Sindiremeyen gargara yapsın!
Darbe girişiminde hain emellerine ulaşamayan kan böcekleri, çaresizliğin son demlerinde şuursuzca sağa sola saldırmaya başladı. Denize düşenin yılana sarıldığını anlarız da, FETÖ/PKK/DAEŞ terör örgütü gibi üç yılanın birbirlerine bu kadar sıkı sarıldığını ilk defa görüyoruz. Kandan ve vahşetten önünü göremez duruma gelen bu hastalıklı güruh yaptıkları her eylemle kendilerini eritirken diğer yanda Türk toplumunun olaylardan daha diri ve daha güçlü çıktığının farkında değiller. Tabi aynı hastalıklı durum bunları yönetip yönlendiren üst akıl içinde geçerli.
Özellikle Fırat Kalkanı Operasyonuyla birlikte kuyruk acısı çekenler bir bir dökülmeye başladı. Bunların en başında her zamanki gibi Amerikan ve İngiliz medyası geliyor. Düne kadar Türkiye’yi DAEŞ’e silah ve lojistik destek vermekle itham eden New York Times gazetesi, Türkiye’nin şimdilerde yürüttüğü operasyonları “istila” olarak nitelemiş. Görünen o ki Amerikan medyasının iki yüzlülük konusunda zirveyi kimseye kaptırmaya niyeti yok. Diğer paçavra ise İngilizlerin Financial Times gazetesi… Onlarda Türkiye’nin başlattığı operasyonlara anlam veremiyorlarmış. Bunda anlamayacak bir şey yok, sizlerin tarih boyunca sürekli işgal ve sömürü için gittiğiniz topraklara şimdilerde Abdülhamit’in torunları huzur ve sükûnet için gidiyor.
Tabi bütün bu hazımsızlıkların sebebi sadece YPG ve DAEŞ terörüne karşı yapılan operasyonlardan mütevellit değil, batıyı asıl tedirgin eden durum Türkiye’nin bundan sonraki süreçte gerek bölgesel gerekse uluslararası denklemde oldukça önemli bir küresel aktör olması. Normal şartlarda dahi Türkiye’nin varlığından rahatsız olan “batılı dostlarımız” hele birde söz konusu Suriye olunca bizi bu denklemin dışında tutmak için ellerinde bulunan bütün kartları sonuna kadar oynuyorlar. Çünkü Emperyal terörizmin Suriye’yi kaybetmesi demek bir anlamda Ortadoğu’daki jeopolitiğini kaybetmesi demektir. Bu uğurda milyonlarca insanın sığınmacı konumuna düşmesine, yüzbinlerce insanında katledilmesine sebep oldular ve şimdi ise sınırlarımızda bombalar patlatarak bölgedeki kaosu olabildiğince uzun zamana yaymaya çalışıyorlar. Fakat şartlar ne olursa olsun er yada geç Bilad’üş Şam gerçek hamileriyle tekrar eski huzur ve ihtişamına kavuşacaktır, bugünlerde dört bir yandan gelen saldırılarla zor ve sancılı günler geçiriyor olabiliriz fakat gecenin en karanlık anı şafağa en yakın olanıdır. Yakında güneş bizim üzerimize döndüğünde bütün bu kirli planları yapanlar o karanlık dehlizlerinde boğulacaktır.