ne derseniz deyin, kargadan başka kuş yok bunlar için. Döndürüp dolaştırıp illa meselenin içinden bir laiklik safsatası çıkaracaklar.
Hadi diyelim ki çıktı. Peki Cumhurbaşkanı’nın muhatabı kim?
İsmet paşa mı?
CeHaPe mi?
Yoksa açlıktan ikindi de yatan Yunan Dışişleri bakanı mı?
Kim!?
Kalkıpta Kemal Kılıçdaroğlu’nu muhatap alacak değil herhalde.
Ya da
Sırf Yusuf Halaçoğlu “Cumhurbaşkanı Lozan’ı bilmiyor” desin diye böyle bir çıkış yapacak hali de yok!
Tabi namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmazmış. Bunlarınki de o misal..
Yeter ki eleştirsinler, nedeni hiç önemli değil.
Hâlbuki az biraz kafalarını kaldırıp içinden geçtiğimiz sürece bir baksalar meselenin bir iç siyaset konusu olmadığını, Cumhurbaşkanı’nın aslında Lozan üzerinden Küresel Oligartlara ince bir gönderme yaptığını idrak edecekler.
Ne diyordu Cumhurbaşkanı konuşmasında;
15 Temmuz’un;
“1912’den 1923’e kadar geçen kısa sürede 1/5’e düşen topraklarımızdan elimizde kalan son parçaya karşı bir işgal teşebbüsü olduğunu ve Milli İradenin buna karşı adeta ikinci bir Kurtuluş Savaşı mücadelesi verdiğini, şayet darbe başarılı olsaydı Sevr Antlaşmasını dahi aratacak bir dayatmayla karşı karşıya kalacağımızı vurguluyor ve akabinden o dönemde Sevr’in gösterilip Lozan’a razı edildiğini ve bunun bir zafer olmadığını” ekliyor.
Doğrusu bölgede gelişen olaylara baktığımızda Cumhurbaşkanı’nın bu açıklamaları oldukça yerinde ve manidar duruyor.
Sadece 15 Temmuz değil aynı zamanda Suriye ve Irak olmak üzere bütün bu topraklarda emperyalistlerin yeni bir Sykes-picot ya da yeni bir Lozan çizmek istediği apaçık ortada.
İşte Cumhurbaşkanı tam da buna atıfta bulunarak;
Artık masada eski Türkiye’nin oturmadığını,
Gezi parkı veya 15 Temmuz gibi bir takım dayatmalar üzerinden bu milletin diz çöktürülüp razı edilemeyeceğini,
gerekirse bu konuda yeni kurtuluş mücadeleleri verileceğini belirterek,
Hiçbir şeyin artık öyle eskisi kadar kolay olmayacağının mesajını net bir şekilde veriyor.
Yani diyeceğim o ki;
Meselenin sizinle bir alakası yok.
Kaldı ki,
“Bizim Suriye’de ne işimiz var” diyenlerin bu inceleri görmelerini zaten beklemiyoruz.
Gölge etmeyin yeter…